|
 |
|
Teşekkürler Hasan Cemal
Hasan Cemal yıllardır Kürtler ve Türkler hakkında yaptığı gözlemlerini, röportajlarını, yazılarını Kürtler adını verdiği son kitabında topladı. Şimdiden üçüncü baskısı yapılan kitap hakkında çok şey yazıldı ve söylendi. Eminim bundan sonra da yazılacak ve umarım Kürt sorununun, ama bir o kadar da Türk sorununun çözümüne katkıda bulunacak.
Kitabın bana en çarpıcı gelen kısmı girişi. Hasan Cemal ilk 34 sayfada Felat Cemiloğlu’nun 1982 yılında girdiği Diyarbakır E Tipi Askeri Cezaevinde çektiklerini anlatıyor. Bence Cemiloğlu’nun hikayesi PKK’nın sıradan bir terör örgütüyken nasıl olup da megaloman Abdullah Öcalan’a rağmen büyüdüğünü ve yıllarca Türkiye’nin başına bela olduğunu anlamamıza yardımcı olacak cinsten.
Yaptığı eziyetle vatanını koruduğunu sanan gardiyanlar, dayaktan başka bir şey bilmeyen sıradan askerler, onların her yaptığını mubah gören ve bizzat işkenceye katılan komutanlar bu bölümdeki başrol oyuncular. Yaptıkları ise elektrik vermek, olup olmadık nedenlerle dayak atmak, bok yedirmek gibi sıradan şeyler. Cemiloğlu’nun anlattıklarından anlaşıldığı kadarıyla bunlar gerçekten de çok sıradan, yani hukuki deyişle “sistematik”.
Bok yedirme kısmının okumasını ağzınızın tadını kaçırmamak için size bırakıyorum. Ama gündelik işkencenin parçası olan dayak faslını ve cop sokma “cezasını” Cemiloğlu’nun ağzından aktarmadan edemem. Çünkü sanıyorum Türkiye’de bu dönemi benzer şekilde yaşayan ve hatta belki hala daha yaşamaya devam eden çok insan var. Onları anlamamız, olanları bilmemiz sorunun çözümüne yardımcı olacak.
“Hücredeki cezada, parmaklıktan eller dışarı çıkartılır, cop, haydar veya “kuzu”yla vurulurdu... Copla dövülürsen şanslıydın, zira az acıtırdı. “Dayak vaziyeti al” diye bağırıldı mı, iki elinin avuçlarını açar uzatırdın. Ceza için en geçerli bahane tekmil verirken yeterince canlı olmamaktı. Ne kadar yüksek sesle tekmil verilirse verilsin, sesin az çıktığı veya topuk sesin iyi olmadığı bahane edilir ve karşılığında ceza verilirdi... Seni psikolojik olarak da çökertmek, yıkmak için her şey yapılırdı. Kapının önüne çıkartarak çok sokmak... Seyredene de o copu yalatırlar. Kusarsan, öbürüne yalatarak yeri temizletirler.” (ss. 23 ve 33)
Bunların hepsi de vatanını çok seven insanlar tarafından yapılır. İşkenceye tabi tutulanlardan birer vatansever yetiştirmek amacıyla onlara milli marşlar bile ezberletilir. Yataklarına işemeleri, ayakta altlarına yapmaları, birbirlerine cop sokmaları sağlanır. Sonunda ne olur biliyor musunuz? Diyarbakır E Tipi PKK’ya militan yetiştiren bir fabrikaya dönüşür. Cemiloğlu ise, 18 Nisan 1984’de yargılandığı davadan beraat eder ve gördüğü işkence yanına kar kalır.
Şimdi ona ve onun gibi binlercesine işkence yapanlar, yapılmasını isteyenler, müsaade edenler ve göz yumanların büyük bir kısmı serbestçe dolaşıyor. Ama en azından Hasan Cemal’in kitabı ve Felat Cemiloğlu’nun anlattıkları sayesinde kamu vicdanında mahkum olacaklar.
Teşekkürler Hasan Cemal... Cesaretin için...
Daha önceki yazıları:
|
|
 |
|