10 Şubat 2012
Pazartesi
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Avrupa Birliği
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon

HÜRRİYET EKLER
Bilim
e.yaşam
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Cumartesi
Cuma
Kelebek
Mobil Hürriyetim
Arşiv Arama
Bize Ulaşın
Reklam

Yokluğu Hissedilecek

Hükümet ve oluşum senaryoları arasında Cem’in Dışişleri Bakanlığı sırasında oynadığı rol unutuldu. “Derviş giderse ne yaparız” diye ağlayanlar nedense “Türk dış politikası ters giderse ne yaparız” diye düşünmek zahmetine katlanmadı.

Oysa önümüzdeki günler Türkiye’nin önünü açacak ya da geleceğini karartacak gelişmelere gebe. AB’nin Kopenhag zirvesinde Türkiye’ye tarih vermesi olasılığı her geçen gün artıyor. Bush yönetimi piyasaya ısrarla Saddam’ı yerinden etme senaryoları sürüyor.

Tarih için sadece Kopenhag Kriterlerini yerine getirmek yetmez. Birilerinin AB üyesi ülkeleriyle pazarlık etmesi, Kıbrıs için görüşmesi, Türkiye’nin isteklerini lisanı münasiple müstakbel ortaklarına anlatması gerekiyor.

Benzer şeyler Irak müdahalesi için de geçerli. Bu müdahale sırasında bir koyup beş vermek de mümkün, pazarlık edip kazançlı çıkmak da. Pazarlık ederseniz belki Amerikalı dostlarımız sırtımızı sıvazlamaz. Wolfowitz bir daha bize bizi övmez. Pazar günü Conrad Otel’deki TESEV konuşmasındaki gibi kırk kez Atatürk’ün büyük öngörüsünden ve devlet adamlığından bahsetmez. Ama yine de biz karlı çıkarız.

Evet, hükümetin günlerinin sayılı olduğu doğru. Üstelik bu geçiş döneminde Dış Politika konularında uzman ve Kıbrıs sorununu çok yakından tanıyan, bu özelliği nedeniyle de şahin olarak bilinen Şükrü Gürel bakanlık koltuğunda oturuyor. Ancak ne yazık ki böylesi hassas bir dönemde ve bu kadar kısa bir zamanda dosya hakimiyetini sağlaması kim olursa olsun imkansız.

Dahası, Gürel ve Türkiye hükümetin geçiciliği nedeniyle de şanssız. Dünyada çok az yönetim geçiciliği bu denli tescilli bir hükümet ve onun Dışişleri Bakanı ile ciddi işler yapmak isteyecektir. Herkes seçimi ya da yeni kurulacak hükümeti bekleyecektir.

Yaptıklarını, tarzını, konuşmasını beğenseniz de beğenmesiniz de İsmail Cem Cumhuriyet tarihinin Dışişleri Bakanlığı görevinde en uzun kalan dördüncü bakanıydı. Tevfik Rüştü Aras 1925-1938 arasında kesintisiz 13 yıl görevde kalmış, onun rekorunu hemen hemen aynı yıl ve ayla İhsan Sabri Çağlayangil yakalamıştı. Eğer bu hükümet normal ömrünü tamamlayabilseydi, Cem Fuat Köprülü’ün 6 yıllık üçüncülüğünü elinden alabilirdi.

Cem belki Guinness Rekorlar Kitabına giremezdi, ama Türkiye’yi AB rotasına sokabilir, Kuzey Irak’ta taviz elde edebilir, Ortadoğu barış sürecinde rol oynamamızı daha kolaylıkla sağlayabilirdi. O zaman da şans yüzüne bu denli gülmeyebilir. Parti başkanlığı koltuğunu bir başkasına kaptırabilirdi.

Çok bilen bir “büyüğümüzün” söylediği gibi demokraside çareler tükenmez. Bir Cem gider başka bir Cem gelir. Gelir ama dosya hakimiyeti sağlayıp, dünyayı anlayana kadar geçen süre içinde ülke de çok şey kaybedebilir.

Kaldı ki günümüzde diplomasi de gereğinden çok kişiselleşti. Siyasiler arasında kurulan ulus aşırı dostluklar bazen sorunlar çözümüne, krizlerin tırmanmamasına, hatta üyeliklerin desteklenmesine katkıda bulunuyor.


Cem ile Papandreu arasındaki ilişkiler bu denli senli benli olmasaydı, iki ülke ilişkileri büyük bir olasılıkla şimdikinden çok farklı olurdu. İki bakanın Filistin ve İsrail’e birlikte gidebileceklerini hayal bile edemezdik...


Daha önceki yazıları:
  • UCM ve Türkiye
  • Bush’un Önerisi
  • Kazalar ve Boğazlar
  • Zirve Dersleri
  • NATO Light
  • Top karşı tarafta
  • Kendini aşmak
  • Trabzon Buluşması
  • Acele etmeyelim...
  • Biraz Bocaladıktan Sonra
  • Durum Tespiti
  • Arap Zirvesi’nin Ardından
  • Cheney’nin Ardından
  • MGK Genel Sekreteri Kılınç ne demek istedi?
  • Ems Telgrafı
  • Bir Buluşmanın Ardından
  • Post-Huntingtonian Bir Dünyaya Doğru
  • Samson Devletleri
  • KEİ’ye hayat öpücüğü
  • Amerika Keşifleri
  • Türkiye’nin Irak İkilemi
  • Irak’a Müdahale
  • Yeni Yıl Falı
  • Yerinde karar
  • ABM sizlere ömür...
  • AGSK nedir? Ne işe yarar? Ne kazandırır? Ne kaybettirir?
  • İnanılmazı Gerçekleştirmek
  • Sıra Irak’a Gelirse...
  • Biri müteşekkir, diğeri kaygılı
  • Huntington’u Mahcup Edecek Tek Ülke
  • Kıbrıs Meselesi
  • İncir Yaprağı
  • Felaket Senaryosu
  • Asker Gönderme
  • Beklenen oldu, beklenmeyen de olabilir...
  • Kim haklı?
  • Meşruiyet Sorunu
  • Ufuk Turu

  • Ana Sayfa | Son Dakika | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Yazarlar
    Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
    İnsan Kaynakları | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım

    © Copyright 2012 Hürriyet