Kasım 23 2009
Pazartesi
    mesaj grupları     yardım     üyelik     site haritası

Hazırlayan: Kürşat Özmen

DAVALAR NEDEN SONUÇSUZ KALDI?


1- Delil yetersizliği

Depremin ardından hasar tespiti için özel şirketlere hazırlatılan bilirkişi raporları mahkemelerde geçerli delil olarak kabul edilmedi. Çünkü mevzuata göre bu tür durumlarda sadece üniversiteler veya İnşaat Mühendisleri Odaları tarafından hazırlanan raporlar geçerli sayılıyor. Bilirkişi heyeti bulamayan ya da hazırlattığı raporlara noter onayı alması gerektiğini bilmeyen mağdurların yaptığı başvurular kabul edilmedi. Pek çok dava ise enkazdan standartlara uygun şekilde beton ve çelik örneği alınmadığı için düştü.

2- Davalar yanlış açıldı

Depremzedelerin başvurusu üzerine savcılar, müteahhitler hakkında yüzlerce kamu davası açtı. Ancak depremzedeler açılan bu davalara müdahil olarak katılmadı. Zamanaşımı veya başka nedenlerden dolayı düşen bu davalar temyize gitmedi. Çünkü savcılar, alt mahkemede reddedilen mütalaalarının aynısıyla bir üst mahkemeye gitmek istemedi.

Eğer depremzedeler bu davalara taraf olarak katılsaydı farklı bir mütalaa ile davayı temyize götürebileceklerdi. Diğer taraftan ağır cezada açılan bu davaların bir çoğunun mevzuat nedeniyle tıkanacağı tahmin ediliyordu. Bu yüzden hukukçular tazminat davalarının daha etkili olacağı görüşünü savunuyor.

Tazminat davalarının (maddi ve manevi hak davası), zararın meydana geldiği veya mağdurun zarardan haberdar olduğu andan itibaren bir sene içinde açılması gerekiyor. Bu süre içerisinde yapılmayan başvurular reddediliyor.

Şu an deprem bölgelerinde devam eden yüzü aşkın tazminat davası var. Ancak eksik ve yanlış bilgilendirme yüzünden bir çok depremzede hakkını arayamadı.

3- Suçun tespitinde ayrılık çıktı

Madde 455

Tedbirsizlik veya dikkatsizlik veya meslekte ve sanatta acemilik veya nizamat ve evamir ve talimatta riayetsizlik ile bir kimsenin ölümüne sebebiyet veren şahıs iki seneden beş seneye kadar hapse ve 250 liradan 2500 liraya kadar ağır para cezasına mahkum olur. Eğer bu fiil birkaç kişinin ölümünü mucip olmuş veya bir kişinin ölümü ile beraber bir veya birkaç kişinin de mecruhiyetine sebebiyet vermiş ve bu yaralanma 456 ncı maddenin 2 nci fıkrasında beyan olunan derecede bulunmuş ise dört seneden on seneye kadar hapis ve 100 liradan aşağı olmamak üzere ağır para cezası ile mahkum olunur.

Madde 383

Bir kimse tedbirsizlik veya dikkatsizlik veya sanat ve meslekte tecrübesizlik veya nizam ve emir ve kaidelere riayetsizlik neticesi olarak bir yangına veya infilaka veya batmağa ve deniz kazasına veya umumi bir tehlikeyi mutazammın tahribata ve musibetlere sebebiyet verirse otuz aya kadar hapse ve yüz liraya kadar ağır cezayı naktiye mahkum olur. Eğer bu fiilden bir şahsın hayatınca tehlike hasıl olursa altı aydan beş seneye kadar hapse ve elli liradan yüz elli liraya kadar ağır cezayi naktiye ve bundan ölüm vukua gelirse beş seneden fazla olmamak üzere ağır hapse ve yüz liradan beş yüz liraya kadar ağır cezayı naktiye mahkum olur.
Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 455. maddesine göre açılan tüm deprem davaları bir buçuk sene sonra Yargıtay'ın kararı ile başa döndü.

455. maddeye göre müteahhitler "meslekte ve zanaatta acemilik"ten 10 yıla kadar hapis cezasıyla yargılandı. Hatta bu maddeye dayanarak Yalova'da açılan iki dava sonuçlandı. 20 kişiye mezar olan Pelit apartmanın müteahhidi 4 yıl, 23 kişinin öldüğü Merve apartmanının müteahhiti de 5 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Ancak sonuçlanan bu ilk deprem davaları Yargıtay tarafından bozuldu.

Çünkü Yargıtay 5. Ceza Dairesi, deprem davalarının Asliye Hukuk Mahkemeleri'nce değil Ağır Ceza Mahkemeleri'nce bakılmasına karar verdi. Bu durumda suçun niteliği de değişiyordu. Böylece deprem sanıkları, Türk Ceza Kanunu'nun 455. maddesi yerine 383. maddesinden yargılanmaya başlandı. 455. maddeye göre sanıklar 10 yıl hapis cezasıyla yargılanabiliyor. 383. maddeye göre azami 5 yıl hapis cezası verilebiliyor, alınan ceza bir yıldan az değilse paraya çevrilemiyor ve ertelenemiyordu.

383. madde, geçen ay Anayasa Mahkemesi tarafından 4610 sayılı Af Kanunu kapsamına alındı. Dolayısıyla bu davalarda yargılanan sanıklar suçlu bulunsalar bile cezaları ertelenecek.


4- Eski imar mevzuatı, sanıkları kurtardı

Adapazarı'nda 35 dava, binaların yapıldığı tarihte "imar mevzuatında zemin etüdü aranmadığı" için beraatla sonuçlandı. Bu davalarda yargılanan sanıklar, binalarının uygun koşullarda yapıldığına bakılmadan zemin etüdü şartından muaf oldukları için beraat etti. Bu durumda suç da ortada kalmış oldu.


5- Devlet adli yardımı kesti

Zararlarının tazmini için müteahhitler, belediyeler, Bayındırlık ve İskan Bakanlığı aleyhinde tazminat davası açma hakkı olanlar 30 Haziran 2000 tarihi itibarıyla bu haklarından vazgeçti. Bunun nedeni ise adli yardımların kesilmesi. Depremden sonra açılacak tazminat davalarından harç alınmıyor ve diğer dava masrafları da devlet tarafından karşılanıyordu. Ancak 30 Haziran 2000'den sonra devletin kasasında yeterli para olmadığı için bu yardıma son verildi.


6- Davalar "bilirkişi"de takıldı

Delillerin incelenmesi ve değerlendirilmesi için mahkemeler ilgili illerdeki İnşaat Mühendisleri Odaları'nı ve teknik üniversiteleri görevlendirdi. Enkazlardan alınan numuneler, binaların projeleri ve iskan raporları İstanbul Teknik ve Yıldız Teknik Üniversiteleri'ne gönderildi. Ancak bilirkişi raporları için ödenmesi gereken bedeller ekonomik kriz nedeniyle ödenemeyince raporlar da mahkemelere ulaşmadı.

Diğer taraftan atanan bazı bilirkişilerin suçlanan müteahhitlik şirketlerine daha önce danışmanlık yaptığı iddiaları edildi. Hatta bazı bilirkişilerin geçmişte kendilerinin de yer aldığı projeleri incelemek üzere atandığı öne sürüldü.









Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım