|
 |
|
Bir bardak suda fırtına

TBMM’nin yeni dönem çalışmalarının başlaması münasebetiyle verilen resepsiyonda dayanamayıp gazetecilerin ısrarlı sorularını yanıtlayan Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök bilmeden bir bardak suda fırtına kopmasına yol açtı.
Gazeteler ve televizyonlar koşulları aylar önceden belli olan, yazdıkları, üstüne uzun uzun programlar yaptıkları Amerikan kredisinin koşullarını bir kez daha keşfettiler, asker biliyor muydu, bilmiyor muydu diye enine boyuna tartıştılar.
Oysa Orgeneral Özkök’ün ilk defa sizden duyuyorum dediği şey kredinin şarta bağlanması, Türkiye’nin tek taraflı hareket etme özgürlüğünün kısıtlanması değil, Türkiye’nin Kuzey Irak’a girmeme şartıydı.
Çünkü Özkök’ün de söylediği gibi diplomaside kelimeler gerçekten önemliydi ve Amerika bizim Kuzey Irak’a girmemize değil, tek taraflı girmemize karşıydı. Zaten çok geçmeden de ABD’nin PKK’ya karşı ortak hareket edeceği anlaşıldı.
Üstelik Genelkurmay Başkanı her ülkenin askerinin, diplomatının, siyasisinin ve hatta duyarlı gazetecisinin yapacağı gibi kendisine empoze edilen koşullara direnmek, kredi ile asker gönderme arasında kurulan bağlantıyı eleştirmek zorundaydı. O da öyle yaptı.
Ama nedense basınımız bunu tersten okumayı tercih etti. Sanki kredi koşullu olmasaydı, Türkiye istediği zaman, isteği şekilde Kuzey Irak’a girebilirmiş gibi bir hava yarattı.
Kredi koşullu olsa da olmasa da Türkiye’nin Kuzey Irak’a Amerika’ya rağmen giremeyeceği, bunun bütün ilişkilerimizi etkileyebileceği unutuldu. Irak müdahalesi hiçbir şeyi değiştirmemiş gibi basınımız enerjisinin büyük bir kısmını kredinin koşullarını anlamaya harcadı.
Halbuki Kongre tarafından verilen bu kredinin koşulları aylar öncesinden belliydi. Bu koşulların ne olduğunu öğrenmek için ille de bir bakanın açıklama yapmasını beklememiz gerekmiyordu.
Bırakın Kongre’nin web sayfasını, herkes kendi gazetesine baksaydı, eski VTR’lere göz atsaydı her şey kolayca anlaşılacaktı...
Daha önceki yazıları:
|
|
 |
|