10 Şubat 2012
Pazartesi
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Avrupa Birliği
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon

HÜRRİYET EKLER
Bilim
e.yaşam
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Cumartesi
Cuma
Kelebek
Mobil Hürriyetim
Arşiv Arama
Bize Ulaşın
Reklam

Güvenliğe bulunduğumuz katkı kadar AB üyeliği

Görünen o ki, 17 Aralıkta Türkiyenin ne kazanıp, ne kaybettiği üstüne daha çok şey söylenecek. Müzakerelerin açık uçlu olması, Kıbrıs sorunu gündemimizi epeyce bir süre işgal edecek. ABnin bize karşı haksızlık yapıp yapmadığını uzunca bir süre daha konuşacağız.

Ancak bu detay tartışmalar içinde kaybolmadan önce asıl gerçeği görmemizde yarar var: Türkiye'nin AB üyeliğinin önündeki en büyük engel ortadan kalktı.
Evet, AB bizi samimiyetle kucaklamadı, hala tereddütleri var. Ama zaten kucaklamasını beklemiyorduk. Neler olabileceğini tahmin ediyorduk.

Önemli olan müzakerelerin başlamasıydı. Randevu tarihi 3 Ekim 2005 tarih olarak verildi. Önemli olan, GKRY'nin Kıbrıs adasının tümü üstündeki egemenlik iddiasını tanımamamızdı. Tanımadık ve tanımayacağımızı kayda geçirdik. Önemli olan özel statüyü andıracak lafların kayda geçmesini önlemekti. O da büyük ölçüde başarıldı.

Tabii ki Türkiye her istediğini alamadı. Bizden önceki adaylarla eşit şartlarda müzakere masasına oturalım istiyorduk, olmadı. Pek çok AB lideri kamuoylarını tatmin etmek için malumun ilanı üstünde ısrar etti. İlle de müzakerelerin ucunun açık olması istendi. 23. maddenin dördüncü paragrafına sanki müzakere başka türlü olurmuş gibi açık uçluluk hükmü eklendi.

Eklenince de bu ilerde kötüye kullanılmaz mı sorusu aklımıza takıldı. Evet, kullanılabilir. Fakat istendikten sonra her şey kullanılabilir. Müzakereler bittikten sonra bazı AB üyeleri üyeliğimize onay da vermeyebilir. Sonunda her şey gelip referandum ya da parlamento onay sürecine takılabilir.

Kıbrıs sorunu başımıza bela olmaz mı? Tabii ki olur. Eğer çözüm için çaba harcamazsak, BM'yi, ABD'yi ve AB'nin belli başlı ülkelerini çözüme destek vermeye teşvik etmezsek, Türkiye ve Türkiye'yi yönetenler fena halde köşeye sıkışır. KKTC'yi feda etmekle, AB üyeliği arasında tercih yapmak zorunda kalır, üstelik de Rumların mülkiyet haklarından doğan tüm tazminatları ödemeye mahkum olur.

Ancak tüm bunlar bugünün değil, yarının sorunları. Şimdi önemli olan dünya tarihinin önemli bir noktasında durduğumuzun bilincine varmak ve ona göre hareket etmek. Bizim vakit geçirmeden Avrupa ve dünyanın güvenliğine ne şekilde katkıda bulunacağımızı düşünmemiz gerekiyor.

Unutmayalım ki bize AB kapısını bölge ve dünya güvenliğine bulunacağımız katkı yüzünden açtılar. Kopenhag siyasi kriterlerini yerine getirmemiz, kendi sorunlarımızı çözmek yolunda adım atmamız kapının açılması için gerekli koşuldu. Ama yeterli koşul değildi.

Yeterli koşul Avrupa'nın genel anlamda güvenliğine bulunacağımız katkıydı.
Türkiye bundan sonra da AB üyeliği yolunda güvenliğe yaptığı katkı oranında ilerleyecek. Kendini çevresindeki sorunların çözümüne bulunduğu katkıyla ispatlayacak. Doğu ile Batı, Kuzey ile Güney, İslam ile Hıristiyanlık arasında köprü olabildiği ölçüde AB'ye yakınlaşacak..


