|
 |
|
Sonuç ne olursa olsun...
Zirvenin sonucu ne olursa olsun Türkiye hükümetiyle, meclisiyle, siyasetiyle, sivil toplumuyla müthiş bir performans sergiledi. Tarihinin hiçbir döneminde görülmedik bir sorumlulukla hareket ederek AB ülkelerini harekete geçirdi. Artık herkesin gündeminde göz ardı edemeyecekleri bir Türkiye sorunu var.
Verecekleri olumsuz bir mesajın dünyanın gidişatını etkileyebileceğinin anlıyorlar. Uygulamayı görelim laflarının bahane olduğunu bal gibi biliyorlar. Tercihlerinin ırkçılıkla çok kültürlülük arasında olacağının, 50 küsur yıldır savundukları değerleri bir anda görmezden geleceklerinin, bütün İslam aleminin kendilerini ayrımcılıkla suçlayacağının farkındalar.
Eğer zirveden Türkiye’yi tatmin edecek bir sonuç çıkarsa, bunda en çok AKP’nin ve onun liderinin katkısı olduğunu unutmayalım. Kabul edelim ki Türkiye’de çok az siyasi lider böylesi büyük bir siyasi riski omuzlayabilir, her şey aleyhimize gözükürken Avrupa başkentlerini dolaşabilir ve boynu bu kadar dik bir şekilde pazarlık edebilirdi.
Cumhurbaşkanın, muhalefet liderinin Kopenhag’da yenilgiyi çok çabuk kabul ettikleri bir ortamda Gül ve Erdoğan’ın mücadeleyi son dakikaya kadar sürdürme iradesi göstermiş olmaları her türlü takdire şayan.
Ancak tüm krediyi AKP’ye verirsek TBMM’ye, TOBB’a, İKV’ye, TÜSİAD’a, sendikalara, işadamlarına, sivil toplum örgütlerine, üniversitelere, basına, AB Genel Sekreterliği’ne, Dışişleri Bakanlığına ve daha nicelerine haksızlık etmiş oluruz.
Türkiye gerçekten hep birlikte AB ülkelerinin ağzından bir tarih kopartmak için çok çalıştı ve bunu ulusal çıkarlarını ilgilendiren pek çok konuda hiçbir tavize yanaşmadan yaptı. Kıbrıs, üstümüzde yük değil elimizde koz oldu. AGSP’de bir gram geri atmadan, Irak’a yapılması tasarlanan müdahalede ABD’nin taleplerini yerine getirmeden pazarlık edebilmeyi başardık.
TBMM tarihinde görülmedik bir uzlaşmayla son reform çabalarını destekledi. Sivil toplum örgütleri Türkiye’nin iradesini göstermek için elinden geleni yaptı. Üniversiteler paneller, toplantılar düzenledi. Basın AB konusunu samimiyetle sahiplendi, birkaç istisna dışında popülizm yapmak yerine gerçekleri ön plana çıkartmaya özen gösterdi.
Özellikle CNN-Türk ve Mehmet Ali Birand Türkiye’de yerleşik anlayışların kırılmasında önemli bir rol üstlendi. Kopenhag Zirvesi’nde Türkiye’nin önünü tıkayabilecek Annan Planı’na toprak tavizi yüzünden yapılabilecek olası bir kategorik itiraz Kenan Evren’in açıklamalarıyla frenlendi.
Bundan sonra karar Avrupalı dostlarımıza kalmış. Her şeye rağmen Türkiye’nin hala Avrupa’da olmadığına, 1963’de ve 1999’da hata yaptıklarına inanıyorlarsa, kendileri bilirler. Türkiye’nin AB üyesi olmaması Türkiye’nin sonu olmaz. Nasılsa başımızın çaresine bakarız...
Daha önceki yazıları:
Farkında mısınız NATO genişledi?
Sorunlar ve Fırsatlar
Çözüm olursa...
Kredi Hepimizin
Beklenen Oldu
Kaş Yaparken Göz Çıkartmak
Yalan mı?
Kara bulutlar
Eğer doğruysa
Tarihe not düşmek için...
Kimin ne dediğini bırakın uygulamaya geçin...
Toprak yerine petrolden pay...
Çeçen Sorunu
Yeni Bir Dünya Düzenine Doğru
12 Yılın Muhasebesi
Laço Tayfa
Yokluğu Hissedilecek
UCM ve Türkiye
Bush’un Önerisi
Kazalar ve Boğazlar
Zirve Dersleri
NATO Light
Top karşı tarafta
Kendini aşmak
Trabzon Buluşması
Acele etmeyelim...
Biraz Bocaladıktan Sonra
Durum Tespiti
Arap Zirvesi’nin Ardından
Cheney’nin Ardından
MGK Genel Sekreteri Kılınç ne demek istedi?
Ems Telgrafı
Bir Buluşmanın Ardından
Post-Huntingtonian Bir Dünyaya Doğru
Samson Devletleri
KEİ’ye hayat öpücüğü
Amerika Keşifleri
Türkiye’nin Irak İkilemi
Irak’a Müdahale
Yeni Yıl Falı
Yerinde karar
ABM sizlere ömür...
AGSK nedir? Ne işe yarar? Ne kazandırır? Ne kaybettirir?
İnanılmazı Gerçekleştirmek
Sıra Irak’a Gelirse...
Biri müteşekkir, diğeri kaygılı
Huntington’u Mahcup Edecek Tek Ülke
Kıbrıs Meselesi
İncir Yaprağı
Felaket Senaryosu
Asker Gönderme
Beklenen oldu, beklenmeyen de olabilir...
Kim haklı?
Meşruiyet Sorunu
Ufuk Turu
|
|
 |
|