![]() |
![]() |
|||
![]() |
|
![]() |
||
| anasayfa |
23 Kasım 2009 Pazar |
|||
|
Yazarlar
DIŞ POLİTİKADA YENİ AÇILIMLAR Türkiye, yeni haftaya yoğun bir dış politik gündemle uyandı. Irak'ın devrik lideri Saddam Hüseyin'in memleketi Tikrit'te iki metrelik bir çukurda yakalanması, Annan planını destekleyen muhalefetle plana karşı çıkan iktidar partilerinin KKTC seçimlerinde birbirlerine üstünlük sağlayamaması ve Azeri politikasına damgasını vuran Azerbaycan eski Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev'in ölümü... Her üç olayda Türkiye açısından büyük önem taşıyor. SONUÇLAR SÜRPRİZ DEĞİL KKTC seçimlerinde ortaya çıkan tablo aslında çok sürpriz değil. Aşağı yukarı beklenen bir sonuçtu. KKTC seçiminden eşitlik çıktı, 4 parti meclise girdi. İktidarı oluşturan UBP-DP ile muhalefetteki CTP-BDH, 50 milletvekilini eşit paylaştı. Gözler hükümeti kurma görevini verecek olan Cumhurbaşkanı Denktaş ve koalisyon pazarlıklarına çevrildi. KKTC'de Cumhuriyet Meclisi'nin 50 üyesini belirlemek için yapılan seçimlerde kayıtlı 141 bin 832 seçmen, ülke genelinde kurulan toplam 554 sandıkta oy kullandı. Seçime katılma oranı yüzde 85 oldu. KKTC Yüksek Seçim Kurulu'nun açıkladığı kesin olmayan sonuçlara göre, seçimden muhalefetteki Mehmet Ali Talat'ın genel başkanlığını yaptığı Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) birinci çıktı. 19 milletvekili çıkaran CTP'yi 18 milletvekiliyle Başbakan Derviş Eroğlu'nun liderliğini yaptığı Ulusal Birlik Partisi (UBP) izledi. İktidarın küçük ortağı Serdar Denktaş'ın Demokrat Partisi (DP) 7, Mustafa Akıncı'nın muhalefetteki Barış ve Demokrasi Hareketi (BDH) de 6 milletvekili ile meclise girmeyi başardı. Seçimlere katılan diğer partiler, Çözüm ve Avrupa Birliği, Milliyetçi Barış Partisi ve Kıbrıs Adalet Partisi ise yüzde 5 barajına takılarak meclis dışında kaldı. KKTC genelindeki 554 sandığın tamamında oy sayım işlemi tamamlandı. Oy oranları ve partilerin çıkardıkları milletvekilleri şöyle: Cumhuriyetçi Türk Partisi: 35.18 (19 milletvekili) Ulusal Birlik Partisi: 32.93 (18 milletvekili) Demokrat Parti: 12.93 (7 milletvekili) Barış ve Demokrasi Hareketi: 13.14 (6 milletvekili) ANNAN PLANI VE YENİ HÜKÜMET Bu durumda, iktidardaki UBP-DP ile muhalefetteki CTP-BDH'nin sandalye sayıları birbirine eşitlendi. İktidar ya da muhalefetin yanına bir partiyi daha çekerek üçlü bir koalisyon oluşturması gerekiyor. Ancak iktidar ve muhalefet arasında Annan planı konusunda bir uzlaşma sağlanması zor görünüyor. Muhalefetteki partiler Annan planına destek veriyor ve Kıbrıs'ta çözüme yönelik müzakerelerde Annan planının temel alınması istiyor. İktidar partileri ise, Kıbrıs Türkünün özgürlüğünü yok ettiği ve Ada'da Türkleri azınlık durumuna düşürdüğü gerekçesiyle Annan planına karşı çıkıyor. Bir diğer bir sorun ise, Cumhurbaşkanı Denktaş'ın hükümet kurma yetkisini kime vereceği konusunda düğümleniyor. Annan planına şiddetle karşı çıkan Denktaş, yetkiyi muhalefete vermek istemiyor. Muhalefet ise, KKTC Cumhurbaşkanı'nın bu konuda Anayasa'ya uygun hareket etmek zorunda olduğunu belirtiyor. TÜRKİYE YAKINDAN İZLİYOR KKTC'deki seçim sonuçları Türk hükümeti de yakından izliyor. Çünkü, kurulacak yeni hükümet ve Annan Planına karşı oluşacak olumlu veya olumsuz tavır Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliğini de yakından ilgilendirecek. Zaten, seçim sonuçları ortaya çıkmaya başladığı dakikalarda Türkiye'den de beklenen mesaj gelmişti. Dışişleri Bakanı Abdullah Gül bir televizyon kanalına çıkarak "seçimi kim kazanırsa kazansın, Türkiye'den bağımsız hareket edemez" demişti... İşte bu sözler KKTC'de kurulacak yeni hükümet ve izleyeceği politika konusunda da önemli ip uçları veriyor. Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, son Brüksel zirvesinde Türkiye'nin AB sürecinde şimdiye kadarki en iyi noktaya geldiğini ve ilk kez Türkiye'nin müzakerelere başlamasıyla ilgili olarak önünün açıldığını söyledi. Son ilerleme raporunda, ''Kıbrıs sorunu çözülmezse, Türkiye AB'ye giremez'' şeklinde bir ifadenin bulunduğunu hatırlatan Gül, Kopenhag siyasi kriterlerinde böyle bir şey olmadığı gerekçesiyle yaptıkları itirazlar ve çalışmaları sonucunda, Brüksel zirvesindeki açıklamanın, ''Eğer Kıbrıs sorunu çözülürse, bu durum Türkiye'ye üyelik sürecinde çok yardımcı olacak'' şeklinde bir ifadeye dönüştüğünü kaydetti. Gül, Avrupalı muhataplarına sürekli olarak, sadece Türkiye ve KKTC'den adım atmalarını beklememeleri, Rum kesimine de baskıda ve çağrıda bulunmaları gerektiği yönünde uyarılarda bulunmaları üzerine, son zirvede yayımlanan raporda bu uyarılarının etkisinin görüldüğünü ve ilk kez tüm taraflara çağrıda bulunularak, karşı tarafın da uzlaşmacı olduğunun ve etkili mücadele göstermesi gerektiğinin vurgulandığını söyledi. Kıbrıs'ta çözüme yönelik çabalar çerçevesinde hem Türkiye'de, hem de KKTC'de hazırlıklar yapıldığını ve tüm bu hazırlıkların birleştirilmesiyle, Türkiye'nin ''çözümü kolaylaştırıyor noktasına'' geleceğini ifade eden Gül, ancak bunun Türkiye'nin kendisine empoze edilen her şeyi kabul edeceği anlamına gelmediğini belirtti. Gül, 1 Mayıs 2004'ten önce uzlaşmaya dayalı bir çözüm için her türlü samimi gayreti sarf edeceklerini kaydetti. KKTC seçimlerinde muhalefetin kazanması halinde, Türkiye'nin KKTC ile ilişkilerinde ciddi yara olur mu'' şeklindeki bir soru üzerine Gül, Türkiye'nin garantör ülke olduğuna ve son sözü TBMM'nin söyleyeceğine dikkati çekerek, ''seçimleri kim kazanırsa kazansın, Türkiye'den bağımsız hareket edilemeyeceğini'' vurguladı. ''Türkiye'yi yok farz edecek bir tavır içine girilirse bu bizi rahatsız eder'' diyen Gül, Kıbrıs sorunuyla ilgili bir kararda ''evet'' ya da ''hayır'' diyecek tarafın garantör ülke sıfatıyla Türkiye olacağını belirtti. Son Brüksel zirvesinde Avrupalı liderlerin, İstanbul'daki saldırıların ardından Türkiye'ye desteklerini ortaya koyduklarını vurgulayan Gül, terörle mücadelede işbirliğine verilen önem ve Türkiye'nin etrafından kenetlenildiği yönündeki mesajların da bu zirvede verildiğini belirtti. Gül, AB Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugen'in sözleriyle ilgili olarak da konuşmanın aslını okuduğunu ve konuşmanın basına yansıdığı gibi olmadığını, ancak yine de Türkiye'nin kabul edebileceği bir nitelik taşımadığını ve Türk tezlerinden uzak bir konuşma olduğunu kaydetti. Şimdi, KKTC'de nasıl bir hükümet oluşacak, Annan planı konusunda nasıl bir yol izlenecek, Türkiye'nin ve AB'nin tavrı ne olacak merak konusu... SADDAM'IN VE BİR DEVRİN SONU Hafta sonu yaşanan en önemli gelişmelerden bir de belki de en önemlisi Irak'ın devrik lideri Saddam Hüseyin'in memleketi Tikrit'te koalisyon güçleri tarafından yakalanması. Saddam, iki metrelik bir çukurun içinde 750 bin dolar ve iki Kalaşnikof tüfekle saklanırken yakalandı. Ekranlara yansıyan yüzü herkesi şaşkına çevirdi. Bir dönem inanılmaz bir gücü elinde tutan Saddam, çaresiz bir halde, bit ve diş kontrolünden geçiyordu. ABD sonunda istediğini elde etti. Saddam'ı olabilecek en çaresiz halde tüm dünyaya yansıtmayı başardı. Saddam'ın ele geçirilmesiyle birlikte artık Irak'ta bir dönem tamamen sona erdi... Irak'taki