22 Kasım 2009
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Avrupa Birliği
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon

HÜRRİYET EKLER
Bilim
e.yaşam
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Cumartesi
Cuma
Kelebek
Mobil Hürriyetim
Arşiv Arama
Bize Ulaşın
Reklam

İlk veriler

Başbakan ve Dışişleri Bakanı cumartesi akşamı yaptıkları açıklamalarda referandum sonuçlarını ifrata vardırmadan değerlendirerek, çözüm kapısını kapamadıklarını belli ettiler. Ne KKTC’nin Türkiye’nin bilmem kaçıncı vilayeti olacağını, ne de artık uluslararası toplumun KKTC’yi tanıması gerektiğini söylediler. Her ikisinin de açıklaması ayakları yere basar nitelikteydi.

Pazartesi günü MGK açıklaması geldi. MGK, “Referandumda, Türkiye'nin ve Kıbrıs Türk halkının, çözüm yönünde ortaya koyduğu iradenin, uluslararası kuruluşlar ve devletler tarafından dikkate alınmasının ve referandum öncesi böyle bir sonucun çıkması durumunda, 'KKTC'ye uygulanan kısıtlamaların kaldırılması; siyasi, ekonomik ve sosyal içerikli bazı iyileştirilmelerin yapılmasına' yönelik vaatlerin yerine getirilmesinin gerekliliği dile” getirdi.

Eğer Türkiye siyasetinde hiç alışık olmadığımız bu sağduyulu yaklaşım devam ederse, Türkiye sorunlu bir ülkeyi ithal etmekten muzdarip AB ile olan ilişkilerinde çözüm karşılığında en azından müzakerelerin başlamasını garanti altına alabilir. Ancak Türkiye müzakereler için Annan planının bugünkü halinden bir adım gerisini kabul etmeyeceğini göstermek, Türk tarafı ise AB üyeliği için her şeyi yapmayı hazır olduğu intibaını uyandırmamak zorunda.

Bu yüzden Cumhurbaşkanı Denktaş ve onun kişiliğinde somutlaşmış olan plan karşıtlığı adada varlığını sürdürmeli. KKTC Parlamentosu’nda temsil edilen partiler de kısır çıkarlar uğruna yakalanan ivmeyi öldürmemeli. Hem unutmayalım ki, planın kabul edilmemesinden Denktaş değil, Papadapulos sorumlu. Denktaş’ın hayır demesi karşı taraftaki evet oylarının artmasına katkıda bulundu. Rumlar plana Denktaş hayır dediği için değil, adayı Türklerle paylaşmayı içlerine sindiremedikleri, AB üyeliği sayesinde Doğu Almanya modelinin gerçekleşeceğine inandıkları için hayır dediler.

Doğu Alman tarzı bir birleşmenin gerçekleşmemesi için öncelikle Kıbrıslı Türklerin daha rahat yaşamalarının sağlanması şart. Türkler plana Rumlara hayran oldukları için değil, tanınmak, AB’ye girip rahat yaşamak için evet dedi. Bu yüzden fedakarlığın sadece AB’den beklenmesi yanlış. Ankara’nın elini bir an önce cebine atması gerekiyor. Kıbrıslı Türklere Türkiye ile birlikte hareket etmeleri karşılığında bir şeyler kazanacaklarını göstermeliyiz.

Eş zamanlı olarak da KKTC’nin bağımsızlığını gerçekten tanıdığımızı, taksimi unuttuğumuzu gösterir işler yapmalıyız. Türkiye, dünyaya sorun yaratmayan, çözüm üreten, inisiyatif alan taraf olduğunu tekrar tekrar ispatlamak zorunda...

