 |
Eğer aile içinde şiddete maruz kalıyorsanız ya da hayatınızın bir döneminde kaldıysanız, bu adrese hikaye@aileicisiddeteson.com hikayenizi gönderebilir, sizin gibi onbinlerce şiddet mağduruna deneyimlerinizle ışık tutabilirsiniz.
İsimsiz
Aile İçi Şiddete Son! eğitimin den yararlandım. Çünkü bilgilendim. Bilmediğim, belki de reddettiğim şiddet konusunu dinlemek bende öfke ve kızgınlık yarattı. Meğer ne çok şiddete maruz kalmışız ve kalmaktayız. Ve bu sanırım devam edecek. Ne kadar yaygın ve gündemde olan bir kavram. Gerçi biz ülke olarak kavramlara biraz takan insanlarız. Şiddeti konuşunca ve gündeme getirince ortadan kalkıyor mu? Hayır. Bu çalışma bana iyi geldi ve öneriyorum diğer kadınlara da. Ve şiddeti en çok uygulayan belki de bu kadar yerleşmesine neden olan erkek cinsinin de dinlemesini istiyorum.
Baba özlemi çeken yalnız kız, 20 yaşında
Kavga, gürültü, dayak, fakirliği dokuz yaşinda . Biz 5 kardeşiz, annem babam sağ, üç ablam kavga ve dayaktan kaçıp evlendiler. Ben ve kardeşim kaldik. Geçmişte kötü bir babam vardı. Kavga gürültü eksik olmazdı. Annemi döver, bağırırdı. Ders yapamaz olmuştuk. Ablamlar kaçış yolunu evlenmekte bulsa da ben annemi bırakamazdım. Durumdan en fazla etkilenen ben oldum. Konuşmalarımda, arkadaş ortamımda bile alay ediliyorum, cümleleri tam kuramaz oldum. E tabi derslerimde de başarısız. Neyse ki okuldan kalmadan bitirdim. Şu an içki kavga yine var. Bu aralar benimle de uğraşiyor eve saat 8’de geldim diye bana laf söylüyor. Ama gene de baba babadir deyip her zaman ki gibi susuyorum.
İsimsiz
Aile İçi Şiddete Son! eğitim in den yararlandım. Çünkü bilgilendim. Bilmediğim, belki de reddettiğim şiddet konusunu dinlemek bende öfke ve kızgınlık yarattı. Meğer ne çok şiddete maruz kalmışız ve kalmaktayız. Ve bu sanırım devam edecek. Ne kadar yaygın ve gündemde olan bir kavram. Gerçi biz ülke olarak kavramlara biraz takan insanlarız. Şiddeti konuşunca ve gündeme getirince ortadan kalkıyor mu? Hayır. Bu çalışma bana iyi geldi ve öneriyorum diğer kadınlara da. Ve şiddeti en çok uygulayan belki de bu kadar yerleşmesine neden olan erkek cinsinin de dinlemesini istiyorum.
İsimsiz
Ben de yıllardır şiddet gördüm. Taa ki ailem duyana kadar... Okumuş insanlarız, ikimiz de mühendisiz, çalışıyoruz. Ev ve araba sahibiyiz. İki de çocuğumuz var. Şimdi bana sözlü şiddetin dışında fiziksel şiddet yok ama siniri çocuklarımdan (kızımdan) çıkıyor. Boşanmak istiyorum ama bilemiyorum. eşimin psikolojik tedaviye ihtiyacı var. Yardım bekliyorum. Ailesinin ve üçüncü şahısların yüzünden yuvamız yıkılacak. Beni sevmediğini anlıyorum. Ben sadece eve para getiren bir kadınım. Sevilmediğimi bile bile onunla birlikte yaşıyorum. Çünkü çocuklarıma kıyamıyorum. Eşimin kesinlikle konuşulmama ve anlatılanları dinlememe gibi bir özelliği var. Yıllarca sustum ama gücüm tükendi.
Fatma, 40 yaşında, asistan
5 kardeşiz, hepimiz yetişkiniz. Çocukluğumuz, gençliğimiz nasil geçti, hiçbir şey anlamadik. Hepimize hayatı zindan eden yalnızca bir kişiydi.
Akşamları geç vakit sarhoş eve gelip hepimizi kaldırıp üzerimize saldırıyor, annemizi gözümüzün önünde dövüyordu. Küçük ve çaresizdik. Bize yakın akrabalarımız ise bu durum karşısında kahroluyordu. Hepimiz mutlaka onu öldürmeyi düşünmüşüzdür, hiç olmazsa diğerleri huzurlu yaşasın diye. En kötüsü de onun kendi çevresinde örnek baba olarak tanınmasıydı. Kimse evimizde yaşanan cehennemi bilmiyordu, çok yakınlarımiz dışında. Yetişip evlenme çağına gelen kurtulmak için alelacele evlenip gitti. Hepimiz bir şekilde düzenimizi kurduk. Bu arada annem beyin ameliyatı geçirdi çektikleri yetmemiş gibi. Artık hareketleri daha yavaş; sevinmek, üzülmek gibi duygulari yok gibi ya da gösteremiyor; ev işlerini eskisi gibi yapamıyor.
