|
 |
|
Trabzon Buluşması
Nisan sonunda Azerbaycan, Gürcistan ve Türkiye cumhurbaşkanları Trabzon’da buluştu ve buluşma basına ne yazık ki daha çok magazinsel lojistik sorunlarıyla yansıdı. İçişleri Bakanları arasında imzalanan teröre karşı işbirliği anlaşmasının içeriğinden ziyade hangi büyükelçimizin zırhlı arabasına kimin bindiğini öğrendik. Yapılan resmi açıklamalar da merakımızı tatmin etmeye yetmeyecek boyutta kaldı.
Dişe dokunur tek açıklama terörizme karşı yapılan işbirliğinin üçüncü ülkelere karşı olmadığı yönündeydi. Yani Azerbaycan, Gürcistan ve Türkiye sadece Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattının güvenliğini sağlamak amacıyla birlikte hareket etmeyi öngörmekteydiler. Yoksa Ermenistan’dan, İran’dan ya da Rusya’dan gelebilecek tehditlere karşı bir ittifak oluşturmuş değillerdi.
Ama hala toplantının neden Trabzon’da yapıldığını, terörizme karşı işbirliğinin neleri kapsadığını, kimlerin terörist olarak kabul edildiğini, Gürcülere teröre karşı askeri eğitim verecek ilk parti Amerikan askerlerinin Tiflis’e gelmesiyle bu toplantının zamanlanması arasında bir bağlantı olup olmadığını bilmiyoruz.
Bildiğimiz, daha doğrusu görebildiğimiz Gürcistan’ın istikrarının ve hatta Şevardnadze’nin iktidarının Türkiye açısından öneminin iyice ortaya çıktığı, Acar ve Abhaz lobilerinin taleplerinin arka plana itildiği, Pankisi Vadisinde bulunduğu söylenen silahlı militanların aslında Gürcistan’a yerleşmek için bahane olarak kullanıldığı, gerçek amacın Rusya’nın bu ülke üstündeki etkisini azaltmak olduğu.
Türkiye bu amacına ulaşır, yani Gürcistan üstündeki Rus etkisini zayıflatır, üstelik bir de Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki ilişkilerde ilerleme kaydedilmesini temin ederek Ermenistan’ın bize ve dolayısıyla Batıya yakınlaşmasına yardımcı olursa, görünebilir bir gelecekte Doğu sınırlarını garantiye alır. Bulgaristan ve Romanya’nın NATO’ya girmesiyle uzunca bir süre potansiyel Rus askeri tehdidinden çekinmesine gerek kalmaz.
Bu amacın gerçekleşmesi için aslında Gürcüler de ellerinden geleni yapıyor. NATO ve Amerika ile flört ediyor. Ülkelerindeki Rus üslerinin kapanması için çalışıyor. Hatta barış gücü kisvesi altında Gürcistan’daki varlıklarını meşrulaştıran Rus askerlerinin çekilmesi amacıyla BDT üyesi diğer ülkelerden yardım istiyor.
Geçtiğimiz günlerde Ukrayna’ya resmi ziyarette bulunan Gürcistan Parlamentosu Başkanı Nino Burjanadze Rusya yerine Ukrayna’nın Abhazya’daki barış gücü misyonunu üstlenmesi için talepte bulundu. Ukrayna ise Ocak ayında Dışişleri Bakanı Anotoli Zlenko’nun ağzından ülkesinin BM şemsiyesi altında olmak kaydıyla böyle bir görevi üstleneceğini açıklamıştı.
Ancak durum göründüğünden daha karışık. Ruslar istese bile bağımsızlık ateşi ile yanıp tutuşan ya da kaderini bir başka devletle birleşmekte gören “azınlıklar” Rusların gitmesini istemiyor. Abhazlar, Amerikalılarca eğitilip, donatılan Gürcü askerlerinin silahlarını sonunda kendilerine çevireceğinden korkuyor. Ermeniler içinse bölgelerindeki Rus üsleri güvence olmanın ötesinde ekmek kapısı. Zayıf ekonomileri Ruslar sayesinde ayakta duruyor.
Zaten Rusların da öyle kolay kolay Gürcistan’ı terk etmeye niyeti yok. Arka bahçelerinde huzursuz edilmekten son derece rahatsızlar. Rus basını Amerikan askerleri haberine ateş püskürdü. Putin, büyük bir olasılıkla Hattap ve Basayev’in ortadan kaldırılması için aldıkları yardım karşılığında, Amerikan askerlerinin Gürcistan’a gelişini “trajedi değil ya” şeklinde yorumladı.
Ama Rusya Çeçenistan ile işi bittikten sonra Amerikan ve Türk varlığına aynı hoşgörüyü göstermeyebilir, olan biteni trajedi olarak da yorumlayabilir. Umarız Ankara bizim bildiklerimizin ve gördüklerimizin Rusya tarafından da görülebileceğinin, stratejik rekabetin istikrarsızlığı körükleyebileceğinin farkındadır. Çünkü işler sarpa sararsa Amerika 200 askerini çeker, sonra Rusya ve Gürcistan batağı ile biz baş başa kalırız. Durup dururken başımızı belaya sokarız...
|
|
 |
|