|
 |
|
Sona doğru
Yazıya “Mutlu sona doğru” diye başlık atmak isterdim ama sevinmek için henüz çok erken. Brüksel’de derogasyonlar konusunda ilerleme kaydedilmesine rağmen Bürgenstock’tan gelen haberler pek iç açıcı değil. Rum-Yunan tarafı hala ayak sürüyor. AB’nin verdiği anlaşılan garantilerin de Türk tarafını tatmin edip etmeyeceğini bilmiyoruz.
Derogasyon sorunu çözülmezse, Kuruluş Antlaşmasının referandumdan geçmesi zor. Denktaş şimdiden sesini yükseltti. Mülkiyet düzenlemelerinden ağzı yanacaklar da onun yanında yer alacaktır.
Bilindiği gibi Türk tarafı Kıbrıs Katılım Antlaşması’nın 10. protokolünün 4. maddesinin getirdiği düzenlemeyi yetersiz görüyor. Komisyonun önerisi, Konseyin kabulü ile imzalanacak barış antlaşmasının Katılım Antlaşması’nın parçası haline gelmeyeceğini savunuyor.
Komisyon ise aynı fikirde değil. Geçtiğimiz hafta Brüksel’de görüştüğümüz yetkililer hem daha önceki örnekleri emsal gösteriyor, hem de bu prosedürün AB üyeleri tarafından anayasal süreçleri içinde onaylandığını, dolayısıyla da sonucunun birincil hukuk kuralı yaratacağını söylüyor.
Zaten herhangi bir Avrupa mahkemesinin Kıbrıs devletinin Kuruluş Antlaşması’nın üstüne oturduğu temel prensibi ayaklar altına alacak bir yaklaşım benimsemesi çok zor. Böyle bir şeyin kriz demek olduğunu herhalde en sıradan hukukçu bile bilir.
Ancak ne hukukun bu siyasi yorumu, ne de Komisyonun görüşü yargıyı ipotek altına almıyor. Planın üstüne oturduğu iki kesimliliği hukuk karşısında korumanın en sağlam yolu Kuruluş Antlaşması’nın ya da antlaşmanın derogasyonları içeren bölümlerinin belli bir süre içinde tıpkı Katılım Antlaşması gibi AB’ye üye ülkelerin bir şekilde onaylaması.
Görünen o ki Brüksel’de Erdoğan ve Gül Komisyonla mutabakata vardı. Ama ne yazık ki Türk tarafı açısından çözümü tıkayan tek engel derogasyon meselesi değil. Derogasyon sorunu çözülse bile, diğer taleplerin dışında, mülkiyete ilişkin düzenlemelerde iyileştirmeye gidilmesi şart. Denktaş’ın geçenlerde CNN-Türk’de söyledikleri doğruysa, bu konuda da şimdiye kadar hiçbir ilerleme kaydedilmemiş olması gerekiyor.
Umarız bu sor tur görüşmelerde, daha doğrusu bugün sunulacağı söylenen planın dördüncü versiyonunda derogasyonlarla birlikte mülkiyet düzenlemelerinde de değişiklikler yapılabilir. Çünkü “Şimdiki Değer” kavramı, “Kıyaslanabilir Yerler” tanımlaması, “Leasing-Kiralama” düzenlemesi, şimdiki kullanıcılara maddi destek sağlanmasındaki belirsizlik, “Toplam Toprak Alanı” konusundaki muğlaklık, muafiyete tabii olan bölgeler, “Mülkiyet Kurulu” ve “Mülkiyet Mahkemesi”ne ilişkin sorunlar hem Türk tarafının haklarının korunmasında, hem de işler bir sistemin kurulmasında sorunlara yol açabilecek nitelikte...
(27 Mart 2004)
Daha önceki yazıları:
|
|
 |
|