Babam 70 yaşın üzerinde olmasına rağmen bu durum onun anneme psikolojik baskı yapması için yetiyor, bizlerin yanında pek belli etmese de (babamızı anneme karşı sevecenmiş gibi numara yaptığını anlayacak kadar tanıyoruz). Bu arada kardeşler olarak bizi de birbirimize düşürmeye çalıştı. Bu oyuna gelen kardeşimiz de oldu aramızda. Küçüklüğümüzde bize kuvvet veren birbirimize düşkün oluşumuzdu sanırım. Şimdi ben anneyim, 20 ve 15 yaşlarında çocuklarım var, yaşım ilerledikce sanki bana daha cok dokunuyor yaşadıklarım. Anne olduğumda hep annemin babamın bize o ızdırapları çektirmesine nasıl izin verdiğini düşündüm. Ben çocuklarıma asla böyle bir cehennem yaşatılmasına izin vermem, ne pahasına olursa olsun. Anneme de kırgınım. Annemin ekonomik özgürlüğü vardı, çalışan bir kadındı üstelik Almanya'da; burada yardim kuruluşları da var. Sonunda ya annemin babamı bizi feda edecek kadar çok sevdiğini ya da babamın annemi çok korkutmuş olduğunu düşünüyorum. Annemle bu konuları konuşmak mümkün değil. Konuyu hemen kapatıyor. Babama ise yaptıklarını söylediğimizde inkar ediyor, hatta bizim kötü evlatlar olduğumuzu söylüyor. Aynı mahallede oturduğumuz halde içimden onları gidip görmek gelmiyor, özel günler dışında da görmüyorum zaten. Onlar da sadece yardıma ihtiyaçları olduğunda arıyorlar. 40 yaşındayım ama şimdi bile en azından anne sevgisine ihtiyacim var. Annem ameliyattan sonra sanki kalbini kaybetti. Bizi hiç özlemiyor, aramıyor, halimizi hatırımızı sormuyor, bu da bize cok koyuyor. Bizim çocukluğumuz, gençliğimiz, ana baba sevgisinden yoksun geçen günlerimiz... Bunlarin hesabını babam nasıl verecek? Ya bizim boşa geçmiş, korku dolu gündüzlerimiz, gecelerimiz...
Herkese sevgi ve saygi dolu günler.
Aylin, 36 yaşında, bir şirkette yönetici:
"Aslında eşimle nispeten geç bir yaşta, 29 yaşında evlendim. Bir şirkette çalışıyordum ve başarılıydım. Eşim ise başka bir şirkette bölüm yöneticisiydi. Bizim evliliğimiz mantık evliliği oldu.
Eşim paraya düşkün biriydi, benden iyi kazanıyordu ve kendisine çok önemli vasıflar atfediyordu. Bana sık sık maceracı bir ruhu olduğunu ve çekip Avustralya'ya gideceğini söylerdi. Eşlerini ve çocuklarını bırakıp başkaları ile evlenen kadınları örnek verirdi. Birkaç kez de kavga ettikten sonra evden gitti ve bir süre gelmedi. Bu adam beni her an terk edebilir kaygısını çok sık yaşadım.
Kendisini başkalarına sevimli göstermeye ve onları etkilemeye çabalardı ama aslında güvensiz biriydi. Beni hep küçük görüyordu, bana "Sen hiçbir şey değilsin" derdi. Evliliğimiz boyunca çalıştığım şirketi, başarılarımı, kazancımı, anneliğimi, kadınlığımı aşağıladı, bedenimi beğenmediğini söylerdi.
Bir süre sonra aşağılamalarına alıştım; hatta bunları kabul eder bir hale geldim ve kendime güvenimi kaybettim. Ondan iyi sözler duymak, kendimi ona beğendirmek için sürekli çaba sarf etmeye başladım. Zayıflayıp 46 kiloya indim. Göğüs büyütme ameliyatı oldum. Evdeki sıkıntılarla birlikte işteki sıkıntıların da artması sonucu bir ara panik atak ve depresyon yaşadım. Bu nedenle bana "manyak, ruh hastası" demeye başladı. Ciddi olarak bende bir delilik olduğuna inanıyor ve bunu her fırsatta dile getiriyordu. Sorduğum sorulara cevap vermez, yüzüme bakmaz, "Sen sus. Git ilacını iç" veya "Odana git" derdi. Böyle ithamlar karşısında kendimi gerçekten haksızlığa uğramış hissediyordum. Kimliğini kaybetmiş bir insan haline geldim. Evliliğimizde dayak, içki, aldatma gibi ağır sorunlar yaşamadık ama çok yoğun psikolojik ezilme gördüm."
|
 |
|