22 Kasım 2009
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Avrupa Birliği
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon

HÜRRİYET EKLER
Bilim
e.yaşam
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Cumartesi
Cuma
Kelebek
Mobil Hürriyetim
Arşiv Arama
Bize Ulaşın
Reklam

Türkiye ve Büyük Ortadoğu

Son iki yüzyıllık tarihi boyunca Türkiye coğrafyasından kaynaklanan gücüyle büyük devletleri sık sık bir birine karşı kullandı. Bu sayede Rusya ve hatta Avusturya’ya rağmen bir yüzyıldan fazla ayakta kalmayı becerdi.

Almanya’nın 1871’de büyük bir devlet olarak siyaset sahnesine çıkışına kadar imparatorluğun koruyucu meleği, Rusya’nın Akdeniz’e inmesinden çekinen İngiltere’ydi. İngiltere’nin Rusya’yı kızdırmak istemediği dönmede ise Babıali Almanya’dan yararlandı.

Cumhuriyetin ilk yıllarında Türkiye Batı’nın şerrinden Sovyetler Birliği’nin kanatlarının altına sığınarak kurtuldu. 1936’dan itibaren yine İngiltere’ye yaklaştı. II. Dünya Savaşı’nın bitişi ve Sovyet taleplerinin ayyuka çıkmasıyla da bilindiği gibi Amerika devreye girdi. Türkiye coğrafyasını bu kez Sovyet yayılmacılığının önünde engel olarak kullandı.

Soğuk Savaş’ın sonunda tam coğrafya satışı bitti diye düşünülürken, imdadımıza Saddam Hüseyin yetişti. 2 Ağustos 1990’da Kuveyt’i işgal ederek Türkiye’nin Sovyetler için değilse dahi, Ortadoğu için hala önemli olduğunu dünyaya gösterdi.

Derken Sovyetler Birliği dağıldı. Yeni keşfettiğimiz ve aslında hiç tanımadığımız akrabalarımız bize Batılı dostlarımızın yeni bir rol biçmesine yol açtı. Demirel, Adriyatik’ten Çin Seddi’ne Türk dünyasının kuruluşunu müjdelerken, RAND stratejistleri “Acaba Türkiye Batı ile Doğu arasında köprü rolü oynar mı?” diye düşünüyordu.

Ancak onlar her şeyi düşünürken, biz bir türlü kendimize kendimizi düşündürecek fırsatı bulamadık. Balkanlar’daki savaş, Kafkasya’daki istikrarsızlık, Hazar havzası enerji kaynakları için girişilen rekabet makro stratejimizin alıştığımız gibi hep tek boyutlu kalmasına neden oldu. Coğrafyamız para ettiği sürece değişmemize dünya ile olan ilişkilerimize yeni boyutlar katmamıza gerek hissetmedik.

Model falan olduğumuzu söyledik. Ama aslında söylediğimize kendimiz de pek inanmadık. Demokrasimiz yarım yamalak, ekonomimiz batakta, insan hakları sicilimiz berbat durumdaydı. Model olabilmenin hiçbir özelliğini içimizde barındırmıyorduk.

Zaten bu yüzden de bizim modelliğimizi kimse önemsemedi, kimse bizi vitrine çıkartmaya yanaşmadı. Arada sırada sırtımızı sıvazladılar ama hiç samimi değillerdi. Söylediklerine kendileri de inanmıyordu. Yeterince güzel değildik. Bizi vitrine çıkartacak Batıyı baştan çıkaramıyorduk.

Fakat şimdi durum değişti. Türkiye giderek artan bir şekilde Ortadoğu ve Orta Asya için model olarak görülüyor. Bunu katıldığınız toplantılarda, okuduğunuz yazılarda hissediyorsunuz. İslam ve demokrasinin bir arada yaşaması, belki daha da önemlisi demokrasinin gelişmesi çekiciliğimizi arttırıyor.

Türkiye, AB’ye uyum yolunda attığı her adımda model olmaya daha da fazla yaklaşıyor. Uygulama konusundaki çekincelere rağmen, Batı basını atılan adımların önemini okuyucularına büyük ölçüde aktarıyor. Dünyada bir süredir Türkiye lehine ılık rüzgarlar esiyor.

Üstelik gündemde bir de Büyük Ortadoğu projesi var. Amerika Genişletilmiş ya da Büyük Ortadoğu’ya demokrasi getirerek terörizmi önleyebileceğini düşünüyor. Yeni strateji “demokrasiler savaşmaz” hipotezinin zamana ve şartlara göre uyarlamasından başka bir şey değil.

Her ne kadar bu stratejinin henüz belli başlı bir sahibi yoksa ve bütün hatları ortaya çıkmamışsa da, Haziran ayındaki G 8 toplantısı için hazırlanan ve basına sızan çalışma belgesi de dahil piyasadaki bilgi kırıntılarından projenin Türkiye’nin önemimi daha da arttıracağı anlaşılıyor.

Projenin olmazsa olmazları arasında Ortadoğu’da sivil toplumun desteklenmesi, insan hakları aktivistlerinin savunulması, demokratikleşme ile ticaret ve yardım arasında bağlantı kurulması gibi şeyler var. Amerika’da bu konu üstünde çalışan pek çok kişi ve kurum Irak’ın istikrarı ve demokratikleşmesi, Afganistan’daki müdahalenin başarıya ulaşması ve tabii ki Türkiye’nin AB üyeliği ile yeni stratejinin geleceği arasında doğrudan bağlantı kuruyor.

Yine pek çoklarına göre Türkiye’nin İslam ile demokrasiyi bir arada yaşatması bölge için iyi bir örnek. Kimsenin Arapların, İranlıların ya da Afganların Türkiye’yi emsal kabul edip, “aman ne de güzel yapıyorlar biz de yaparız” demesini beklemiyor. Türkiye’nin bölge için değil, kendileri için emsal olduğunun farkındalar. Ayrıca pek çokları Türkiye örneğinin İslami olması yüzünden değil, demokrat olması yüzünden desteklenmesi gereken bir örnek olduğunu ısrarla vurguluyor.

Bunun dışında bölgeye Batı değerlerinin AGİT veya benzeri mekanizmalarla taşınması, NATO’nun BİO benzeri bir modeli Ortadoğu için de uygulamaya koyması gibi öneriler var. Bölgenin demokratikleşmesi, militan kültüründen arınması için Filistin sorununun çözülmesi gerektiği de hemen herkesin malumu.

Şu aşamada Amerika öneriye, yönlendirmeye, işbirliğine açık. Türkiye devletiyle, sivil toplumuyla, akademik cemaatiyle paranoyaları bir kenara bırakıp, aklını gündelik sorunlardan soyutlayıp bu işi ciddi ciddi tartışırsa, Ortadoğu’nun geleceğinin şekillenmesinde söz sahibi olur. Hem de bu kez topraklarına asker kabul etmek zorunda kalmadan, 1 Mart 2003 sıkıntısını yaşamadan, AB ve ABD ile olan ilişkilerinde pazarlık gücünü arttırarak…

(22 Mart 2004)


Daha önceki yazıları:
  • Büyük düşünmek
  • Hızlı değişim
  • Neden Annan Planı?
  • Askerler neye, neden karşı?
  • Geyik avı ve UEFA
  • Sivil toplum göreve...
  • Başörtüsü sorunu
  • Rapor ve Belge
  • Annan Planı’nın ekonomik analizi
  • Artılarıyla, eksileriyle asker meselesi
  • Bir bardak suda fırtına
  • Kıbrıs’ta çözüm mümkün mü?
  • Başarının sırrı
  • Çözüm ve seçim...
  • Aklımız bir kere rehin alınmasın...
  • Asker göndermek şart değil...
  • Kriz dersleri
  • Tek sonuç-Tek sorun
  • Sırada ikili ilişkiler var...
  • Bu sefer olmadı ama...
  • Güven Bunalımı
  • Her dediklerini yapamayız...
  • DSA Grubu’nun Raporu
  • Herkes yanıldı mı?
  • Teşekkürler Hasan Cemal
  • Neden bir türlü çözemiyoruz?
  • Gözden kaçanlar
  • Kuzey Irak'ta hassas dengeler
  • İpliğimiz pazara çıktıkça...
  • Yeni bir Kıbrıs pazarlığına doğru...
  • Zor Sorun – Zor Çözüm
  • Sıkı Pazarlık
  • Eskisi gibi olmayacak...
  • Elmalarla Armutlar
  • İşe yarar mı?
  • Sağduyuya Davet
  • Küçük bir hatırlatma...
  • İstenenden az, beklenenden iyi, korkulandan uzak...
  • Sonuç ne olursa olsun...
  • Farkında mısınız NATO genişledi
  • Sorunlar ve Fırsatlar
  • Çözüm olursa...
  • Kredi Hepimizin
  • Beklenen Oldu
  • Kaş Yaparken Göz Çıkartmak
  • Yalan mı?
  • Kara bulutlar
  • Eğer doğruysa
  • Tarihe not düşmek için...
  • Kimin ne dediğini bırakın uygulamaya geçin...
  • Toprak yerine petrolden pay...
  • Çeçen Sorunu
  • Yeni Bir Dünya Düzenine Doğru
  • 12 Yılın Muhasebesi
  • Laço Tayfa
  • Yokluğu Hissedilecek
  • UCM ve Türkiye
  • Bush’un Önerisi
  • Kazalar ve Boğazlar
  • Zirve Dersleri
  • NATO Light
  • Top karşı tarafta
  • Kendini aşmak
  • Trabzon Buluşması
  • Acele etmeyelim...
  • Biraz Bocaladıktan Sonra
  • Durum Tespiti
  • Arap Zirvesi’nin Ardından
  • Cheney’nin Ardından
  • MGK Genel Sekreteri Kılınç ne demek istedi?
  • Ems Telgrafı
  • Bir Buluşmanın Ardından
  • Post-Huntingtonian Bir Dünyaya Doğru
  • Samson Devletleri
  • KEİ’ye hayat öpücüğü
  • Amerika Keşifleri
  • Türkiye’nin Irak İkilemi
  • Irak’a Müdahale
  • Yeni Yıl Falı
  • Yerinde karar
  • ABM sizlere ömür...
  • AGSK nedir? Ne işe yarar? Ne kazandırır? Ne kaybettirir?
  • İnanılmazı Gerçekleştirmek
  • Sıra Irak’a Gelirse...
  • Biri müteşekkir, diğeri kaygılı
  • Huntington’u Mahcup Edecek Tek Ülke
  • Kıbrıs Meselesi
  • İncir Yaprağı
  • Felaket Senaryosu
  • Asker Gönderme
  • Beklenen oldu, beklenmeyen de olabilir...
  • Kim haklı?
  • Meşruiyet Sorunu
  • Ufuk Turu

  • Ana Sayfa | Son Dakika | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Yazarlar
    Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
    İnsan Kaynakları | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım

    © Copyright 2009 Hürriyet