direnişin artık biraz daha kırılması demokrasi unsurlarının biraz daha hayata geçmesi bekleniyor. En azından Saddam'ın yakalanmış olması ABD ve İngiltere'de yani koalisyon güçlerinde yılbaşı öncesi önemli bir moral olacağı kesin... Türkiye'ye gelince... Türkiye'de artık Irak'ın bir an önce normal hayata geçmesini istiyor. Bunu destekliyor... Devrik Irak lideri Saddam Hüseyin'in yakalanmasıyla ilgili olarak açıklamada bulunan Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Irak'ta yeni bir dönemin başladığını ve bu ülkede demokrasinin hızla gelişmesi için artık hiçbir engelin kalmadığını belirtti. Saddam zamanında Irak halkının çok acılar çektiğini anımsatan Gül, ''Hem iş gücü, hem de tabii kaynaklar bakımından zengin bir ülke olan Irak'ta rasyonel bir yönetim olsaydı, Irak yıldızı parlayan bir ülke olurdu, halkı zenginlik ve refah içinde yaşardı'' dedi. Gül, Irak'ın bölünmesinin hem Irak'ta, hem de bölge ülkelerinde kargaşayı artıracağı uyarısında bulunarak, Türkiye'nin bu konuyla ilgili tüm hassasiyetini ortaya koyduğunu kaydetti. Ülkenin bölünmemesinin, Irak'ın kuzeyindeki insanların da çıkarına olduğunu belirten Gül, ''Saddam koskoca Irak'ı perişan ettiyse, ümit ediyoruz ki oradaki bölge liderleri de aynı hatayı yapmazlar'' diye konuştu. ALİYEV'İN ÖLÜMÜ Türkiye'yi yakından ilgilendiren bir başka önemli dış politika konusu ise Azerbaycan'ın eski Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev'in ölümü... Cumhurbaşkanı Sezer ve Başbakan Erdoğan Bakü'deki cenaze törenine en üst düzeyde katılarak Türkiye'nin her zaman Azerbaycan'ın yanında olduğunu bir kez daha göstermiş oldular. Tabi, Azerbaycan sıkıntılı bir seçim geçirdi. Ve, oğlu ilham Aliyev babasından sonra Azerbaycan Cumhurbaşkanı seçildi. Azerbaycan'da da artık yeni bir dönem var. Oğul Aliyev'in neler yapabileceğini, Azerbaycan demokrasisine kadar katkıda bulunabileceğini zaman gösterecek. Çünkü, halen Azerbaycan'da güçlü bir muhalefet var. Seçimlerden hemen sonra muhalefet grupları sonu kanlı biten gösterilerle tepkilerini yüksek sesle dile getirmişlerdi. Türkiye Azerbaycan'daki gelişmeleri, politik süreci ve Türkiye ile ilişkilerini de yakından izliyor. ERDOĞAN OCAK SONU ABD'DE Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Ocak ayı sonlarında ABD'ye ziyarette bulunacak. Türkiye çevresinde böylesine önemli gelişmelerin yaşandığı bir dönemde Erdoğan'ın ABD ziyareti büyük önem taşıyor. Dışişleri Bakanı Gül, bu ziyaretin çok kapsamlı bir gündemi bulunduğunu, ziyaret sırasında Irak, PKK/KADEK ve terör konularıyla ekonomik işbirliği gibi hususların ele alınacağını belirtti. ABD-Türkiye ilişkilerinin sağlıklı bir zemine oturduğunu ve bu durumun her iki tarafın da çıkarına olduğunu kaydeden Gül, Irak'ın yeniden yapılanmasıyla ilgili ihalelerde Türk firmalarına da yer verildiğine dikkati çekerek, ''Türkiye-ABD ilişkileri önemini koruyarak devam edecektir'' dedi. İşte, tüm bu gelişmeler çerçevesinde Erdoğan ABD ziyareti sırasında özellikle Türkiye'yi yakından ilgilendiren dış politika konularında da "çantasının dolu" gitmesi gerekiyor. Yani, Kıbrıs, Avrupa Birliği, Türkiye- ABD ilişkileri ve Irak'ın geleceği konularında yeni açımlar, yeni fikirler ve Türkiye'nin yararına yeni çözümlerle ABD'ye gitmesi bekleniyor... Daha önceki yazıları: |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
Ana Sayfa |
Son Dakika |
Gündem |
Dünya |
Ekonomi |
Spor |
Yaşam |
Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon İnsan Kaynakları | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım © Copyright 2009 Hürriyet |