(27 Nisan 2004)


Daha önceki yazıları:
  • Neden EVET?
  • Sona doğru
  • Türkiye ve Büyük Ortadoğu
  • Büyük düşünmek
  • Hızlı değişim
  • Neden Annan Planı?
  • Askerler neye, neden karşı?
  • Geyik avı ve UEFA
  • Sivil toplum göreve...
  • Başörtüsü sorunu
  • Rapor ve Belge
  • Annan Planı’nın ekonomik analizi
  • Artılarıyla, eksileriyle asker meselesi
  • Bir bardak suda fırtına
  • Kıbrıs’ta çözüm mümkün mü?
  • Başarının sırrı
  • Çözüm ve seçim...
  • Aklımız bir kere rehin alınmasın...
  • Asker göndermek şart değil...
  • Kriz dersleri
  • Tek sonuç-Tek sorun
  • Sırada ikili ilişkiler var...
  • Bu sefer olmadı ama...
  • Güven Bunalımı
  • Her dediklerini yapamayız...
  • DSA Grubu’nun Raporu
  • Herkes yanıldı mı?
  • Teşekkürler Hasan Cemal
  • Neden bir türlü çözemiyoruz?
  • Gözden kaçanlar
  • Kuzey Irak'ta hassas dengeler
  • İpliğimiz pazara çıktıkça...
  • Yeni bir Kıbrıs pazarlığına doğru...
  • Zor Sorun – Zor Çözüm
  • Sıkı Pazarlık
  • Eskisi gibi olmayacak...
  • Elmalarla Armutlar
  • İşe yarar mı?
  • Sağduyuya Davet
  • Küçük bir hatırlatma...
  • İstenenden az, beklenenden iyi, korkulandan uzak...
  • Sonuç ne olursa olsun...
  • Farkında mısınız NATO genişledi
  • Sorunlar ve Fırsatlar
  • Çözüm olursa...
  • Kredi Hepimizin
  • Beklenen Oldu
  • Kaş Yaparken Göz Çıkartmak
  • Yalan mı?
  • Kara bulutlar
  • Eğer doğruysa
  • Tarihe not düşmek için...
  • Kimin ne dediğini bırakın uygulamaya geçin...
  • Toprak yerine petrolden pay...
  • Çeçen Sorunu
  • Yeni Bir Dünya Düzenine Doğru
  • 12 Yılın Muhasebesi
  • Laço Tayfa
  • Yokluğu Hissedilecek
  • UCM ve Türkiye
  • Bush’un Önerisi
  • Kazalar ve Boğazlar
  • Zirve Dersleri
  • NATO Light
  • Top karşı tarafta
  • Kendini aşmak
  • Trabzon Buluşması
  • Acele etmeyelim...
  • Biraz Bocaladıktan Sonra
  • Durum Tespiti
  • Arap Zirvesi’nin Ardından
  • Cheney’nin Ardından
  • MGK Genel Sekreteri Kılınç ne demek istedi?
  • Ems Telgrafı
  • Bir Buluşmanın Ardından
  • Post-Huntingtonian Bir Dünyaya Doğru
  • Samson Devletleri
  • KEİ’ye hayat öpücüğü
  • Amerika Keşifleri
  • Türkiye’nin Irak İkilemi
  • Irak’a Müdahale
  • Yeni Yıl Falı
  • Yerinde karar
  • ABM sizlere ömür...
  • AGSK nedir? Ne işe yarar? Ne kazandırır? Ne kaybettirir?
  • İnanılmazı Gerçekleştirmek
  • Sıra Irak’a Gelirse...
  • Biri müteşekkir, diğeri kaygılı
  • Huntington’u Mahcup Edecek Tek Ülke
  • Kıbrıs Meselesi
  • İncir Yaprağı
  • Felaket Senaryosu
  • Asker Gönderme
  • Beklenen oldu, beklenmeyen de olabilir...
  • Kim haklı?
  • Meşruiyet Sorunu
  • Ufuk Turu

  • Ana Sayfa | Son Dakika | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Yazarlar
    Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
    İnsan Kaynakları | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım

    © Copyright 2009 Hürriyet