22 Kasım 2009
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Avrupa Birliği
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon

HÜRRİYET EKLER
Bilim
e.yaşam
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Cumartesi
Cuma
Kelebek
Mobil Hürriyetim
Arşiv Arama
Bize Ulaşın
Reklam

Her dediklerini yapamayız...

Geçtiğimiz hafta içinde Washington’un önde gelen isimleriyle yaptıkları mülakatlarla Birand, Çandar, Çongar ve Eralp kendi alanlarında büyük bir başarıya imza attı, Türkiye’nin gündemini belirledi. Özellikle Wolfowitz’in söyledikleri Türk basınını ziyadesiyle meşgul etti.

Kimileri Amerikan Savunma Bakan Yardımcısını haklı buldu, kimleri de lanetledi. Hükümet ise bundan önce gördüğümüz emsallerinin aksine gayet itidalli bir tutum sergiledi ve olayı büyütmedi.

Zaten kopartılan tüm fırtınaya rağmen Amerikan yönetiminin önde gelen isimleri Türkiye’ye işbirliğine açık oldukları mesajını vermekteydi. Tüm istedikleri bir daha 1 Mart cinsi olaylar yaşamamak, hayal kırıklığına uğramamaktı.

Gerçekten de 1 Mart ve öncesinde Türkiye bazı hatalar yaptı, Kürşat Tüzmen’in Bağdat ziyareti bu hataların başında gelmekteydi. Suriye ve İran konusunda da daha dikkatli olmamız, ilişkileri bölgesel boyutta geliştireceğimiz bir çerçevenin içine sıkıştırmamız şart.

Ancak bizdeki kayıtsız şartsız Amerikancıların beklentilerinin aksine ne kadar uyarılırsak uyarılalım bundan sonra da Amerika’nın her dediğini yapmamız, Washington istiyor diye kendi çıkarlarımızı göz ardı etmemiz imkansız.

Çıkarlarımızın doğru tanımlanıp tanımlanmadığını, direnmemizin alternatif maliyetinin ne olacağını tartışabiliriz. Ama kimse üç-beş mülakatla Türkiye’ye her istediğini yaptırabileceğini sanmasın. Sonra yine hayal kırıklığına uğrar.

Hamaset olarak algılanmasını istemem ama Türkiye tarihi boyunca pek çok baskıya karşı direnebilmiş bir ülkedir. Gerekirse bundan önce olduğu gibi bundan sonra da direnir. Önemli olan savunduğumuz çıkarların gerçek olduğuna inanmamız, uzlaşmanın mümkün olmadığını görmemizdir.

Ancak şu anda Amerika ile Türkiye arasında çatışan hiçbir çıkar bulunmamakta, Washington verdiği tüm sözlere sadık kalmaktadır. Temelleri 1830’da atılan ve Nisan 1946’da Missouri zıhlısının Dolmabahçe rıhtımına demir atmasıyla perçinlenen ilişkiler aradaki iniş çıkışlara rağmen kesintisiz sürmektedir.

Evet, ilişkilerde karşılıklı hayal kırıklıkları yaşanmıştır. Bizim için Johnson Mektubu, Kongre Ambargosu kolay unutamayacağımız deneyimlerdendir. Onlar da biz haşhaş ekimini serbest bıraktığımızda ciddi bir şok geçirmiştir.

Fakat birbirinle örtüşen köklü çıkarlar bu şokların, hayal kırıklıklarının atlatılmasına yardımcı olmuştur. Türkiye ABD’nin güvenilir bir müttefikidir ve ABD uluslararası normları ayaklar altına almadığı, hakkaniyet ve adaleti unutmadığı sürece de öyle kalacaktır.

Bizim Kürt sorunu başta olmak üzere çeşitli saplantılarımızın olduğu, dünyayı ve bölgeyi iyi tanıyamadığımız, Amerikan ordusunun gücünü yeterince değerlendiremediğimiz doğrudur. Ancak Amerika’nın her şeyi iyi ve doğru yaptığını söylemek de mümkün değildir...


Daha önceki yazıları:
  • DSA Grubu’nun Raporu
  • Herkes yanıldı mı?
  • Teşekkürler Hasan Cemal
  • Neden bir türlü çözemiyoruz?
  • Gözden kaçanlar
  • Kuzey Irak'ta hassas dengeler
  • İpliğimiz pazara çıktıkça...
  • Yeni bir Kıbrıs pazarlığına doğru...
  • Zor Sorun – Zor Çözüm
  • Sıkı Pazarlık
  • Eskisi gibi olmayacak...
  • Elmalarla Armutlar
  • İşe yarar mı?
  • Sağduyuya Davet
  • Küçük bir hatırlatma...
  • İstenenden az, beklenenden iyi, korkulandan uzak...
  • Sonuç ne olursa olsun...
  • Farkında mısınız NATO genişledi
  • Sorunlar ve Fırsatlar
  • Çözüm olursa...
  • Kredi Hepimizin
  • Beklenen Oldu
  • Kaş Yaparken Göz Çıkartmak
  • Yalan mı?
  • Kara bulutlar
  • Eğer doğruysa
  • Tarihe not düşmek için...
  • Kimin ne dediğini bırakın uygulamaya geçin...
  • Toprak yerine petrolden pay...
  • Çeçen Sorunu
  • Yeni Bir Dünya Düzenine Doğru
  • 12 Yılın Muhasebesi
  • Laço Tayfa
  • Yokluğu Hissedilecek
  • UCM ve Türkiye
  • Bush’un Önerisi
  • Kazalar ve Boğazlar
  • Zirve Dersleri
  • NATO Light
  • Top karşı tarafta
  • Kendini aşmak
  • Trabzon Buluşması
  • Acele etmeyelim...
  • Biraz Bocaladıktan Sonra
  • Durum Tespiti
  • Arap Zirvesi’nin Ardından
  • Cheney’nin Ardından
  • MGK Genel Sekreteri Kılınç ne demek istedi?
  • Ems Telgrafı
  • Bir Buluşmanın Ardından
  • Post-Huntingtonian Bir Dünyaya Doğru
  • Samson Devletleri
  • KEİ’ye hayat öpücüğü
  • Amerika Keşifleri
  • Türkiye’nin Irak İkilemi
  • Irak’a Müdahale
  • Yeni Yıl Falı
  • Yerinde karar
  • ABM sizlere ömür...
  • AGSK nedir? Ne işe yarar? Ne kazandırır? Ne kaybettirir?
  • İnanılmazı Gerçekleştirmek
  • Sıra Irak’a Gelirse...
  • Biri müteşekkir, diğeri kaygılı
  • Huntington’u Mahcup Edecek Tek Ülke
  • Kıbrıs Meselesi
  • İncir Yaprağı
  • Felaket Senaryosu
  • Asker Gönderme
  • Beklenen oldu, beklenmeyen de olabilir...
  • Kim haklı?
  • Meşruiyet Sorunu
  • Ufuk Turu

  • Ana Sayfa | Son Dakika | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Yazarlar
    Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
    İnsan Kaynakları | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım

    © Copyright 2009 Hürriyet