![]() |
![]() |
|||
![]() |
|
![]() |
||
| anasayfa |
22 Kasım 2009 |
|||
|
Yazarlar
YENİ BİR DÖNEM Türkiye'nin yazdan bu yana gündemini oluşturan 3 Kasım milletvekili genel seçimi sonunda yapıldı. Bir çok soru, sonuçların açıklanmasıyla birlikte yanıt buldu. Ama, 3 Kasım seçimi sadece bazı soruların yanıtlarıyla sınırlanacak kadar basit değil. 3 Kasım'la birlikte bir dönem kapandı, yeni bir dönem başladı. Seçimin sonuçları, Türk siyasi tarihinde taşların yerinden oynadığını gösteriyor. Menderes ve Özal'dan bu yana ilk kez, ciddi anlamda büyük bir siyasi deprem yaşanıyor. DEPREMİN MERKEZ ÜSSÜ "MERKEZ SAĞ" Seçim sonuçlarının açıklanmaya başlamasıyla birlikte televizyon kanallarında yapılan yorumlarda AKP'nin yüzde 35'lere varan oy oranının Türkiye'de özellikle aydınlar üzerinde şok yarattığı belirtildi. AKP'nin beklenenin üzerinde bir oy aldığı, tek başına iktidarının şaşırtıcı olduğu savunuldu. Aslında şaşırtıcı olan AKP'nin yüzde 35'lik oy oranı değil, Türkiye'nin merkez sağ partileri arasında yaşanan büyük depremdi. Bu öyle bir depremdi ki, AKP'nin yükselişini fark edemeyenler, merkez sağ partiler arasındaki düşüşü de göremediler. Seçmen özellikle iktidar partilerini hedef almış görünüyor. Yüzde 22'lerden yüzde 2'lere düşen DSP, yüzde 5'te kalan ANAP ve barajı geçemeyen MHP. Ve, bir muhalefet partisi olmasına rağmen, iktidar partilerinin yanında listeye giren DYP... Tabloya bakıldığında depremi yaşayan AKP'nin gelişini göremeyenler değil, merkez sağ partiler oldu.. Hafta içinde başkent Ankara'da depremin artçı şokları da devam edecek gibi görünüyor. Çünkü, MHP genel başkanı Devlet Bahçeli, seçim sonuçlarını gördükten sonra en kısa sürede partisinin kurultayını toplayacağını ve genel başkanlığına aday olmayacağını açıkladı. DYP'de sıcağı sıcağına Çiller'e muhalefet sesleri yükselmeye başladı. DSP lideri Ecevit ise zaten seçimden önce genel başkanlığı devredeceğini açıklamıştı. ANAP Genel Başkanı Yılmaz ise sonuçlarla birlikte sessizliğe bürünmüş görünüyor. Yılmaz'ın seçimleri nasıl yorumlayacağı, partisine bundan sonra nasıl bir yol çizeceği merak konusu.. Bu arada, Ecevit gibi, Türk siyasi tarihine adını kalın harflerle yazdıran bir başka önemli kişilik Erbakan için de artık siyasi anlamda pek umut görünmüyor. Destek verdiği Saadet Partisi'nin yüzde 3'ü bulmayan oy oranı, Erbakan'ın ileriye dönük bütün beklentilerini bitirdi. Erbakan'la Erdoğan'ın çekiştiği Konya ili de yine Erbakan açısından şaşırtıcı oldu. Konya'dan her şeye rağmen yüksek oranda oy bekleyen Erbakan, çok az bir oyla yetinmek zorunda kaldı. BAŞBAKAN KİM OLACAK? Hafta içinde Ankara'da yanıtı en çok aranacak soru herhalde bu olacak. Herkes, AKP'nin başbakan adayının kim olduğunu merak ediyor. AKP'nin parti tüzüğüne göre, genel başkandan sonraki en yetkili kişi partide siyasi işlerden sorumlu genel başkan yardımcısı Abdullah Gül. AKP'nin hafta içinde kurucular kurulunu toplayarak iç tüzükte bazı değişiklikler yapması bekleniyor. AKP önce yeni grup başkanını belirleyecek. Ve, genel başkandan sonra en yetkili kişiyi net bir şekilde ortaya koyacak.. Bu isminde yine Abdullah Gül olduğu şeklinde yorumlar yapılıyor. Öyle ki, partililer seçim gecesi boyunca genel merkez binasında Abdullah Gül'den hep "müstakbel başbakan adayı" olarak söz ettiler. Yaklaşımları bir yana bırakırsak, düşünce, tavır, birikim ve vizyonuyla Gül, başbakanlığa en yakın aday olarak görülüyor. Tabi, başta eski grup başkanı Bülent Arınç ve Vecdi Gönül olmak üzere bazı önemli isimlerde kulislerde kendine "başbakan adayı" olarak yer buluyor. AKP'YE ZOR GÖREV AKP seçimlerden önemli bir başarıyla çıktı ama, partiyi asıl bundan sonra büyük sorumluluk ve görevler bekliyor. Başta Erdoğan ve Gül olmak üzere AKP'li yöneticiler de bunun farkında. Bu yüzden seçim gecesi Erdoğan, partililere "asıl işimiz şimdi başlıyor" diyerek çok çalışılması gerektiğini işaret ediyordu. Seçim başarısı ve yüzde 35'lik oy oranı AKP'nin kucağında yeni doğmuş bir bebek gibi... AKP, şimdi tek başına bu bebeği nasıl büyüteceğini, nasıl besleyeceğini düşünüyor. Tek başına iktidarın zorluklarını ve endişelerini yaşıyor. Ekonomiden AB'ye, işsizlikten sosyal sıkıntı ve IMF'ye kadar bir çok sorun AKP'nin önünde dağ gibi duruyor. En önemlisi de yüz milyarlarca doları aşan iç ve dış borçlar... Kısacası 3 kasım seçimi sonrası Ankara'nın iki önemli konu başlığı bulunuyor. Birincisi AKP ve bundan sonrası... İkincisi ise siyasi depremle sarsılan merkez sağ partilerin yaşayacağı artçı şoklar... Milletvekili seçilenlerin heyecanları ve TBMM'ye giriş hazırlıkları da yine hafta içinde Ankara'nın gündeminde yer alacak. Daha önceki yazıları: |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
Ana Sayfa |
Son Dakika |
Gündem |
Dünya |
Ekonomi |
Spor |
Yaşam |
Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon İnsan Kaynakları | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım © Copyright 2009 Hürriyet |