 |
Uluslararası Sözleşmeler'in Aile İçi Şiddetle Bağlantılı Maddeleri
1948'de Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda kabul edilen İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi, herkesin hiçbir ayrıma uğramadan insan haklarından yararlanacağını (2. Madde) belirterek, "Yaşam, özgürlük ve kişi güvenliği her insanın hakkıdır" (3. Madde), ve "Hiç kimseye işkence ve zulüm uygulanamaz, insanlık dışı ya da onur kırıcı biçimde davranılamaz, ceza verilemez" (5. Madde) demiştir.
1979'da kabul edilen ve Türkiye'nin de taraf olduğu BM Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi ( CEDAW- Kadın Hakları Sözleşmesi), taraf devletlerin kadınlarla erkekler arasında eşitliği sağlama ve kadınlara yönelik ayrımcılığı yasaklama konusundaki yükümlülüklerini ayrıntıyla ortaya koyar. Taraf devletlerden "herhangi bir kişi, örgüt ya da kuruluş tarafından kadınlara karşı uygulanan ayrımcılığı ortadan kaldırmak için gereken tüm önlemleri alma"larını (2. Madde) açık bir ifadeyle talep eder.
1989'da kabul edilen ve Türkiye'nin de taraf olduğu BM Çocuk Hakları Sözleşmesi, 18 yaşın altındakileri çocuk olarak tanımlamaktadır. Bu sözleşme, devletlerin "çocuğun ana-babasının ya da onlardan yalnızca birinin, yasal vasi veya vasilerinin ya da bakımını üstlenen herhangi bir kişinin yanında iken bedensel veya zihinsel saldırı, şiddet veya suistimale, ihmal ya da ihmalkar muameleye, ırza geçme dahil her türlü istismar ve kötü muameleye karşı korunması" (Madde 19(1)) ve çocukların sağlığı için zararlı geleneksel uygulamaların kaldırılması (Madde 24) için etkili ve uygun tüm önlemleri almalarını talep etmektedir. Ayrıca taraf devletleri, çocukları her türlü cinsel sömürü ve tacizden (34. Madde), işkence ve diğer kötü muameleden (Madde 37(1)) koruma yükümlülüğü altına da sokmaktadır.
1993'te Birleşmiş Milletler'in sponsorluğunda Viyana'da toplanan Dünya İnsan Hakları Konferansı, kadınlara yönelik şiddetin acil ve derhal ele alınması gereken bir insan hakları ihlali olduğunu ilan etmiştir. Aynı yıl içinde BM Kadınlara Yönelik Şiddetin Önlenmesi Bildirgesi Genel Kurul tarafından kabul edilmiştir.
1998'de benimsenen Uluslararası Ceza Mahkemesi Roma Tüzüğü, tecavüz ve öteki ağır cinsel şiddet biçimleri de dahil olmak üzere kadınlara yönelik çeşitli şiddet biçimlerini savaş suçları ve insanlığa karşı işlenen suçlar olarak tanımlamaktadır.
"Kadının ilerlemesi ve kadın-erkek eşitliğinin sağlanması bir insan hakları sorunudur, toplumsal adaletin olmazsa olmaz bir koşuludur; bu nedenle sadece bir kadın konusu olarak görülmemelidir. Bunlar, sürdürülebilir, adil ve kalkınmış bir toplum inşa etmenin tek yoludur. Kadının güçlendirilmesi ve kadın - erkek eşitliği, bütün insanlar için politik, sosyal, ekonomik, kültürel ve çevresel güvenliği başarmanın ön koşuludur." (Haziran 2000 Pekin+5 Siyasi Deklarasyonu ve Sonuç Belgesi)
|
 |
|