Aile içi şiddet nedir?
Şiddet ve çocuklar
Çatışmaları çözmek
Şiddet görüyorsanız
Destek veren kuruluşlar
Nasıl yardım edebilirsiniz
Sizin hikayeniz
İletişim için
Anasayfa
Yanlış inanışlar 23 Temmuz 2014  
Yanlış İnanış: "Aile içinde şiddet sadece kadınlara yöneliktir."

Gerçek: Dünya'da ve Türkiye'de yapılan araştırmalar aile içi şiddete maruz kalanların çok büyük bir bölümünün kadınlar olduğunu ortaya koymakla birlikte erkeklerin de aile içinde fiziksel ve sözlü şiddete uğradığı görülmektedir. Ayrıca çocuklar ve yaşlılar da ailede şiddetin hedefi olabiliyor.

Kadınlara yönelik şiddet

Birleşmiş Milletler Kadınlara Yönelik Şiddetin Önlenmesi Bildirgesi kadınlara yönelik şiddeti; "ister kamusal isterse özel yaşamda meydana gelsin, kadınlara fiziksel, cinsel veya psikolojik acı veya ıstırap veren veya verebilecek olan cinsiyete dayanan bir eylem veya bu tür eylemlerle tehdit etme, zorlama veya keyfi olarak özgürlükten yoksun bırakma" (1. madde) şeklinde tanımlamaktadır. Bu tanımın son yorumlamalarına "kurbanı ekonomik ihtiyaçlardan yoksun bırakmak" da dahil edilmiştir.

Erkeğe yönelik şiddet genellikle evin dışından gelirken, kadınlar daha çok aile bireylerinin ya da eşlerinin uyguladığı şiddete maruz kalırlar. Yani kadınlar çoğunlukla kendilerini istismar edenlere duygusal ve ekonomik olarak bağımlıdırlar.
Türkiye'de aile üyelerinin kadınlara uyguladığı şiddet, hakaret ve kadınları ekonomik ihtiyaçlarından yoksun bırakmaktan dayağa, cinsel şiddetten cinayete geniş bir yelpazededir. Türkiye'de kadına yönelik şiddetin en uç noktada yaşandığı boyut "namus cinayetleri"dir. Türk Ceza Kanunu'nda yapılan son değişikliklerle namus cinayetleri "nitelikli adam öldürme" kapsamına alındı ve müebbet hapis cezası uygulaması getirildi.
Kadının eğitim haklarının kısıtlanması da kadına yönelik bir istismar türüdür. Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu UNICEF'in 2004 bulgularına göre Türkiye'de 640.000 kız çocuğu zorunlu eğitim görmemektedir. 15 yaş ve üstü nüfustan kadınların yüzde 75'i ve erkeklerin yüzde 93'ü okuma yazma bilmektedir.

Çocuklara yönelik şiddet

Çocuğa yönelik şiddet için yaygın olarak kullanılan terim çocuk istismarıdır ve çocuğun ailesi ya da ondan sorumlu diğer kişiler tarafında çocuğa karşı uygulanan fiziksel veya psikolojik nitelikli kötü davranışların tümünü kapsar. Çocuğu dövme, tekmeleme, ısırma, aç bırakma, bir odaya kilitleme, yakıcı nesnelerle dağlama, cinsel saldırı, duygusal olarak aşağılama çocuk istismarı kapsamına girer. Daha gizli yaşanan ve çocuğun sağlığına, beslenmesine, giyimine, eğitimine ve sosyalleşmesine gereken dikkat ve özenin gösterilmediği anne baba davranışları ise çocuk ihmali olarak nitelenir.
Dünyada çocuk istismarının görülme sıklığını belirten kapsamlı bilimsel veriler yoktur. Bunun bir nedeni de hemen bütün zamanlarda ve tüm toplumlarda çocuğa yönelik fiziksel şiddetin "terbiye etme" gerekçesi ile onaylanmış olmasıdır. İstismar ve disiplin arasındaki ince sınır toplumdan topluma değişir.
Türkiye'nin de 1994 yılında imzaladığı Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi'ne göre, çocukların, şiddetten arındırılmış güvenli evlerde yaşama hakkı, kendilerine adil ve saygılı bir şekilde davranılması hakkı, kendilerini sevgi ile bakıp büyüten kişilerle büyüme hakkı, eğitim görme hakkı, evde ve okulda güvende olma hakkı, tehlike ve istismardan korunma hakkı bulunmaktadır. Bununla birlikte T.C. Başbakanlık Aile Araştırma Kurumu'nun 1995 verilerine göre ülkemizde özellikle 4 yaşından itibaren çocukların fazla miktarda dayak yedikleri ve bunun sonucunda hem bedensel hem de ruhsal sorunlar yaşadıkları görülmüştür. Başka bir araştırmaya göre çocukların uğradıkları fiziksel şiddetin %69'unun faili çocukla aynı evde yaşayan diğer aile bireyleri, özellikle de anne babalardır. Çocukların fiziksel istismarı sonucunda meydana gelen ölümler, 1 - 4 yaşlar arasında oluşan çocuk ölümlerinin % 3'ünü oluşturmaktadır. Ancak Türkiye'de de çocuk istismarı çoğunlukla gizli kalır; kayıtlara geçen ya da mahkemelere yansıyan şiddet olayları da çok azdır.
Çocuk istismarı, sonraki nesillerde dahi kalıcı izler bırakabilecek önemli bir sosyal sorun olmaya devam ediyor. Ayrıca, kendilerine doğrudan şiddet uygulanmasa bile evde şiddete tanık olan çocuklar da önemli risk altındadır.

