|
 |
|
NATO Light
Roma’da Rusya’nın NATO üstündeki etkisini arttırmak amacıyla atılan adımlar Amerikan basınında tepkiyle karşılandı. Hatta bazı yazarlar NATO’nun Afganistan’da öldüğünü iddia etti. Çünkü Amerika kendi güvenliğini kendisinin sağlayabileceğini Afganistan’da görmüştü ve Atlantik ittifakına artık ihtiyacı kalmamıştı. Dolayısıyla askeri harcamalarını bir türlü arttırmak istemeyen, arttırsa bile benzer güvenlik endişelerini taşımayan Avrupalılara Amerika’nın gereksinimi yoktu.
Yani bundan böyle Amerikan vatandaşının cebinden çıkan paralarla Avrupa’nın güvenlik sponsoru olmak anlamlı değildi. Üstelik bir de bu kulübe Rusya’nın yerleştiği, ittifakın kuruluş amacının ortadan kalktığı düşünüldüğünde, Amerika’nın NATO’yu dikkate alması büsbütün lüzumsuzdu. Yani Rusya’nın tehdit olmadığı bir dünyada NATO’ya ihtiyaç yoktu.
Belki siz dünya politikasını ciddiye alanlardan olabilirsiniz. Popülist retorikle NATO gibi bir örgütün asla gözden çıkartılamayacağını düşünebilirsiniz. Konuya biraz aşinalığınız varsa İttifakın kuruluş amacının sadece Sovyet tehdidi olmadığını söyleyebilirsiniz. Ama boşuna yorulmayın, bu ilk değil. NATO’nun ölüm ilamı bundan önce de pek çok kez yazıldı.
Berlin Duvarı yıkıldıktan, Varşova Paktı çöktükten, özellikle de Sovyetler Birliği tarihe karıştıktan sonra ittifakın günleri değilse bile yıllarının sayılı olduğu söylendi. Nice “saygın” akademisyen, pek çok “etkili” Senatör, her yaştan “önemli” gazeteci NATO’nun modasının geçtiğini ilan etti.
Neyse ki NATO, ilan ve ilamlara rağmen ölmedi, öldürülemedi. Kendini yeniden tanımlayabilmeyi, yeni işlevler kazanabilmeyi becerdi. KAİK, BiO gibi katılanları çorbada bizim de tuzumuz var diye düşündürerek mutlu edecek danışma mekanizmaları kuruldu. Üye sayısı 19’a çıkartıldı. Bosna’da, Kosova’da müdahaleler yapıldı. İnsanlık dramlarının yaşanması, Balkanların istikrarının iyice sarsılması önlendi. Tarihinde ilk kez 11 Eylül yüzünden 5. maddesi çalıştırıldı.
Ancak bunlar ne Amerika’ya, ne de Avrupa’ya yetti. Amerika, Avrupa’nın dünya jandarmalığında yeterince sorumluluk almadığından; elini cebine, askerini ateşe atmaktan çekindiğinden şikayet etti. Avrupa ise Amerika’nın tek taraflılığında, burnundan kıl aldırmaz tavrından yakındı.
Yine de kimse ittifakı feda etmeyi göze alamadı. Rusya korkusu NATO’yu ayakta tuttu. Rusya’nın hala Avrupa karşısında potansiyel bir tehdit olduğu düşünüldü. Böylece Avrupa ile Amerika arasındaki zayıf bağ korundu. Eğer kurulan NATO-Rusya Konseyi başarılı olursa, başka bir deyişle Rusya tehdit olmaktan çıkıp zaman içinde müttefik olursa, NATO’nun anlamı paradoksal bir şekilde bu sefer gerçekten kalmayacak. Ya da en azından NATO eski NATO olmayacak.
Gerçi şimdilik Rusya sadece belli konularda fikri sorulan sessiz ortak rolünde ama bunun değişmeyeceğinin hiçbir garantisi yok. Ayrıca yıl sonunda yapılacak Prag zirvesinde de İttifak bir kez daha genişleme kararı vererek daha da farklı çıkarların aynı çatı altında korunmaya çalışıldığı bir yapıya dönüşecek. Yani aslında etkinliği zaten azalacak.
Kısacası İttifak, Amerika’nın kaprislerine, Avrupa’nın ODGP’sının gelişmesine ayak uydurabildiği, Rusya sabretmeyi becerebildiği takdirde, savunma ve caydırıcılık boyutunu tarihe gömüp sadece istişareye ve müdahaleye yönelik bir örgüte dönüşecek. Yani “NATO Light” olacak...
Daha önceki yazıları:
Top karşı tarafta
Kendini aşmak
Trabzon Buluşması
Acele etmeyelim...
Biraz Bocaladıktan Sonra
Durum Tespiti
Arap Zirvesi’nin Ardından
Cheney’nin Ardından
MGK Genel Sekreteri Kılınç ne demek istedi?
Ems Telgrafı
Bir Buluşmanın Ardından
Post-Huntingtonian Bir Dünyaya Doğru
Samson Devletleri
KEİ’ye hayat öpücüğü
Amerika Keşifleri
Türkiye’nin Irak İkilemi
Irak’a Müdahale
Yeni Yıl Falı
Yerinde karar
ABM sizlere ömür...
AGSK nedir? Ne işe yarar? Ne kazandırır? Ne kaybettirir?
İnanılmazı Gerçekleştirmek
Sıra Irak’a Gelirse...
Biri müteşekkir, diğeri kaygılı
Huntington’u Mahcup Edecek Tek Ülke
Kıbrıs Meselesi
İncir Yaprağı
Felaket Senaryosu
Asker Gönderme
Beklenen oldu, beklenmeyen de olabilir...
Kim haklı?
Meşruiyet Sorunu
Ufuk Turu
|
|
 |
|