|
 |
|
İpliğimiz pazara çıktıkça...
Irak krizi tırmandıkça ipliğimiz de pazara çıkıyor. İnsan hakları ihlallerimize eskiden sadece Avrupa basını yer verirdi. Artık kervana Amerikalı gazeteciler de katıldı. Nicholas Kristof The New York Times’daki köşesinde işkence sırasında cinsel tacize uğramış bir adamla bölgedeki güvenlik kuvvetlerinin takibinden nasıl kaçtığını 14 Mart’ta ballandıra ballandıra anlatmış. Kristof yalnız değil. Krizi yakından takip etmek için bölgeye gelen yabancı gazeteciler bir süredir Bağdat’tan çok Ankara’yı eleştiriyor.
Bunda tezkerenin reddedilmesinin, para için pazarlık yapılmasının, Amerikan kamuoyunun hayal kırıklığına uğramasının tabii ki rolü büyük. Ancak ateş olmayan yerden duman çıkmaz. Eğer Türkiye insan haklarına sahip çıksaydı, işkenceyi önlemek için zamanında tedbir alsaydı, Kristof ve benzerleri belki bölgenin sefaletini, geri kalmışlığını yazardı ama insan suçu işkenceden, Türklerin Kürtleri ezdiğinden bahsedemezdi.
Fakat ne yazık ki Ankara gereken tedbirleri alamadı, Kürt sorunu ile PKK’yı birbirinden ayırmayı beceremedi. İktidarın gerçek sahipleri hala parti kapatmayı marifet sayıyor, ifade özgürlüğünün engellenmesi ile Türkiye’yi bir arada tutabileceğini zannediyor. Kendi Kürdünü hasım sayan zihniyet doğal olarak Kuzey Irak Kürdünü düşman gibi görüyor. Karşına “Türkmen kartını” çıkartmaya çalışıyor.
Evet, caydırıcı olmak zorunda olduğumuz doğru. Yunanistan Makedonya’nın bağımsızlığına nasıl karşı çıktıysa bizim de Kürdistan’ın bağımsızlığına karşı çıkmamız çok doğal. Bağımsız ve yayılmacı bir Kürdistan’ın Türkiye’yi de istikrarsızlığa sürükleme riski var. Türkiye’de sadece Kürt olmalarından ötürü baskı gördüğüne inanan insanlar için demokratik bir Kürdistan’ın federe veya bağımsız bir cazibe merkezi haline geleceği de gerçek.
Ancak bunun tek çözümü tüm dünyayı karşımıza alacak bir müdahale olmamalı. Caydırıcı olduğumuz kadar demokrat da olmalıyız. Kuzey Irak’taki tüm “kardeşlerimizin” çıkarlarını koruyacak, bizimkilerle dengeleyecek bir yöntem bulmalıyız. Hakkını koruduğumuz Türkmenleri “kart” olarak görürsek onları da çıkmaza sürükleriz.
Siyasilerimiz Kürtler ve Türklerin kardeş olduğunu daha yüksek sesle dile getirmeli. İşkence iddiaları süratle araştırılmalı, milletvekilleri Amerikan askerlerinin ne yaptığına ayırdığı zaman kadar kendi halkının ne düşündüğüne ve neden şikayetçi olduğunu anlamaya da zaman ayırmalı.
Çünkü caydırıcılık ancak o zaman işe yarar, ancak o zaman haklı olduğumuzu dünyaya anlatabiliriz. Askeri gücümüzü siyasi etkiye dönüştürebiliriz. Aksi takdirde ne yaparsak yapalım bu müdahalenin mağlubu biz oluruz. Ne Kuzey Irak’a asker konuşlandırmamız, ne Amerikalıları topraklarımıza kabul etmemiz, ne de uçuş izni vermemiz işe yarar...
Daha önceki yazıları:
Yeni bir Kıbrıs pazarlığına doğru...
Zor Sorun – Zor Çözüm
Sıkı Pazarlık
Eskisi gibi olmayacak...
Elmalarla Armutlar
İşe yarar mı?
Sağduyuya Davet
Küçük bir hatırlatma...
İstenenden az, beklenenden iyi, korkulandan uzak...
Sonuç ne olursa olsun...
Farkında mısınız NATO genişledi
Sorunlar ve Fırsatlar
Çözüm olursa...
Kredi Hepimizin
Beklenen Oldu
Kaş Yaparken Göz Çıkartmak
Yalan mı?
Kara bulutlar
Eğer doğruysa
Tarihe not düşmek için...
Kimin ne dediğini bırakın uygulamaya geçin...
Toprak yerine petrolden pay...
Çeçen Sorunu
Yeni Bir Dünya Düzenine Doğru
12 Yılın Muhasebesi
Laço Tayfa
Yokluğu Hissedilecek
UCM ve Türkiye
Bush’un Önerisi
Kazalar ve Boğazlar
Zirve Dersleri
NATO Light
Top karşı tarafta
Kendini aşmak
Trabzon Buluşması
Acele etmeyelim...
Biraz Bocaladıktan Sonra
Durum Tespiti
Arap Zirvesi’nin Ardından
Cheney’nin Ardından
MGK Genel Sekreteri Kılınç ne demek istedi?
Ems Telgrafı
Bir Buluşmanın Ardından
Post-Huntingtonian Bir Dünyaya Doğru
Samson Devletleri
KEİ’ye hayat öpücüğü
Amerika Keşifleri
Türkiye’nin Irak İkilemi
Irak’a Müdahale
Yeni Yıl Falı
Yerinde karar
ABM sizlere ömür...
AGSK nedir? Ne işe yarar? Ne kazandırır? Ne kaybettirir?
İnanılmazı Gerçekleştirmek
Sıra Irak’a Gelirse...
Biri müteşekkir, diğeri kaygılı
Huntington’u Mahcup Edecek Tek Ülke
Kıbrıs Meselesi
İncir Yaprağı
Felaket Senaryosu
Asker Gönderme
Beklenen oldu, beklenmeyen de olabilir...
Kim haklı?
Meşruiyet Sorunu
Ufuk Turu
|
|
 |
|