Erkeklere yönelik şiddet

Başbakanlık Aile Araştırma Kurumu tarafından 1998 yılında Türkiye genelinde yapılan araştırmada erkeklerin % 2,1'inin sık sık, % 1,2'sinin ara sıra eşleri tarafından dövüldüklerini söylemeleri ilginçtir. Yine Türkiye genelinde kentsel ve kırsal olmak üzere toplam 271 yerleşim biriminde 5385 kişi üzerinde yapılan bir araştırmada erkeklerin kadınlara oranla eşlerinin sözlü şiddetine daha çok maruz kaldıkları saptandı. Araştırmanın bulgularına göre erkeklerin % 69'u, kadınların ise % 73,2'si eşlerine değişik sıklıklarda hakaret, küfür, alaya alma, aşağılama gibi kaba söz veya ifadelerle sözlü şiddet uygulamaktadır.

Aile içi şiddetle ilgili araştırmalar erkeğin ilişkide kontrolü uzun süreli olarak elinde tutmak için şiddet uygularken, kadının anlık çatışmaları kontrol altına almak için şiddete başvurduğunu göstermektedir. Bu nedenle erkeğin uyguladığı şiddetin yarattığı korku daha uzun süreli olmaktadır. Araştırmaların büyük bir bölümü özellikle fiziksel şiddet uygulayan kadının kendisinin de fiziksel şiddete maruz kaldığını ve kadının şiddete şiddetten korunmak için başvurduğuna işaret etmektedir.

Yaşlılara yönelik şiddet

Aile içi şiddete maruz kalma riski taşıyan diğer bir grup da yaşlılardır. Yaşlılar da diğer aile bireyleri gibi çeşitli boyutlarda şiddet görebiliyor:

Ekonomik şiddet: Yaşlıya ait paranın gasp edilmesi ve onun izni olmadan diğer aile bireyleri tarafından kullanılması veya yaşlıya ait malvarlıklarının onun rızası olmadan elinden alınması ve kullanılması gibi,
Duygusal / sözlü / sosyal şiddet: Yaşlının sözle küçük düşürülmesi, haklarının yok sayılması, çeşitli olanaklardan yoksun bırakılması gibi,
Fiziksel şiddet: Yaşlının dövülmesi, cinsel taciz veya tecavüze uğraması, aç bırakılması gibi.
Yaşlılara yönelik en sık olarak uygulanan şiddet biçimi ise yaşlının ihmal edilmesidir. Bu, yaşamak için başkalarının bakım ve yardımına ihtiyacı olan bir insanın bu yardımı alamaması ve kendi başına ve yapayalnız bırakılması anlamına gelir.

Yaşlılara yönelik şiddetin yaygınlığı hakkında güvenilir bilgiler bulunmasa da zihinsel olarak kötü durumda olan yaşlıların daha sık olarak şiddete maruz kaldığını biliyoruz.

Şiddet kurbanı olan yaşlıların tipik özelliği sağlıklarının kötü oluşu ve yaşamak için başkalarına muhtaç olmalarıdır. Şiddeti uygulayan kişi ise genellikle yıllardan beri ona bakan bir akrabasıdır.

Yaşlılara yönelik şiddeti arttıran nedenler arasında şiddeti uygulayan kişilerin ekonomik yetersizliği, toplumsal desteğin olmaması, yaşlının saldırgan yapısı ve zedeleyici davranışları, yorgunluk, çaresizlik ve tıkanmışlık hissi sayılabilir.


Aile içi şiddet sadece fiziksel olduğu zaman zararlıdır.
Aile içi şiddet sanıldığı kadar yaygın değildir.
Aile içinde şiddet sadece kadınlara yöneliktir.
Şiddet sadece yoksul ve eğitimsiz ailelerde yaygındır.
Şiddetten sonra özür dilenirse her şey unutulur.
Aile bireylerinin birbirine sevgisi ve bağlılığı öylesine yüksektir ki aile içi şiddet önemli zararlar vermez.
Eğer mağdur şiddeti istemese/ kabullenmese evini terk eder ya da kanuni haklarını kullanırdı.
Aile içi şiddetin nedeni alkoldür.
Aile içi şiddet çocuk/eş terbiyesinin kaçınılmaz bir ögesidir.
Kızgınlık kontrol edilemez ve şiddete yol açar.
Aile içinde şiddetten kurtuluş yoktur.

Psikologlara, Polislere ve Avukatlara
Yeri kesinlikle gizli olan ve sadece telefonla hizmet verecek olan hatta çalışacak psikologlar ve avukatlar, Kampanya psikolojik danışmanları Nevin Dölek ve Neylan Özdemir tarafından özenle seçildi.
0212 656 96 96 NASIL ÇALIŞIYOR
Öncelikle onu sabırla dinliyor. Sorununun ne olduğunu anlıyor. Sakinleştiriyor ve doğru kararı almasına yardımcı olmaya çalışıyor. Onun istemediği hiçbir şeyi yapmıyor ve adını, anlattıklarını ona sormadan kimseyle paylaşmıyor.
<< © Copyright 2014 Hürriyet >>