23 Eylül 2002
Pazartesi
    mesaj grupları     yardım     üyelik     site haritası
Yenibir.com
Genç Hürriyet
Agora
Gündem
Politika
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
Arşiv
Bize Ulaşın

Kimin ne dediğini bırakın uygulamaya geçin...

Türkiye AB'ne entegrasyon yolunda Gümrük Birliği'ni gerçekleştirdi, mevzuat uyum çalışmalarını başlattı, Anayasası'nı değiştirdi, Medeni Kanunu'nu AB standartlarına büyük ölçüde uydurdu, aralarında idam cezası ve tartışmalı kültürel hakların da yer aldığı üç uyum paketini Meclisi'nden geçirdi. Şimdi haklı olarak AB'den üyeliğine ilişkin olumlu bir açıklama bekliyor. Gözler Aralık ayındaki Kopenhag zirvesine çevrilmiş vaziyette.

Zirvede AB üyesi ülkelerin hükümet ya da devlet başkanları Türkiye ile müzakerelerin ne zaman başlayacağını açıklarsa, Ulusal Programda söz verilip de henüz yerine getirilmeyen, yerine getirilip de henüz uygulamaya konulmayan pek çok reformun yapılması, Kıbrıs sorununun çözülmesi çok daha kolaylaşacak.

Ancak Avrupa'dan gelen mesajların çoğu cesaret kırıcı. Kimi uygulamaya bakarız diyor, kimi 3 Kasım'da iktidarın kime teslim edileceğine. Kimi ise çok daha açık sözlülükle Helsinki kararlarının tarihi bir hata olduğunu söylüyor. Neyse ki hükümetler düzeyinde gelen mesajlar bu kadar cesaret kırıcı değil. Özellikle Yunanistan kendi sorunlarını çözmek, Kıbrıs kilidini kırmak için Türkiye'nin üyeliğini destekliyor.

Doğrusunu isterseniz ben Kopenhag zirvesinden umutluyum. Dünyada neler olup bittiğini gören, Türkiye'nin kendi bölgesi içinde ne anlama geldiğini bilen, Ankara'nın stratejik yönelimlerinin değişmesinin Balkanlar'da, Kafkaslar'da, Ortadoğu'da ve Orta Asya'da ne gibi sorunlar yaratacağını hisseden AB ülkelerinin istemeye istemeye de olsa Türkiye'yi tatmin edecek adımlar atacağına inanıyorum.

Türkiye tatmin olmazsa Kıbrıs sorunu çözülmez, Almanya'daki, Fransa'daki Türkler huzursuz olur, Afganistan'da müttefiklerimiz başlarının çaresine bakarlar, AGSP sorununu bütçelerinden büyük kaynak ayırarak çözerler, Müslüman dünyanın haçlı ruhuyla hareket ettikleri suçlamasına maruz kalırlar, Türkiye'nin etkin olduğu pek çok yerde çıkarlarının zedelendiğini görürler.

Ama Türkiye'nin de Kopenhag'da istediği sonuca ulaşması için atması gereken adımlar var. Türkiye'nin seçim rehavetini üstünden atıp devletiyle, sivil toplumuyla, basınıyla AB meselesine sahip çıkması gerekiyor. Reformlar yapıldı deyip oturamayız. Reformları tartışmak, tanıtmak, bir an önce uygulamaya koymak, hepsinden önemlisi de içselleştirmek zorundayız.

Basınımız 30 Ağustos resepsiyonlarında generallerin ağzının içine bakmak refleksinden vazgeçtiğinde, generallerimiz emekli olurlarken yaptıkları konuşmalarda siyasi konular yerine askeri konulara değindiklerinde, yüksek yargı organlarımızın temsilcileri duygularına göre değil yasalara göre beyanat verdiklerinde, değiştirilmiş yasalardan doğan cezaların uygulanamayacağı herkes tarafından anlaşıldığında reformları, Avrupalı olmayı içselleştireceğiz.

Fakat o zamana kadar, yani bu makro sosyokültürel değişim yaşanana kadar da yapılacak çok iş var. Bir an önce RTÜK yasasının 4. maddesine eklenen farklı dil ve lehçelerde yayın yapılması hükmünün ne şekilde uygulanacağının belli olması, 2923 sayılı Yabancı Dil Eğitimi ve Öğretimi Kanunundaki değişikliklerin hayata yansıması gerekiyor. Dernekler kanununun uygulamaya geçmesi, Lozan azınlıklarının vakıflarının sorunlarının çözülmesi şart.

Kopenhag kriterleri sadece yasa çıkartmakla yerine gelmiyor, yasaların uygulanması da gerekiyor. 1995 Madrid Zirvesi kararları uyarınca uygulama da Kopenhag Kriterlerinden sayılmakta. Bu yüzden Türkiye reformların göstermelik olmadığını, hayata geçirileceğini ispatlamak durumunda. 3 Eylül'de toplanan bakanlardan oluşan komisyonunun çalışmaları bir an önce sonuçlandırılmalı. Çünkü AB Komisyonu yakında raporunu yazamaya başlayacak. Kaybedecek zaman yok...


Daha önceki yazıları:
  • Toprak yerine petrolden pay...
  • Çeçen Sorunu
  • Yeni Bir Dünya Düzenine Doğru
  • 12 Yılın Muhasebesi
  • Laço Tayfa
  • Yokluğu Hissedilecek
  • UCM ve Türkiye
  • Bush’un Önerisi
  • Kazalar ve Boğazlar
  • Zirve Dersleri
  • NATO Light
  • Top karşı tarafta
  • Kendini aşmak
  • Trabzon Buluşması
  • Acele etmeyelim...
  • Biraz Bocaladıktan Sonra
  • Durum Tespiti
  • Arap Zirvesi’nin Ardından
  • Cheney’nin Ardından
  • MGK Genel Sekreteri Kılınç ne demek istedi?
  • Ems Telgrafı
  • Bir Buluşmanın Ardından
  • Post-Huntingtonian Bir Dünyaya Doğru
  • Samson Devletleri
  • KEİ’ye hayat öpücüğü
  • Amerika Keşifleri
  • Türkiye’nin Irak İkilemi
  • Irak’a Müdahale
  • Yeni Yıl Falı
  • Yerinde karar
  • ABM sizlere ömür...
  • AGSK nedir? Ne işe yarar? Ne kazandırır? Ne kaybettirir?
  • İnanılmazı Gerçekleştirmek
  • Sıra Irak’a Gelirse...
  • Biri müteşekkir, diğeri kaygılı
  • Huntington’u Mahcup Edecek Tek Ülke
  • Kıbrıs Meselesi
  • İncir Yaprağı
  • Felaket Senaryosu
  • Asker Gönderme
  • Beklenen oldu, beklenmeyen de olabilir...
  • Kim haklı?
  • Meşruiyet Sorunu
  • Ufuk Turu

  • Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Yazarlar
    Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
    İnsan Kaynakları | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım

    Copyright 2001 Hürriyet