![]() |
![]() |
|||
![]() |
|
![]() |
||
| anasayfa |
22 Kasım 2009 |
|||
|
Yazarlar
ŞİMDİ EV ÖDEVİ ZAMANI Kopenhag zirvesi sona erdi. Hem yurt içinde hem de yurt dışında bir çok kesim Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üyeliği konusunda çıkan sonucu tartışıyor. Dışarıya bakıldığında Türkiye'nin çabası ve Kopenhag kriterlerini yerine getirdiği takdirde "gecikmeden" 2005'de müzakerelere başlanabileceğini düşünüyor. İyimser bir gözle bakıldığında batı Türkiye'ye göre daha olumlu. Bunun nedeni, aslında bugüne kadar yapılanların son dakika ataklarıyla sonuca dönüştürme çabasının artık batı tarafından da görülmüş olması. Yani, Kopenhag'dan edinilen izlenim şu: Avrupa Birliği, Türkiye'nin üyeliği konusunda ilk kez gerçek anlamda ciddi ciddi düşünmeye ve tartışmaya başladı. Anlaşılan şu ki, biz Türkiye'de acaba müzakere tarihi alabilir miyiz diye kendi kendimize umutlanırken, aslında birkaç ay öncesine kadar Avrupa'nın bu düşüncenin kıyısından, köşesinden geçmediği anlaşılıyor. AK Parti lideri Erdoğan'ın "bu işler salon toplantılarıyla olmuyor" sözü bu görüşü karşılıyor. Yani, son birkaç ay da gerçekleştirilen "adam adama markaj", kendi evinde masa başında mücadele onları da ister istemez düşünme ve sorgulama yoluna itti. Kopenhag zirvesine bakıldığında, ağırlıklı olarak Türkiye'nin konuşulduğu söylenebilir. Hatta, bir İngiliz gazetesinin zirve sırasındaki yorumu aynen şöyleydi: "Türkiye zirveyi rehin aldı"… Cumhuriyet tarihinin en büyük lobi faaliyetlerinden biri gerçekleştirildi. Kimi, başarı kimi de Avrupa'nın kapısında "el pençe divan durma" olarak niteleyebilir. Ancak, bu güne kadar masa başında oturarak, sadece dışarıya mesaj göndermekle bu işlerin olmadığını da sanırım bir çok kişi anlamıştır. Ortada, iyi niyetle gösterilen bir çaba vardır. Ama asıl çaba bundan sonra gösterilmelidir. Çünkü, Avrupa Birliğine üyelik, bir üniversite sınavını kazanmaya benzemiyor. Demokratik hak ve özgürlüklerden insan haklarına, kişi başına düşen gayri safi milli hasıladan, insana bakış açısına kadar bir çok konuda gerçek anlamda gelişme göstermek gerekiyor. Ve, bu yaklaşımın bir siyasi partinin veya iktidarın değil, top yekün herkesin ortak ideali olması gerekiyor. AB'ye girilse de girilmese de, Kopenhag kriterlerinin hayata geçmesiyle Türkiye'de bazı şeylerin değişmeye başlayacağını kabullenmemek mümkün değildir. Kısacası hemen her konuda daha çok çalışılması gerekiyor. ERDOĞAN'IN BAVULU ELİNDE Ak Parti Genel Başkanı Recep Tayip Erdoğan, Kopenhag zirvesi sonrası Ankara'ya dönerken uçakta aynen şunu söyledi: "bavulumuzu toplamak yok"… Erdoğan'ın hareketi ve seyahati sevdiği söylenebilir. Ama, bu sözün altında Türkiye'nin dışa açılması hemen her konuda çabaların süreceği vurgulanıyor. AKP lideri, aralık ayının son hafta yeni bir tura hazırlanıyor. Tarihte bir değişiklik olmazsa 23 aralıkta Rusya Devlet Başkanı Putin'le bir araya gelecek. Ardından Türki cumhuriyetleri tek tek dolaşacak. Ve, Asya'ya düzenlenen bu turun son ayağı Çin'e gidilecek. Erdoğan, bu ülkeleri gezerken yanına işadamları ve ekonomiyle ilgili sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerini de alacak. Amaç, Avrupa Birliği zirvesinin ardından rüzgarı ekonomiye kaydırmak. Türkiye'nin ekonomik ilişkilerini de daha da geliştirerek, toplam ticaret hacmini yükseltmek… Çünkü, ekonominin beklemeye tahammülümün kalmadığı biliniyor. Ak Parti lideri Erdoğan, bu seyahatleri gerçekleştirirken ikili temaslardan öte, birebir ekonomiyi tartışmayı düşünüyor. Gidilen her ülkenin Türkiye ile olan ekonomik ilişkileri satır satır gözden geçirilecek. Türkiye ne satabilir, hangi kalemlerde sıçrama yaratabilir, bunlar belirlenerek görüşmelerin kağıt üzerinde kalmamasına özen gösterilecek. Ve bunlar yapılırken de tıpkı AB turlarında olduğu gibi gezilere katılan herkesin kendi masrafını kendisinin karşılaması istenecek. IRAK VE KIBRIS Başkent Ankara'nın gündeminde iki önemli başlık daha var. Irak operasyonu ve Kıbrıs… Türkiye'nin sadece Avrupa Birliği'nde tüm dış konularda sıkıntılarını aşabilmesi için Kıbrıs sorunun mutlaka çözülmesi gerekiyor. Ortaya çıkan haberlere göre hükümet 28 Şubat tarihine kadar çözmeyi planlıyor. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan'ın hazırladığı Kıbrıs Planı hem Türk, hem de Rum kesimi tarafından ciddi şekilde ele alınıyor. Her iki tarafta konunun artık çözülmesi gerektiğinin farkında. Özellikle KKTC'de halkın artık Avrupa Birliğine üyelik ve ekonomik koşulların iyileştirilmesi konusunda yükselen sesi, sorunun çözümünü ister istemez ateşler nitelikte. Artık, "çözümsüzlüğün çözüm" olduğu dönem geride kalıyor gibi… Ve, Irak Operasyonu… AKP lideri Erdoğan'ın ABD gezisi ve Avrupa turu sona erdi. ABD başkanı Bush'la görüşmesinde Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üyeliği için destek istedi. Bush, destek sözü verdi. Ama, iki günlük ziyaret boyunca Bush ve ABD'li yetkililer de "Irak" ve "Saddam" kelimelerini ağızlarından düşürmediler. Asker, Üs ve toprak kullanımı gibi Türkiye açısından ciddi konular üstü kapalı da olsa gündeme geldi. Şimdi, ABD'li askeri bir heyet Ankara'ya geliyor. Konu tabi ki, Irak operasyonu… Ve bu kez ABD, konuları tartışmaya değil, "istemeye" geliyor. Özellikle Kıbrıs ve Irak Operasyonu konularında karar verme açısından hükümeti zor günler bekliyor. Daha önceki yazıları: |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
Ana Sayfa |
Son Dakika |
Gündem |
Dünya |
Ekonomi |
Spor |
Yaşam |
Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon İnsan Kaynakları | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım © Copyright 2009 Hürriyet |