|
 |
|
Beklenen oldu, beklenmeyen de olabilir...
Nihayet beklenen oldu ve Amerika Afganistan’a saldırdı. Ama nedense meşru bir tepkiyi gayri-meşru yöntemlerle göstermeyi seçti. İsteseydi rahatlıkla BM Güvenlik Konseyi’nden karar çıkartabilirdi. Kendisine ne Çin’in ne de Rusya’nın karşı koyacağı vardı.
Neyse ki Bin Ladin suçunu itiraf etti de, meşruiyet sorunu gündemden büyük ölçüde düştü. Bu yazı kaleme alındığı sırada İran ve Irak dışında saldırıya tepki gösteren devlet yoktu. Söylendiği gibi sivil kayıplar azsa, sivil tepki de fazla olmayacak demektir.
Zaten Taliban’ın arkasından ağlayacak devlet bulmak da imkansız. Hamileri Pakistan bile onları gözden çıkarttı. Saldırı ertesinde yaptığı basın toplantısında Müşerref, Amerika ile pazarlıklarını açıklarken kurulacak yeni yönetimde söz sahibi olmak istediklerini söyledi. Özbekistan, Tacikistan, Çin, Rusya ve Keşmir sorunu yüzünden Hindistan bu topraklarda yetişen Taliban patentli militanlardan yeterince çekti.
İran’ın tepkisi ise müdahalenin yöntemine ilişkin. Yoksa kanlı bıçaklı olduğu Taliban yönetiminin geleceğinden endişe ettiği falan yok. İran üç yıl önce Taliban’ın Mezar-ı Şerif’de diplomatlarını öldürmesinin ardından az daha Afganistan’a giriyordu.
Üstelik Tahran yönetimi Taliban’ı kendisinin çevrelenmesi politikasının parçası gibi görüyor, Orta Asya’daki etkisinin sınırlanması için araç olarak kullanıldığına inanıyor. Tepki gösterdiyse, keyfi müdahalelerin ilerde başına bela olabileceğinden çekinmesi yüzündendir.
Ancak Irak dışında kimsenin müdahaleye itiraz etmemesi yeni kurulacak, terörizmi dışlayan yönetimden mutlu olacakları anlamına gelmiyor. Herkesin gönlünde yatan aslan farklı.
Özellikle Pakistan bölgede kendi çıkarlarını koruyan, Hindistan karşısında “İslami Derinlik” sağlayan, “Paştunistan” ayrılıkçılığını körüklemeyen bir Afganistan görmek ister. Bir de bu Afganistan Keşmir’de Hindistan’ın başına bela olacak militanlar yetiştirmeye devam ederse, değme keyfine gitsin.
Böyle bir Afganistan ise sadece Batı ittifakının Afganistan’a kendisinin girip, dağ tepe dolaşıp, sokak sokak çarpışıp Taliban’ı temizlemesi ve bölgenin sorumluluğunu bir kez daha Pakistan istihbarat servisine bırakması ile gerçekleşir.
Oysa Amerika’nın ne Afganistan’da maceraya atılmaya, ne de taşeronluğu Pakistan’a teslim etmeye niyeti var. Onlar bin Ladin için nokta operasyonları yapmayı, Taliban’dan kurtulmak için Kuzey İttifakını kullanmayı planlıyor. Kuzey İttifakı’nın kullanılması ise Pakistan’ın hayallerinin sonu demek.
Pakistan şimdilik İngiltere ve Amerika’dan aldığı güvenceleri askeri diktatörünün ağzından dünyaya ilan ediyor, kontrolü dışına çıkabilecek gelişmeler için tedbir alıyor. Ama bu operasyon uzayacak, gelişmeler beklentilerini karşılamayacak ve sonuç alınamayacak olursa, Pakistan oyun bozanlık edebilir. Sivil kayıpların olması halindeyse kendi içinden gelen baskılara dayanamaz.
Amerika önderliğinde oluşturulan fiili ittifak bir yerlerde Pakistan’ı tatmin etmek zorunda. Aksi takdirde Afganistan sorununu çözelim derken dünyanın karşısına bir de Pakistan sorunu çıkabilir.
Pakistan’ın tatmin edilebileceği, kamuoyunun yatıştırılabileceği, stratejik derinlik ihtiyacının ortadan kalkacağı tek yer de Keşmir. Kangrenleşmiş Keşmir sorunu çözülebilirse, Hindistan uzlaşmaya ikna edilebilirse, mesele yok.
Fakat edilemezse Robert Fisk’in Independent’da iddia ettiği gibi Afganistan müdahalesiyle tektonik tabakalar harekete geçebilir. Medeniyetler çatışmasa da Hindistan ve Pakistan çatışabilir.
Unutmayalım ki her iki ülkenin elinde de nükleer silahlar var...
|
|
 |
|