|
 |
|
Neden EVET?
Bütün makro stratejik gerekçelerin yanı sıra, Türk tarafının Annan Planı’na neden evet demesi gerektiği en iyi plana bakıldığı zaman anlaşılıyor. TESEV bünyesi içinde geçtiğimiz günlerde Sylvia Tiryaki, Ayla Gürel ve Mete Hatay ile birlikte yaptığımız kısa bir analizden çıkarttığımız sonuç, planın her şeyden önce Kıbrıs’ta iki tarafın altına imza attıkları 1977 ve 1979 Doruk Anlaşmaları’nda prensip olarak kabul edilmiş hakların büyük oranda onaylandığı ve bu hakların uluslararası topluluğa tescil ettirme mücadelesinin başarıya ulaştığı yönünde.
İki toplum arasında siyasi eşitliği sağlaması planın en önemli özelliklerinden biri. Planın referanduma sunulan son şeklinin Ana Maddeler bölümünün giriş kısmının iii maddesinde iki taraf arasındaki ilişkinin bir çoğunluk-azınlık ilişkisi olmadığı, siyasi eşitliğe dayandığı ve bir tarafın diğer tarafa hükmedemeyeceği, üstünde hakimiyet kuramayacağı kabul edilmiş.
Siyasi eşitlik Kıbrıs’ın Avrupa Birliği’ne Katılım Antlaşması’nın 10. Protokülünün 4. Maddesindeki yönteme istinaden hazırlanan Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Avrupa Birliği’ne Katılım Koşullarına İlişkin Uyum Senedi Taslağı’nın giriş bölümünün vi. maddesinde de tescil edilmiş.
Benzer şekilde ‘Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne Karar Alması için Sunulacak Konular’ arasında (Madde 1.b.) da iki toplumun siyasi eşitliğinin altı çizilmiş.
Zaten Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti Senatosunun iki kurucu devletten eşit sayıda senatörden oluşması, Başkanlık Konseyi’nde rotasyon prensibi, kilit görevlerin paylaşımındaki hakkaniyet, kararların geçmesi için iki kurucu devletten gelen en az bir üyenin onayı, kilit noktalardaki uluslararası temsiliyetin eşit paylaşımı, Yüksek Mahkemede eşit sayıda yargıcın bulunması gibi kurallar iki tarafın siyasi eşitliğinin etkin bir şekilde vurgulandığını gösteriyor.
Annan Planı, Türk tarafının siyasi pozisyonlarında ifade edilen diğer beklentilerini de büyük ölçüde karşılamış. Daha önce sözü edilen egemen eşitlik dışında, İki kesimlilik, iki toplumluluk, güvenlik gereksinimleri, Kıbrıs Türk kimliği garanti altına alınmış.
Örneğin, ‘Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Avrupa Birliği’ne Katılım Koşullarına İlişkin Uyum Senedi Taslağı’nın 2.2. maddesinde Kurucu devletlerin kimliklerini korumak amacıyla kendi sakinlerinin en az 2/3’sinin kendi lisanlarını ana dilleri gibi konuşmaları karara bağlanmış.
Planda yapılan son düzenleme ile Ana Maddeler 5.1.a. ile Senato’nun eşit sayıda Kıbrıslı Rum ve Kıbrıslı Türk’ten oluştuğu belirtilerek iki toplumluluk prensibi vurgulanmış.
İki kesimlilik ise, Ana Maddeler bölümünün giriş kısmında (Mad. iv), Ana Maddeler 2.1.a. de, Ana Maddeler 10.1. de, Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Avrupa Birliği’ne Katılım Koşullarına İlişkin Uyum Senedi Taslağı’nın giriş bölümünün 6 ve 7. maddelerinde, Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası’nın değişmez 1.4. maddesinde bariz şekilde ortaya çıkıyor.
İddia edilenin aksine, Annan Planı Türkiye’nin ve Türk tarafının güvenlik çıkarlarını da şu anki durumdan daha fazla korumakta. Adanın silahsızlanması (Ana Maddeler, Mad. 8) Türkiye’nin güneyden çevrelenmesi olasılığını ortadan kaldıracak. Türkiye’ye hasım, Avrupa Birliği şemsiyesi altında silahlanmış bir Kıbrıs yerine ortaklık devletini kurmuş ve silahsızlanmış bir Kıbrıs Türkiye’nin güvenlik çıkarlarına daha fazla hizmet edecek.
Garanti ve İttifak Antlaşmaları da yeni duruma uyum sağlayarak varlığını sürdürecek. Türkiye’nin 1960 Garanti Antlaşması’ndan kaynaklanan haklarının aynen korunmasına ek olarak, Ana Maddeler, madde 8.1.a. ile kurucu devletlerin toprak bütünlüğü, güvenliği, anayasal düzeni de garanti kapsamı altına alınmakta.
Türkiye’nin Kıbrıs’ta bulundurduğu asker sayısı 1 Ocak 2011’e kadar 6 bin, 1 Ocak 2018 yada Türkiye’nin AB üyesi olmasına kadar 3 bin olacak. Ondan sonra ise 1960 İttifak Antlaşması’nda olduğu gibi 650 kişilik birlik bulundurabilecek...
(13 Nisan 2004)
Daha önceki yazıları:
|
|
 |
|