(18 Aralık 2004)

Daha önceki yazıları:
  • Tanıdık Bush kazandı...
  • Hayır demek zor...
  • Zina krizi bitmedi...
  • Terör terörü çeker
  • Kaçırılan bir fırsat daha...
  • Zirveye demokratikleşme damgasını vurdu
  • Aktif Dış Politika
  • Zulüm ve hegemonya
  • İlk veriler
  • Neden EVET?
  • Sona doğru
  • Türkiye ve Büyük Ortadoğu
  • Büyük düşünmek
  • Hızlı değişim
  • Neden Annan Planı?
  • Askerler neye, neden karşı?
  • Geyik avı ve UEFA
  • Sivil toplum göreve...
  • Başörtüsü sorunu
  • Rapor ve Belge
  • Annan Planı’nın ekonomik analizi
  • Artılarıyla, eksileriyle asker meselesi
  • Bir bardak suda fırtına
  • Kıbrıs’ta çözüm mümkün mü?
  • Başarının sırrı
  • Çözüm ve seçim...
  • Aklımız bir kere rehin alınmasın...
  • Asker göndermek şart değil...
  • Kriz dersleri
  • Tek sonuç-Tek sorun
  • Sırada ikili ilişkiler var...
  • Bu sefer olmadı ama...
  • Güven Bunalımı
  • Her dediklerini yapamayız...
  • DSA Grubu’nun Raporu
  • Herkes yanıldı mı?
  • Teşekkürler Hasan Cemal
  • Neden bir türlü çözemiyoruz?
  • Gözden kaçanlar
  • Kuzey Irakta hassas dengeler
  • İpliğimiz pazara çıktıkça...
  • Yeni bir Kıbrıs pazarlığına doğru...
  • Zor Sorun – Zor Çözüm
  • Sıkı Pazarlık
  • Eskisi gibi olmayacak...
  • Elmalarla Armutlar
  • İşe yarar mı?
  • Sağduyuya Davet
  • Küçük bir hatırlatma...
  • İstenenden az, beklenenden iyi, korkulandan uzak...
  • Sonuç ne olursa olsun...
  • Farkında mısınız NATO genişledi
  • Sorunlar ve Fırsatlar
  • Çözüm olursa...
  • Kredi Hepimizin
  • Beklenen Oldu
  • Kaş Yaparken Göz Çıkartmak
  • Yalan mı?
  • Kara bulutlar
  • Eğer doğruysa
  • Tarihe not düşmek için...
  • Kimin ne dediğini bırakın uygulamaya geçin...
  • Toprak yerine petrolden pay...
  • Çeçen Sorunu
  • Yeni Bir Dünya Düzenine Doğru
  • 12 Yılın Muhasebesi
  • Laço Tayfa
  • Yokluğu Hissedilecek
  • UCM ve Türkiye
  • Bush’un Önerisi
  • Kazalar ve Boğazlar
  • Zirve Dersleri
  • NATO Light
  • Top karşı tarafta
  • Kendini aşmak
  • Trabzon Buluşması
  • Acele etmeyelim...
  • Biraz Bocaladıktan Sonra
  • Durum Tespiti
  • Arap Zirvesi’nin Ardından
  • Cheney’nin Ardından
  • MGK Genel Sekreteri Kılınç ne demek istedi?
  • Ems Telgrafı
  • Bir Buluşmanın Ardından
  • Post-Huntingtonian Bir Dünyaya Doğru
  • Samson Devletleri
  • KEİ’ye hayat öpücüğü
  • Amerika Keşifleri
  • Türkiye’nin Irak İkilemi
  • Irak’a Müdahale
  • Yeni Yıl Falı
  • Yerinde karar
  • ABM sizlere ömür...
  • AGSK nedir? Ne işe yarar? Ne kazandırır? Ne kaybettirir?
  • İnanılmazı Gerçekleştirmek
  • Sıra Irak’a Gelirse...
  • Biri müteşekkir, diğeri kaygılı
  • Huntington’u Mahcup Edecek Tek Ülke
  • Kıbrıs Meselesi
  • İncir Yaprağı
  • Felaket Senaryosu
  • Asker Gönderme
  • Beklenen oldu, beklenmeyen de olabilir...
  • Kim haklı?
  • Meşruiyet Sorunu
  • Ufuk Turu

  • Ana Sayfa | Son Dakika | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Yazarlar
    Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
    İnsan Kaynakları | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım

    © Copyright 2012 Hürriyet