23 Kasım 2009
Pazar
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Avrupa Birliği
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon

HÜRRİYET EKLER
Bilim
e.yaşam
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Cumartesi
Cuma
Kelebek
Mobil Hürriyetim
Arşiv Arama
Bize Ulaşın
Reklam

Gözden kaçanlar

Irak savaşının telaşında Türkiye’yi çok yakından ilgilendiren üç gelişme gözden kaçtı. Komisyon tarafından hazırlanan yeni Katılım Ortaklığı belli oldu. Siyasal kriterler kapsamında Türkiye’nin kabul edemeyeceği hiçbir şey yok. İkincisi Başbakan Erdoğan, Kıbrıs sorununun çözümü yolunda yeni bir inisiyatif geliştireceklerini açıkladı. Üçüncüsü ise DEP’li milletvekillerinin yeniden yargılanmasına başlandı.

Katılım Ortaklığı bizden Kıbrıs ve Ege sorunlarına çözüme katkıda bulunmak dışında, insan haklarına ilişkin sözleşmeleri TBMM’den geçirmemizi, işkenceye karşı mücadelede daha aktif olmamızı, DGM’leri ihtisas mahkemesi haline dönüştürmemizi, ifade, vicdan ve örgütlenme özgürlüğünün önündeki tüm engelleri kaldırmamızı, Kürtçe yayın ve eğitim özgürlüğünü genişletmemizi, ruhban okullarını açmamızı, mahkemelerin AİHM kararlarını dikkate almasını sağlamamızı, askerlerin siyaset üstündeki etkisini azaltmamızı, cezaevlerini iyileştirme çabalarını sürdürmemizi, bölgesel eşitsizlikleri azaltılmamızı, yani aslında Güneydoğu Anadolu’nun kalkınması için hassasiyet göstermemizi istiyor.

Bunlardan hiç biri Türkiye’nin yerine getirmekten kaçınacağı şeyler değil. Zaten pek çoğu da bundan önceki KOB’da ve yıllık İlerleme Raporlarında ifadesini bulan talepler. Devlet büyüklerimizin yıllardır söylediği gibi kendimiz için yapmamız gereken şeyler. Üstelik çoğu da eski Ulusal Programda yer alıyor.

Sorun sadece bu reformlara siyasal öncelik tanımakta ve uygulamasının takipçisi olmakta. AKP istedikten sonra Meclis’teki ezici çoğunluğuyla bütün bu reformları bir çırpıda gerçekleştirebilir. Hatta CHP’den bile destek alabilir. Ne de olsa muhalefet etmek artık Türkiye’de bile her yapılan şeye taş koymak anlamına gelmiyor. Askerlerin siyaset üstündeki etkisi ise siyaset sorunlara sahip çıktığı oranda azalacağa benzer.

Türkiye’nin AB yolundaki en çetrefilli sorunu Kıbrıs. Kıbrıs çözülmeden Yunanistan’ın Ege için masaya oturması çok zor. Dışişleri Bakanı tarafından önerilen garantörler konferansının ne kadar başarılı olacağı da henüz belli değil. Annan planını biz kabul etsek bile Papadapulos’un kabul etmesi zayıf görünüyor. Yunanistan’ın da Papadapulos’a baskı yapıp yapamayacağını, ya da baskı yapmak isteyip istemeyeceğini bilmiyoruz.

AB konusundaki ana sponsorumuzun da şu sıralarda işi başından aşkın, kalkıştığı Irak macerasından kaşını gözünü yarmadan çıkmaya çalışıyor. Bize ayıracak ne vakti, ne de enerjisi var. Ayrıca bize de 1 Mart’tan bu yana hafif buruk. Ama Türkiye’nin inisiyatifi sonuçlansa da sonuçlanmasa da önemli. Hiç olmazsa biz iyi niyetle elimizden geleni yaptık deriz.

