|
 |
|
Sorunlar ve Fırsatlar
Yeni Hükümetin önünde dış politikada çözüm bekleyen önemli sorunlar ve fırsatlar var. Eğer 58. Hükümet iyice kıvama gelmiş ve parametreleri büyük ölçüde bizim tarafımızdan belirlenmiş Kıbrıs sorununu çözebilirse, Kopenhag Zirvesi’nden müzakerelerin başlayacağı mesajını alabilirse, Irak’a yapılması olası müdahaleden Türkiye’nin karlı çıkmasını sağlayabilirse, Türkiye’nin önünü büyük ölçüde açar ve başka hata yapmadıkları takdirde iktidarı uzun ömürlü olur.
Ancak bu sorunları çözebilmek, problemleri fırsat haline dönüştürebilmek hiç kolay değil. Kıbrıs sorununda bile çözümün önünde engeller var. Annan’ın, içeriği hala kamuoyuna açıklanmayan ve kısa özetine bakarak olumlu bulduğumuz, paketinin dahi Türkiye’de bazı çevrelerde rahatsızlık doğurması, toprak karşılığı barış fikrinin arka plana itilmesi, yeni hükümetin taviz vermekle ve hatta şehit kanlarına ihanetle suçlanması olası. Şükrü Gürel’in giderayak yaptığına benzer açıklamaların devam edeceğinden hiç şüpheniz olmasın.
Ayrıca pazarlık etmek için paketten duyduğu memnuniyetsizliği yakında daha yüksek sesle dile getirecek Denktaş’ı ve Dışişleri bürokrasisini de çözümsüzlük muhalefeti kendi iddialarının delili olarak kullanacak. Müzakere masasına güçlü oturmak için söylenen şeyler hükümetin politikalarının yanlışlığının ispatı olarak görülecek. Bir de buna ülke batsın ama AKP başarılı olmasın korosu eklenince, Kıbrıs sorununda akıllar yine karışacak.
Irak meselesi de Kıbrıs gibi tuzaklarla dolu. Türkiye hem Saddam sonrası senaryolara göre hareket etmek, hem de daha uzun yıllar Saddam’lı bir Irak ile yaşayabileceği gerçeğini göz önüne alarak bölgeye ilişkin politikalar geliştirmek zorunda. Güvenlik Konseyi’nin 1441 sayılı kararı uyarınca Irak’a giden silah denetçileri yaptıkları aramalar sonucunda bir şey bulamazlarsa ve üstelik Irak da işbirliği konusunda çekimser davranmazsa, ABD’nin müdahale iştahının kursağında kalması olasılığı çok güçlü.
Dolayısıyla Türkiye Saddam’ı unutup Bush yönetimi ile pazarlığa giriştiğinde, komşusu Irak’ın yaratacağı imkanlardan mahrum kalma riskini de üstlenecek. Pazarlığa girişmediğinde ise Saddan sonrası Irak’ın şekillenmesi üstünde söz sahibi olamayacak. Kurulacak düzenin biçimini belirlemek ayrıcalığından, yeni yönetimin dağıtacağı ticari menfaatlerden yararlanamayacak. Yani tam bir bıyık, sakal ve tükürük hikayesi.
Neyse ki Türkiye’nin karşısındaki tüm sorunların hepsi bu kadar karmaşık değil. Yeni Hükümet en azından AB konusunda sergilediği kararlı tutumu yasal sürece tahvil ederek Kopenhag Siyasi Kriterlerinin tam olarak karşılanmasını, 2002 İlerleme Raporundaki eksikliklerin ve Ulusal Programdaki taahhütlerin yerine getirilmesini, uygulamadaki yanlışların giderilmesini sağlayabilir.
İşkencenin önlenmesi yolunda kesin tavır alan, cemaat vakıflarının sorunlarını gideren, ifade özgürlüğünün önündeki engelleri kaldıran bir Türkiye’nin dini referansları güçlü hükümetiyle Kopenhag’da çok daha fazla şansı var. En kötü Hıristiyan demokrat dahi ırkçı, ayrımcı, Huntingtoncu damgasını yememek için kolay kolay Türkiye’nin üyeliğine itiraz edemez. Avrupa’nın çok az ülkesi Türkiye’yi dışlamayı, kendisinden yabancılaştırmayı, İslam dünyasını karşısına almayı göze alabilir.
Üstelik yeni iktidarla birlikte Türkiye’nin önünde yeni ufuklar da açılmakta. Suriye şimdiden Başbakan Gül’ü ülkesine davet etti. Diğer Arap ve İslam ülkelerinin de Türkiye’ye karşı daha yakın politikalar izlemesi olasılığı artıyor. Yeni Dışişleri Bakanının bir zamanlar İslam Konferansı Örgütü’ne genel sekreter adayı olarak gösterilmek istenmesi Türkiye’nin bu ülkelerle olan ilişkilerini güçlendirecek bir diğer faktör. Ankara’nın Filistin sorununun çözümü yolunda atacağı en ufak adımın bölgede dikkatle izleneceğini, Türkiye’nin etkisini arttıracağını söyleyebiliriz...
Daha önceki yazıları:
Çözüm olursa...
Kredi Hepimizin
Beklenen Oldu
Kaş Yaparken Göz Çıkartmak
Yalan mı?
Kara bulutlar
Eğer doğruysa
Tarihe not düşmek için...
Kimin ne dediğini bırakın uygulamaya geçin...
Toprak yerine petrolden pay...
Çeçen Sorunu
Yeni Bir Dünya Düzenine Doğru
12 Yılın Muhasebesi
Laço Tayfa
Yokluğu Hissedilecek
UCM ve Türkiye
Bush’un Önerisi
Kazalar ve Boğazlar
Zirve Dersleri
NATO Light
Top karşı tarafta
Kendini aşmak
Trabzon Buluşması
Acele etmeyelim...
Biraz Bocaladıktan Sonra
Durum Tespiti
Arap Zirvesi’nin Ardından
Cheney’nin Ardından
MGK Genel Sekreteri Kılınç ne demek istedi?
Ems Telgrafı
Bir Buluşmanın Ardından
Post-Huntingtonian Bir Dünyaya Doğru
Samson Devletleri
KEİ’ye hayat öpücüğü
Amerika Keşifleri
Türkiye’nin Irak İkilemi
Irak’a Müdahale
Yeni Yıl Falı
Yerinde karar
ABM sizlere ömür...
AGSK nedir? Ne işe yarar? Ne kazandırır? Ne kaybettirir?
İnanılmazı Gerçekleştirmek
Sıra Irak’a Gelirse...
Biri müteşekkir, diğeri kaygılı
Huntington’u Mahcup Edecek Tek Ülke
Kıbrıs Meselesi
İncir Yaprağı
Felaket Senaryosu
Asker Gönderme
Beklenen oldu, beklenmeyen de olabilir...
Kim haklı?
Meşruiyet Sorunu
Ufuk Turu
|
|
 |
|