22 Kasım 2009
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Avrupa Birliği
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon

HÜRRİYET EKLER
Bilim
e.yaşam
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Cumartesi
Cuma
Kelebek
Mobil Hürriyetim
Arşiv Arama
Bize Ulaşın
Reklam

Eskisi gibi olmayacak...

Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Washington’un Irak’a yapmak istediği müdahale yüzünden bütün dünya düzeni darbe yedi ve toparlanmak çok zor olacak. NATO, AB, BM sistemi ciddi krizlere gebe. 1945’den sonra kurulan dünya düzeni bizzat kurucusu tarafından zorlandı, Irak sorununa bir çıkış yolu bulunsa bile Transatlantik ilişkilerinin gördüğü zararın telafisi mümkün değil. Soğuk Savaş’ın sonunda NATO’nun yıllarının sayılı olduğuna ilişkin kehanet bu gidişle doğru çıkacağa benzer.

NATO bundan önce de çeşitli badireler atlatmıştı. 1956’daki İngiltere ve Fransa’nın tezgahladığı Süveyş müdahalesi sırasında da ipler neredeyse kopma noktasına gelmiş, zamanın Amerikan Başkanı Eisenhower müdahaleyi engellemek için elinden geleni yaptığı halde Londra ve Paris müdahalede direnmişti. 29 Ekim 1956’da İsrail’in Kanal bölgesine saldırmasıyla birlikte önceden tezgahladıkları planı devreye sokup bölgeye el koymak için Mısır ve İsrail birliklerinin çekilmesini talep etmişlerdi.

NATO’nun dayanışma ruhuna aykırı ve Sovyetler Birliği ile ABD’yi karşı karşıya bırakabilecek böyle bir komployu kabullenmeyen Eisenhower ise baskıyla müdahaleyi durdurmuştu. Daha sonra İngiltere ile Amerika birbirlerini affetmişler, sadece Fransız-Amerikan ilişkileri bu badireden ağır yaralı olarak çıkmıştı. Pek çok uzmana göre bu olay 1966 yılında Fransa’nın NATO’nun askeri kanadından ayrılmasının altında yatan temel neden olmuştu.

Fakat NATO yine de ayakta kalabilmeyi başarmıştı. Ancak o zaman İttifakın karşısında koskoca bir Sovyet tehdidi durmakta ve Avrupa her an Rus ordularının soluğunu ensesinde hissetmekteydi. NATO’nun dağılması, Amerikan askerlerinin Avrupa’dan çekilmesi Sovyet yayılmacılığını kamçılayacak bir faktör olarak görülmekteydi. Oysa şimdi durum çok farklı. Ne NATO eski NATO, ne de ortada korkulacak bir düşman var.

İttifak 1991’den bu yana sürekli değişim içinde. KAİK ile başlayan BiO ile süren eski düşmanlara kapıları açma süreci 1999 ve 2002’de genişleme ile devam etti. Kararları konsensusla alması gereken NATO büyük ölçüde AGİT’leşti. İttifak savunmadan çok müdahaleyi kendine görev edindi. Bosna’da, Kosova’da aktif rol oynadı. 11 Eylül sonrasında ise tarihinde ilk defa birimiz hepimiz için diyen kuruluş antlaşmasının 5. maddesine atıfta bulunduysa da, Afganistan’a yapılan müdahalede geri planda kalmaktan kurtulamadı.

Putin Rusya’sının güttüğü akıllıca politikalar yüzünden de artık tamamen düşmansız kaldı. Hatta son günlerde gördüğümüz gibi Rusya ile İttifak üyesi Almanya ve Fransa birbirine Amerika’dan çok daha yakın. Irak konusunda ortak bir noktada buluşabiliyorlar, ortak deklarasyonlar yayınlayabiliyorlar. Füze Kalkanı’na, ABM Antlaşması’nın sona erdirilmesine, Amerikan askerlerinin Orta Asya’ya yerleşmesine itiraz etmeyen, Irak konusunda Washington’u doğrudan karşısına almaktan itina ile kaçınan Moskova nihayet yanına Avrupalı müttefikler çekmeyi başardı.

NATO’da Türkiye’nin savunulması için mutlaka bir ara formül bulunacaktır. Ama şurası gerçek ki artık Amerika’nın karşısında ona körü körüne itaat edecek bir Avrupa yok. Bush Yönetimi dünya üstünde kendi hegemonyasını kurmak için bu kadar pervasız hareket etmeyi sürdürürse, NATO’da kopuş kaçınılmaz. Almanya ve Fransa’nın Amerikan imparatorluğunun direktiflerini kayıtsız şartsız yerine getirmeyecekleri Irak krizi ile birlikte iyice ortaya çıktı...


Daha önceki yazıları:
  • Elmalarla Armutlar
  • İşe yarar mı?
  • Sağduyuya Davet
  • Küçük bir hatırlatma...
  • İstenenden az, beklenenden iyi, korkulandan uzak...
  • Sonuç ne olursa olsun...
  • Farkında mısınız NATO genişledi
  • Sorunlar ve Fırsatlar
  • Çözüm olursa...
  • Kredi Hepimizin
  • Beklenen Oldu
  • Kaş Yaparken Göz Çıkartmak
  • Yalan mı?
  • Kara bulutlar
  • Eğer doğruysa
  • Tarihe not düşmek için...
  • Kimin ne dediğini bırakın uygulamaya geçin...
  • Toprak yerine petrolden pay...
  • Çeçen Sorunu
  • Yeni Bir Dünya Düzenine Doğru
  • 12 Yılın Muhasebesi
  • Laço Tayfa
  • Yokluğu Hissedilecek
  • UCM ve Türkiye
  • Bush’un Önerisi
  • Kazalar ve Boğazlar
  • Zirve Dersleri
  • NATO Light
  • Top karşı tarafta
  • Kendini aşmak
  • Trabzon Buluşması
  • Acele etmeyelim...
  • Biraz Bocaladıktan Sonra
  • Durum Tespiti
  • Arap Zirvesi’nin Ardından
  • Cheney’nin Ardından
  • MGK Genel Sekreteri Kılınç ne demek istedi?
  • Ems Telgrafı
  • Bir Buluşmanın Ardından
  • Post-Huntingtonian Bir Dünyaya Doğru
  • Samson Devletleri
  • KEİ’ye hayat öpücüğü
  • Amerika Keşifleri
  • Türkiye’nin Irak İkilemi
  • Irak’a Müdahale
  • Yeni Yıl Falı
  • Yerinde karar
  • ABM sizlere ömür...
  • AGSK nedir? Ne işe yarar? Ne kazandırır? Ne kaybettirir?
  • İnanılmazı Gerçekleştirmek
  • Sıra Irak’a Gelirse...
  • Biri müteşekkir, diğeri kaygılı
  • Huntington’u Mahcup Edecek Tek Ülke
  • Kıbrıs Meselesi
  • İncir Yaprağı
  • Felaket Senaryosu
  • Asker Gönderme
  • Beklenen oldu, beklenmeyen de olabilir...
  • Kim haklı?
  • Meşruiyet Sorunu
  • Ufuk Turu

  • Ana Sayfa | Son Dakika | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Yazarlar
    Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
    İnsan Kaynakları | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım

    © Copyright 2009 Hürriyet