10 Şubat 2012
Pazartesi
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Avrupa Birliği
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon

HÜRRİYET EKLER
Bilim
e.yaşam
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Cumartesi
Cuma
Kelebek
Mobil Hürriyetim
Arşiv Arama
Bize Ulaşın
Reklam

Zirve Dersleri

Çankaya’daki AB Zirvesinden herkes ayrı dersler çıkarttı. Kimisi hükümetin sonunun geldiğini müjdeledi, kimisi yeni bir krizin başladığını, kimisiyse tam tersine sorunun çözüm yoluna girdiğini. Eğer belli bir yazarın tiryakisi değilseniz, aklınınız karışmaması imkansız. Siyasi açıklamalar da bize hiç yardımcı olmuyor. Partilerin ne yapmak istediklerini biliyoruz ama ne yapacaklarını bir türlü kestiremiyoruz.

MHP ve DYP’nin açıklamaları net değil. Sanki dertleri üzüm yemekten çok bağcı dövmekmiş gibi davranıyorlar. Özellikle Tansu Çiller siyasi hayatımızın en müstesna fırsatçılık örneklerini sergilemekle meşgul. Ayrıca Türkiye’nin bir de Başbakan sorunu var. Türkiye siyasetinin geleceği ve AB üyeliğimizin akıbeti konusunda kesin bir şey söylemek için hala çok erken. Ancak Çankaya zirvesinden ve öncesinden yine de bazı sonuçlar çıkartmak mümkün:

Kurtuluş Savaşı’ndan bu yana Türkiye tarihinde ilk kez bir sorun bu denli kapsamlı tartışıldı. Daha önce hiç bu kadar çok sayıda sivil toplum örgütü bir araya gelip “biz şunu istiyoruz” dememişti. Ne NATO, ne BM, ne AGİT, ne de Avrupa Konseyi üyeliği için devleti yönetenler halkın baskısını hissetmişti. Türkiye NATO’ya ya da başka bir örgüte üye olduysa bunun nedeni halkın talebi değil “reel politikanın” gerekleriydi. Hatta o zamanın AB’si olan AET’ye bile Türkiye Yunanistan başvurdu diye başvurmuştu.

Anlaşılan artık olgunlaştık. Taşın altında eli olanlar kendilerini doğrudan ilgilendiren sorunlara taraf olabilmekte. Eğer bir ülkede İpsala Çeltik Üreticileri Derneği gibi mahalli dernekler bile uzun vadeli çıkarlarının nerede olduğunu görebiliyorsa arkası nasılsa gelir, hamaset yerini siyasete bırakır, demokrasi tüm kurum ve anlayışıyla yerleşir. Çünkü zaten Kopenhag Siyasi Kriterlerinin, yani demokrasi ve insan haklarının gerçek güvencesi sivil toplumdur.

Sivil toplumun gelişimine uyum sağlayamayan siyaset esnafı iflasa mahkumdur. Bugün ülke nüfusunun neredeyse üçte birini temsil eden örgütlü ve üstelik etkili kesim Meclis ve Hükümetten reformları bir an önce hayata geçirmesini, askerlerden ise köstek olmamasını isterken kısır siyasi hesaplarla Çankaya Zirvesi’ne katılmayanlar, Ulusal Program’da verdikleri taahhütleri yerine getirmekten kaçınanlar Türkiye siyasetinde uzun soluklu olamazlar. Ülkenin geleceğinin belirleneceği böylesi hayati bir dönüm noktasında açık ve net bir siyasi tutum takınamayan, hesabını hükümet devirip iktidar olma üstüne yapan Tansu Çiller geleceğin değil geçmişin lideri olduğunu bir kez daha ispatlamıştır.

Devlet Bahçeli liderliğindeki MHP ise sadece Türkiye’nin önünü tıkamakla kalmamakta, aynı zamanda büyük bir siyasi kumar da oynamaktadır. Türkiye kendilerine rağmen üstüne düşen sorumlulukları yerine getirir de Kıbrıs kartı sayesinde yıl sonunda AB’den bir şekilde takvim alabilmeyi becerirse, MHP artık şehit edebiyatı da yapamayacağı için tamamen marjinalleşecektir. Kopenhag Siyasi Kriterleri’nin yerine getirilememesi durumunda ise, AB’ye girememenin faturası MHP’ye kesilecektir. Türkiye’nin ekonomik, siyasi ve askeri çıkarlarının tehlikeye attıkları, vatansever olduğunu iddia eden bir partinin vatana ihanet ettiği söylenecektir.

AK Parti, Genel Başkanı hakkındaki iddialar ve davalar bir yana Çankaya zirvesinde Türkiye’nin geleceğinde rol oynayabilecek potansiyele sahip olduğunu göstermiştir. Parti dini referanslarına ve siyasi kökenindeki AB paranoyasına rağmen reform sürecini destekleyeceğini açıkça ilan etmiş, Başbakanın sağlık sorunlarını suiistimal etmeye kalkmamıştır. Parti yöneticilerinin ne dediği MHP ve DYP’den farklı olarak anlaşılabilir ve anlatılabilir niteliktedir. AK Parti bir kez daha sistem partisi olduğunu kanıtlamıştır. Türkiye Kopenhag Kriterlerini yerine getirip, AB’den takvim alabilirse, AK Parti gönül rahatlığıyla çorbada tuzunun olduğunu söyleyebilecektir. Genişleme sürecinden dışlanmamız halinde sorumluluğu başkalarına atabilecektir.


Ana Sayfa | Son Dakika | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım

© Copyright 2012 Hürriyet