DEP’liler davası ise sadece AB’nin istediklerini yerine getirmemiz açısından değil, aynı zamanda Türkiye’nin hukuk devleti olma yolunda adım atmasından dolayı da önemli. Fakat davanın asıl önemi Türkiye’nin bu fırsattan yararlanarak kendi Kürtleri ile başlattığı barışma sürecini tamamına erdirme imkanına kavuşabilecek olmasından kaynaklanıyor.

Leyla Zana’nın mahkemede söyledikleri, Kürtler ile Türklerin kardeşliği yabana atılmaması gereken sözler. Eğer Türkiye eski saplantılarından kurtulup bu davayı adil bir çözüme kavuşturabilirse, hem Kürt sorunundan kurtulur hem de Irak’ın geleceğinden bu kadar endişe etmesine gerek kalmaz.

Aslında şartlar bu sorunun çözümüne de çok müsait. Başımızda okuduğu şiir yüzünden hapis yatmış ve siyasal hakları kısıtlanmış bir Başbakan var. Onun yapacağı bir Kürt açılımı pek çok şeyin daha kolay anlaşılmasına yol açar...


Daha önceki yazıları:
  • Kuzey Irak'ta hassas dengeler
  • İpliğimiz pazara çıktıkça...
  • Yeni bir Kıbrıs pazarlığına doğru...
  • Zor Sorun – Zor Çözüm
  • Sıkı Pazarlık
  • Eskisi gibi olmayacak...
  • Elmalarla Armutlar
  • İşe yarar mı?
  • Sağduyuya Davet
  • Küçük bir hatırlatma...
  • İstenenden az, beklenenden iyi, korkulandan uzak...
  • Sonuç ne olursa olsun...
  • Farkında mısınız NATO genişledi
  • Sorunlar ve Fırsatlar
  • Çözüm olursa...
  • Kredi Hepimizin
  • Beklenen Oldu
  • Kaş Yaparken Göz Çıkartmak
  • Yalan mı?
  • Kara bulutlar
  • Eğer doğruysa
  • Tarihe not düşmek için...
  • Kimin ne dediğini bırakın uygulamaya geçin...
  • Toprak yerine petrolden pay...
  • Çeçen Sorunu
  • Yeni Bir Dünya Düzenine Doğru
  • 12 Yılın Muhasebesi
  • Laço Tayfa
  • Yokluğu Hissedilecek
  • UCM ve Türkiye
  • Bush’un Önerisi
  • Kazalar ve Boğazlar
  • Zirve Dersleri
  • NATO Light
  • Top karşı tarafta
  • Kendini aşmak
  • Trabzon Buluşması
  • Acele etmeyelim...
  • Biraz Bocaladıktan Sonra
  • Durum Tespiti
  • Arap Zirvesi’nin Ardından
  • Cheney’nin Ardından
  • MGK Genel Sekreteri Kılınç ne demek istedi?
  • Ems Telgrafı
  • Bir Buluşmanın Ardından
  • Post-Huntingtonian Bir Dünyaya Doğru
  • Samson Devletleri
  • KEİ’ye hayat öpücüğü
  • Amerika Keşifleri
  • Türkiye’nin Irak İkilemi
  • Irak’a Müdahale
  • Yeni Yıl Falı
  • Yerinde karar
  • ABM sizlere ömür...
  • AGSK nedir? Ne işe yarar? Ne kazandırır? Ne kaybettirir?
  • İnanılmazı Gerçekleştirmek
  • Sıra Irak’a Gelirse...
  • Biri müteşekkir, diğeri kaygılı
  • Huntington’u Mahcup Edecek Tek Ülke
  • Kıbrıs Meselesi
  • İncir Yaprağı
  • Felaket Senaryosu
  • Asker Gönderme
  • Beklenen oldu, beklenmeyen de olabilir...
  • Kim haklı?
  • Meşruiyet Sorunu
  • Ufuk Turu

  • Ana Sayfa | Son Dakika | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Yazarlar
    Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
    İnsan Kaynakları | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım

    © Copyright 2009 Hürriyet