Kasım 23 2009
Pazartesi
    mesaj grupları     yardım     üyelik     site haritası

Hazırlayan: Göksel Özköylü

GÖZDE'Yİ GÖRENLER VAR

Nurgül Karamert, 17 Ağustos 1999 gecesi depreme yakalandığında eşi ve yedi yaşındaki kızı Gözde ile birlikteydi. Evi yerle bir olmuş, kocasının kolu ve kafası enkaz altında kalmış, komşuların yardımıyla güçlükle kurtarılmışlardı. Gözde ise yine bir komşu tarafından Gölcük Askeri Hastanesi'ne götürülmüştü... Gözde'nin yaşadığını bilmek genç çifti hayata bağlamaya yetmişti o anda...

Hastane kayıtları da komşulardan edinilen bilgileri doğruluyor... Gözde, Gölcük Askeri Hastanesi'ne getirilmiş ancak tedavisinin ardından taburcu edilmişti... Ama sonra...

Kargaşanın hakim olduğu, kimin ne yaptığının belli olmadığı o günlerde Gözde'yi hastaneden kimin aldığı bilinmiyor...Taburcu edilen Gözde, o günden sonra kayıtlara 'kayıp' olarak geçti....

EN KÖTÜSÜ ÇARESİZLİK

Gözde'nin kaybolması, Karamert ailesi için umut ve çaresizlikle dolu yepyeni bir sürecin başlangıcı oldu...

O günden sonra var güçleriyle kızlarını aradı Karamert ailesi, çalmadık kapı bırakmadılar, Gölcük, İzmit ve pek çok şehirde Gözde'nin fotoğrafıyla kaplandı duvarlar... Diğer kayıplarla birlikte, Gözde'nin masum bakışları da emniyet kayıtlarında, sararan sayfalarda donup kaldı...

Her ihbarı değerlendiren aile iki yıldır bir türlü sonuç alamıyor... Gözde'nin yaşadığına dair en büyük ipucunu ise depremden birkaç ay sonra rastladıkları komşularının kızı veriyor. Komşu kızı, Gözde'yi gördüğünü, ona seslendiğini ve Gözde'nin de dönüp baktığını söylüyor...


Depremden sonra uzun süre karşılaşmadıkları için kayıp olduğundan habersiz olduğu Gözde'ye uzaktan seslenmekle yetiniyor komşu kızı... Yanında biri sarışın iki gençle birlikte "Gölcük Tersane İlkokulu"ndan çıkışta gördüğü Gözde'ye annesini soruyor seslenerek... Gözde dönüp bakıyor ama yanındakiler konuşmasına fırsat vermeden apar topar uzaklaştırıyorlar Gözde'yi okulun önünden...


Komşularının kızı, Nurgül Karamert'le karşılaşana dek farkına varmadığı gerçeği, anneyle konuştuğunda öğreniyor ve Karamert ailesi bu kez daha büyük bir umutla aramaya başlıyor Gözde'yi...

"Gözde'yi gören herhangi birisi değil" diyor Gözde'nin annesi, "Bunları fotoğrafını gören birisi anlatsa, ben de şüphelenirim benzetti diye. Ama onu tanıyan, kim olduğunu bilen biri kızımı gördüğünü söylüyor ve ben kızıma ulaşamıyorum. Siz bunun ne demek olduğunu bilemezsiniz. Ateş düştüğü yeri yakıyor".

Bu duygularla okul kayıtlarını yeniden taramaları, Gölcük'ü karış karış aramaları fayda etmiyor... Gözde hala kayıp...

Gözde'nin kaybolmasının üzerinden tam iki yıl geçti. Gözde şimdi dokuz yaşında. Artık ihbar telefonları almayan Karamert ailesinin yüreğindeki umut ışığı ise sönmek bilmiyor... Gözde'nin çocuksuz bir aile tarafından kaçırıldığını düşünüyorlar ve en çok da ona zarar vermeyecek insanların yanında olmasını diliyorlar.

İki yıldır bulduğu her fırsatta kızına seslenen Nurgül Karamert yedi yaşında kaybolan Gözde'nin, kendisini unutmayacağı ve kendi başına davranacak yaşa geldiğinde annesini aramak için yollara düşeceği umuduyla ayakta duruyor. Öyle ki Gözde'yi aramakla geçen iki yılın sonunda karnında büyüttüğü ikinci bebeğini, doğduğunda sevememekten bile korkuyor. Çünkü onu doğurmak onu sevmek, Gözde'ye yapılan bir haksızlıkmış gibi geliyor Nurgül Karamert'e...

YALNIZ ÇOCUKLAR DEĞİL 20 YAŞINDAKİ SERDAR DA KAYIP


20 yaşındaki Serdar da deprem sırasında kaybolanlardan. Serdar, depreme annesi Emine Cebeci ile birlikte Gölcük'te yakalandı. Ayakları ezildi ve bir iki saat içinde annesinin bir arkadaşı tarafından Gölcük'teki askeri hastaneye götürüldü. Anne Emine Cebeci'nin eline ulaşan son bilgiye göre Serdar, ilk müdahalenin ardından Gülhane Askeri Tıp Akademisi, GATA'ya sevkedildi. Helikoptere götürülmek üzere ambulansa bindirilmesinin ardından kayıplara karışan Serdar'ın enkazdan kurtulmasına yardımcı olanlar, onun bilincinin yerinde olduğuna ve hastaneye gitmek yerine annesinin kurtarılması için çabaladığına tanıklık ediyorlar.

ÜÇ GÜNÜN HESABINI SORMAYIN

"20 yaşında, bilinci yerinde olan bir genç nasıl kaybolur?"

İşte Emine Cebeci'nin iki yıldan bu yana anne yüreğini yakan, uykularını kaçıran ve onu isyan ettiren soru bu. Emine Cebeci, enkazdan çıkmasının ardından oğluyla konuşan, onu hastaneye götürmeye ikna eden arkadaşı olmasa, kabus gibi bu öyküyü noktalayacak ve oğlunun öldüğüne belki kendini inandırabilecek... Ama o oğlunun ölmediğini ve enkazdan öldürücü bir darbe almadan çıktığı biliyor...

O halde Serdar nerede? Emine Cebeci, yer yarılıp da içine girmişçesine kaybolan oğlunu arayabileceği tek yere, Gölcük Askeri Hastanesi'ne gittiğinde "bize üç günün hesabını sormayın. Biz o günlerde kimi nereye yolladık bilmiyoruz, kayıt tutmadık" cevabını alıyor. Askeri kayıtların, o günlere dair verebildiği tek bilgi, ölenlerden yalnızca 18'inin kimliğinin bilinmediği ve onların da kimsesizler mezarlığına gömüldüğü.









Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım