22 Kasım 2009
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Avrupa Birliği
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon

HÜRRİYET EKLER
Bilim
e.yaşam
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Cumartesi
Cuma
Kelebek
Mobil Hürriyetim
Arşiv Arama
Bize Ulaşın
Reklam

Neden Annan Planı?

Her ne kadar Türkiye Annan Planı fobisini yenmişe benze de, MGK bildirisinde görüldüğü gibi şüpheler henüz tamamen bertaraf edilmiş değil. Pek çokları için plan bir teslimiyet belgesi niteliğini taşıyor. Türk kesiminin haklarından fedakarlık edileceğine inanılıyor. Bazıları planın hayata geçmesiyle Türkiye’nin çevreleneceğini düşünüyor.

Evet plan mükemmel değil. Türk tarafının tüm beklentilerini karşılamıyor. Ayrıca Planın mülkiyete ilişkin düzenlemelerinde, hukuksal yapısında, egemenliğin dağılımına ilişkin prensiplerinde, ikametten doğan hakların kullanılmasında, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 1 numaralı protokolüne ilişkin doğabilecek sorunların aşılmasında çözülmesi gereken sorunlar var.

Ancak Plan, Türk tarafının çıkarlarını hiç de yabana atmayacak şekilde koruyan bir belge. Geçtiğimiz günlerde TESEV için aralarında Ahmet Sözen, Ayla Gürel, Mete Hatay, Sylvia Tiryaki’nin bulunduğu bir grup tarafından, Kudret Özersay ve Sabiha Senyücel’in katkılarıyla hazırlanan bir çalışmada da belirtildiği gibi:

1. Annan Planı şimdiye kadar ortaya konmuş tek kapsamlı çözüm önerisi. 1960 düzeninin aksamasının ardından ilk toplumlararası görüşmeler Beyrut’ta Rauf Denktaş ile Glafkos Klerides arasında 1968’de başlatılmış ve günümüze değin Kıbrıs sorununun çözümü yolunda önemli adımlar atılmış. Bunların başında hiç şüphesiz 1977 Denktaş-Makarios Doruk Görüşmesi, 1979 Denktaş Kipriyanu Doruk Görüşmesi, 1984 Taslak Çerçeve Antlaşması, 1992 Gali Fikirler Dizisi gelmekte. Ayrıca çok sayıda Güvenlik Konseyi kararı alınmış, toplumlar arası görüşmeler yapılmış.

Annan Planı tüm bu görüşmelerin ışığında ve yukarda sözü edilen çerçeve anlaşmalarının içini dolduran bir çözüm önerisi.

2. Annan Planı, doğal olarak Türk tarafının siyasi pozisyonlarında ifade edilen tüm beklentilerini karşılamaktan uzak. Fakat Kıbrıs ve Türkiye’nin AB üyeliği yolunda attığı adımların çözümü gerekli kıldığı unutulmamalı. Çözümsüzlüğün sürmesinin bedelinin Türk tarafınca ödenmesi olasılığı yabana atılamaz. Önümüzdeki fırsat iyi değerlendirilmeli.

3. Annan Planı nihayetinde bir uzlaşma önerisi. Türk tarafının beklentilerini karşılamadığı ölçüde, hatta ondan çok daha fazla Rum tarafının beklentilerini de karşılamamakta. Ancak asgari ihtiyaçlarını ve menfaatlerini karşılamakta. Planda yapılacak makul değişikliklerle sürdürülebilir bir çözümün hayata geçirilebilmesi mümkün.

4. Çözümün 2004 sonrasına özellikle Türk tarafından kaynaklanan bir isteksizlik ya da engelleme sonucunda ertelenmesi, Türkiye’nin AB üyeliğinin önünü büyük ölçüde tıkayacak. AB’nin güçlü ülkeleri Türkiye’nin üyelik müzakerelerine başlamasını engelleyecek. Çözümsüz bir Kıbrıs sorununun, çeşitli nedenlerle Türkiye’nin üyeliğini hazmedemeyen yeni ve eski pek çok AB ülkesi tarafından bahane olarak kullanılması kaçınılmaz.

5. Gerçek dönüm noktası ise 1 Mayıs 2004. Bu tarih itibarıyla geçici dahi olsa soruna çözüm bulunamazsa, Rum tarafı AB içinde Türkiye’ye ilişkin her konuda söz sahibi olacak.

6. Annan Planı tarafların çıkarları kadar, AB normlarını da dikkate alan nitelikte bir belge. Plan içinde Türk tarafı lehine derogasyonlar bulunmakta. Türk tarafının iki kesimlilik talebini tam olarak karşılamasa da, yerleşim ve mülk edinme özgürlükleri kişi ve sermaye dolaşım özgürlükleri çerçevesinde ciddi kısıtlamalara tabi.

Bu kısıtlamaların iki kesimliliği güçlendirmek için arttırılması amacıyla pazarlık edilmesi mümkün.

7. Buna rağmen iki kesimlik günümüzde saf bir etnik ayrımcılık mantığı temeline oturtulamaz. Türk kesiminin içinde Rum kökenlilerin olmasından daha doğal bir şey olamaz. Lozan sonrasında Türkiye ile Yunanistan arasında imzalanan Mübadele Antlaşması dahi İstanbul Rumları ile Batı Trakya Türklerini yerlerinde bırakmış. Önemli olan oluşturucu devletlerin ulusal karakterlerinin korunması, taraflardan birinin azınlık konumuna düşürülmesinin önüne geçilmesi.

8. Planla Türkiye’nin AB üyeliği arasında bağlantı bulunmakta. Rumların Türk kesimine yerleşimi ile ilgili kısıtlamaların kaldırılması, askerlerin çekilmesi Türkiye’nin üyeliğine bağlanmış. Bu bağlantıların arttırılması ve güçlendirilmesi mümkün.

9. Eğer 2005 başına kadar çözüm bulunmazsa, Türkiye Loizidou benzeri davalardan doğan yükümlülüklerini yerine getirmek zorunda kalacak. Bunun sadece tazminat ödeme ile sınırlı olmadığı bilinmekte. Mülkiyete ilişkin hakların iade edilmesi talepleri iki kesimlilik prensibinin zayıflamasına yol açacak.

10. Genellikle iddia edilenin aksine, Annan Planı Türkiye’nin ve Türk tarafının güvenlik çıkarlarını şu anki durumdan daha fazla korumakta. Adanın silahsızlanması (Temel Maddeler, Mad. 8) Türkiye’nin güneyden çevrelenmesi olasılığını ortadan kaldıracak. Türkiye’ye hasım, Avrupa Birliği şemsiyesi altında silahlanmış bir Kıbrıs yerine, ortaklık devletini kurmuş ve silahsızlanmış bir Kıbrıs, Türkiye’nin güvenlik çıkarlarına daha fazla hizmet eder.

11. Annan planıyla, Kıbrıs’ta iki tarafın da altına imza attıkları 1977 ve 1979 Doruk Anlaşmalarında prensip olarak kabul edilmiş hakların büyük oranda onaylandığını ve yıllar süren bu hakları uluslararası topluluğa tescil ettirme mücadelesinin başarıya ulaştığını görüyoruz.

12. İki toplum arasında siyasi eşitliğin sağlanması,

  • iki eşit statüde oluşturucu devletin kurulması,
  • ortaklık devletinde (Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti) Senatonun iki Oluşturucu devletten eşit sayıda senatörden meydana gelmesi,
  • Başkanlık Konseyi’nde rotasyon prensibi,
  • başkan ve başkan yardımcılarının farklı oluşturucu devletten gelmesi,
  • kilit görevlerin paylaşımındaki hakkaniyet,
  • kararların geçmesi için her oluşturucu devletten gelen en az bir üyenin (Bakanın) onayı,
  • uluslararası temsiliyetin eşit paylaşımı,
  • Yüksek Mahkemede eşit sayıda yargıcın bulunması

    gibi prensiplerle iki tarafın siyasi eşitliği Planda etkin bir şekilde vurgulanmış. Bunun daha da güçlendirilmesi sağlanabilir.

    13. Oluşturucu devletler, federal düzeyde anayasada belirtilen alanlarda egemenliği eşitçe paylaşacakları gibi, geriye kalan alanlarda (residual powers) egemenlik oluşturucu devletler tarafından kullanılacak. Buna ek olarak, her iki oluşturucu devletin mahkemeler ve polis gücü gibi simetrik ayrı organları da olacak.

    14. KKTC’nin imzaladığı antlaşmalar EK 5’e ilave edileceği için varlığı sadece geleceğe yönelik olarak (ex nunc) değil, geçmişe dönük olarak da (ex tunc) tanınacak.

    Çözümün sağlanmasından sonra KKTC’nin yaptığı yasal, idari veya herhangi bir işlem Annan Planının herhangi bir hükmü ile çelişmediği ve uluslararası hukuka aykırı olmadığı oranda geçerli kabul edilecek.

    15. 1960 Garanti Antlaşması yeni duruma göre uyarlanarak (mutatis mutandis) yürürlükte kalmaya devam edecek. Garanti Antlaşması Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti’nin anayasal düzenini, güvenliğini ve toprak bütünlüğünü garanti etmesine ek olarak, oluşturucu devletlerin de anayasal düzenini ve toprak bütünlüğünü garanti etmekte.

    16. Bir çözüm sonrası KKTC üzerindeki ambargoların kalkmasıyla ve dış dünyaya daha rahat açılmasıyla elinde bulundurduğu özellikle turizm potansiyelini iyi kullanabilen bir Kıbrıs Türk Oluşturucu Devleti çok kısa zamanda yüksek büyüme hızıyla ekonomisini geliştirebilecek.

    17. 1 Mayıs 2004 öncesinde varılacak bir çözümle Kıbrıslı Türklerin Kıbrıs Rumlarıyla eşit statüde AB’ye girmeleri, özellikle de Türkçe’nin AB’nin resmi bir dili olması, hem siyaseten, hem de psikolojik olarak AB’de Türkiye lehine önemli bir katkı sağlar.

    Daha fazla söze gerek var mı? Yukarda özetini çıkarttığım TESEV için hazırlanmış gerekçeler müzakerelere bu temelde başlanmasına yeterli değil mi?



    Daha önceki yazıları:
  • Geyik avı ve UEFA
  • Sivil toplum göreve...
  • Başörtüsü sorunu
  • Rapor ve Belge
  • Annan Planı’nın ekonomik analizi
  • Artılarıyla, eksileriyle asker meselesi
  • Bir bardak suda fırtına
  • Kıbrıs’ta çözüm mümkün mü?
  • Başarının sırrı
  • Çözüm ve seçim...
  • Aklımız bir kere rehin alınmasın...
  • Asker göndermek şart değil...
  • Kriz dersleri
  • Tek sonuç-Tek sorun
  • Sırada ikili ilişkiler var...
  • Bu sefer olmadı ama...
  • Güven Bunalımı
  • Her dediklerini yapamayız...
  • DSA Grubu’nun Raporu
  • Herkes yanıldı mı?
  • Teşekkürler Hasan Cemal
  • Neden bir türlü çözemiyoruz?
  • Gözden kaçanlar
  • Kuzey Irak'ta hassas dengeler
  • İpliğimiz pazara çıktıkça...
  • Yeni bir Kıbrıs pazarlığına doğru...
  • Zor Sorun – Zor Çözüm
  • Sıkı Pazarlık
  • Eskisi gibi olmayacak...
  • Elmalarla Armutlar
  • İşe yarar mı?
  • Sağduyuya Davet
  • Küçük bir hatırlatma...
  • İstenenden az, beklenenden iyi, korkulandan uzak...
  • Sonuç ne olursa olsun...
  • Farkında mısınız NATO genişledi
  • Sorunlar ve Fırsatlar
  • Çözüm olursa...
  • Kredi Hepimizin
  • Beklenen Oldu
  • Kaş Yaparken Göz Çıkartmak
  • Yalan mı?
  • Kara bulutlar
  • Eğer doğruysa
  • Tarihe not düşmek için...
  • Kimin ne dediğini bırakın uygulamaya geçin...
  • Toprak yerine petrolden pay...
  • Çeçen Sorunu
  • Yeni Bir Dünya Düzenine Doğru
  • 12 Yılın Muhasebesi
  • Laço Tayfa
  • Yokluğu Hissedilecek
  • UCM ve Türkiye
  • Bush’un Önerisi
  • Kazalar ve Boğazlar
  • Zirve Dersleri
  • NATO Light
  • Top karşı tarafta
  • Kendini aşmak
  • Trabzon Buluşması
  • Acele etmeyelim...
  • Biraz Bocaladıktan Sonra
  • Durum Tespiti
  • Arap Zirvesi’nin Ardından
  • Cheney’nin Ardından
  • MGK Genel Sekreteri Kılınç ne demek istedi?
  • Ems Telgrafı
  • Bir Buluşmanın Ardından
  • Post-Huntingtonian Bir Dünyaya Doğru
  • Samson Devletleri
  • KEİ’ye hayat öpücüğü
  • Amerika Keşifleri
  • Türkiye’nin Irak İkilemi
  • Irak’a Müdahale
  • Yeni Yıl Falı
  • Yerinde karar
  • ABM sizlere ömür...
  • AGSK nedir? Ne işe yarar? Ne kazandırır? Ne kaybettirir?
  • İnanılmazı Gerçekleştirmek
  • Sıra Irak’a Gelirse...
  • Biri müteşekkir, diğeri kaygılı
  • Huntington’u Mahcup Edecek Tek Ülke
  • Kıbrıs Meselesi
  • İncir Yaprağı
  • Felaket Senaryosu
  • Asker Gönderme
  • Beklenen oldu, beklenmeyen de olabilir...
  • Kim haklı?
  • Meşruiyet Sorunu
  • Ufuk Turu

  • Ana Sayfa | Son Dakika | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Yazarlar
    Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
    İnsan Kaynakları | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım

    © Copyright 2009 Hürriyet