22 Kasım 2009
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Avrupa Birliği
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon

HÜRRİYET EKLER
Bilim
e.yaşam
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Cumartesi
Cuma
Kelebek
Mobil Hürriyetim
Arşiv Arama
Bize Ulaşın
Reklam

Neden bir türlü çözemiyoruz?

Yıllardır ortaya bir sürü paket atıldı ama Kıbrıs sorunu bir türlü çözülemedi. Kiminin yeterince egemenlik hakkı tanımadığından, kimininse yeterince toprak bırakmadığından şikayet ettik. Oysa samimiyetle çözüm istemiş olsaydık sorun çoktan çözülürdü. 1950’li yıllardan bu yana Türkiye Kıbrıs’ın bir kısmını istedi ve adına da “Taksim” dedi. Rumlar ise oldum olası Yunanistan ile birleşmeye, en azından adanın tümüne sahip olmaya çalıştı.

Yani ne biz, ne de onlar bugün anladığımız biçimiyle bir çözüm istedi. 1959-60 Antlaşmaları da dahil olmak üzere üstünde müzakere edilen tüm metinler her iki tarafça da nihai amaçlarına ulaşmak için birer araç olarak görüldü. Bu yüzden de günümüzde Annan paketi üstünde sürdürülen tartışmaların çoğu teferruattan ibarettir.

1974’de adanın tamamını değil de bir kısmını almamız “Taksim” tezine olan bağlılığımızdandır, askeri imkansızlıktan değil. Eğer adanın tamamını almış olsaydık sorumluluk sahibi bir garantör ülke olarak Samson darbesiyle yıkılan 1960 Cumhuriyetini yeniden kurmamız gerekirdi. Oysa biz 1960 Cumhuriyeti yerine adanın kuzeyinde kendi yönetimimizi kurmayı tercih ettik.

1960’lı, 1970’li yıllar için bizim açımızdan en ideal çözüm hiç şüphesiz ki “Taksim” olurdu. Kuzey Kıbrıs’ı bilmem kaçıncı vilayetimiz yapar, sorunu Hatay gibi çözerdik. Ama bunu yapmaya maddi ve manevi gücümüz yetmedi. Sanki iki toplumlu, iki kesimli bir çözüm istiyormuş gibi müzakereleri sürdürdük.

KKTC bağımsızlığını ilan ettiği zaman bile bunun aslında ilerde kurulacak ortaklığın bir parçası olduğunu söyledik. Adadaki askeri varlığımızı öldüğünü ilan ettiğimiz Cumhuriyetin Garanti Antlaşması temelinde meşrulaştırdık. İki egemen ülke arasında bir askeri ittifak antlaşması yapamadık. Hem dünyadan gelecek tepkilerden çekindik, hem de KKTC’nin ayrı bir varlık olduğunu içimize sindiremedik.

1990’li ve 2000’li yıllarda ideal çözüm ise KKTC’nın bağımsızlığının korunması olurdu. Fakat hiçbir hükümet çıkıp bunun en doğru çözüm olduğunu söylemedi. Hatta adadaki Türkler bile istemedi. Sadece görüşmeleri sürdürenler taksim ile bağımsızlık arasında bir yerlerde pozisyonlarını belirlediler ve Gali’den Annan’a kadar getirilen tüm paketleri bu amaca hizmet etmeyeceği için ret ettiler.

Şimdi taksimcilerin önünde önemli bir fırsat var. Eğer ada çözüm olmadan AB üyesi olursa, bölünme şansına sahip olur diye düşünüyorlar. AB ve Rum tarafı nasılsa günün birinde bu işin peşini bırakır, belki Maraş’ı veririz, ama Rumların adanın tamamına sahip olacakları bir formülün hayata geçmesini engelleriz inancından hareket ediyorlar. Bu yüzden de kimseye güven vermeyen güven arttırıcı önlemler paketleri piyasaya sürüyorlar.

Ancak dünyaya Kıbrıs zaviyesinden bakanlar ne yazık ki Türkiye’nin diğer çıkarlarını görmezden geliyor. Onlara Kıbrıs’ı manivela olarak kullanıp AB’ye girebileceğimizi sananlar da yardımcı oluyor. Rum tarafına duyulan güvensizlik, adanın stratejik önemine yapılan atıflar işi iyice içinden çıkılmaz hale getiriyor. Bir de tabii yıllardır bu konuyla haşır neşir olmuş Kıbrısçılar var. Onlar da karşı tarafın her türlü numarasını bildiği için çözümsüzlüğü istemeyerek de olsa körüklüyor.

Doğrusu ben de KKTC’nin bağımsız kalmasını, hatta günün birinde Hatay gibi Türkiye’ye katılmasını isterdim. Dahası Kanuni devri sınırlarını korumuş, güçlü, ona buna minnet etmeyen, sözü dinlenen -hadi biraz daha abartalım- insan haklarına saygılı ve demokrasiyi tüm kurumlarıyla içine sindirmiş bir ülkede yaşamayı daha da çok isterdim.

Ama istemekle elde edebilmek arasında fark büyük. Bu farkı görmeyenler de dünya politikasında başarısızlığa mahkum oluyor. İşin kötüsü sadece kendileri başarısız olmakla kalmıyor, peşlerinden bizi de sürüklüyorlar. Üstelik yıllardır yapamadığımız bir şeyi şimdi yapabileceğimizi zannediyorlar...


Daha önceki yazıları:
  • Gözden kaçanlar
  • Kuzey Irak'ta hassas dengeler
  • İpliğimiz pazara çıktıkça...
  • Yeni bir Kıbrıs pazarlığına doğru...
  • Zor Sorun – Zor Çözüm
  • Sıkı Pazarlık
  • Eskisi gibi olmayacak...
  • Elmalarla Armutlar
  • İşe yarar mı?
  • Sağduyuya Davet
  • Küçük bir hatırlatma...
  • İstenenden az, beklenenden iyi, korkulandan uzak...
  • Sonuç ne olursa olsun...
  • Farkında mısınız NATO genişledi
  • Sorunlar ve Fırsatlar
  • Çözüm olursa...
  • Kredi Hepimizin
  • Beklenen Oldu
  • Kaş Yaparken Göz Çıkartmak
  • Yalan mı?
  • Kara bulutlar
  • Eğer doğruysa
  • Tarihe not düşmek için...
  • Kimin ne dediğini bırakın uygulamaya geçin...
  • Toprak yerine petrolden pay...
  • Çeçen Sorunu
  • Yeni Bir Dünya Düzenine Doğru
  • 12 Yılın Muhasebesi
  • Laço Tayfa
  • Yokluğu Hissedilecek
  • UCM ve Türkiye
  • Bush’un Önerisi
  • Kazalar ve Boğazlar
  • Zirve Dersleri
  • NATO Light
  • Top karşı tarafta
  • Kendini aşmak
  • Trabzon Buluşması
  • Acele etmeyelim...
  • Biraz Bocaladıktan Sonra
  • Durum Tespiti
  • Arap Zirvesi’nin Ardından
  • Cheney’nin Ardından
  • MGK Genel Sekreteri Kılınç ne demek istedi?
  • Ems Telgrafı
  • Bir Buluşmanın Ardından
  • Post-Huntingtonian Bir Dünyaya Doğru
  • Samson Devletleri
  • KEİ’ye hayat öpücüğü
  • Amerika Keşifleri
  • Türkiye’nin Irak İkilemi
  • Irak’a Müdahale
  • Yeni Yıl Falı
  • Yerinde karar
  • ABM sizlere ömür...
  • AGSK nedir? Ne işe yarar? Ne kazandırır? Ne kaybettirir?
  • İnanılmazı Gerçekleştirmek
  • Sıra Irak’a Gelirse...
  • Biri müteşekkir, diğeri kaygılı
  • Huntington’u Mahcup Edecek Tek Ülke
  • Kıbrıs Meselesi
  • İncir Yaprağı
  • Felaket Senaryosu
  • Asker Gönderme
  • Beklenen oldu, beklenmeyen de olabilir...
  • Kim haklı?
  • Meşruiyet Sorunu
  • Ufuk Turu

  • Ana Sayfa | Son Dakika | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Yazarlar
    Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
    İnsan Kaynakları | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım

    © Copyright 2009 Hürriyet