 |
 |
 |
 |
|
|
Hazırlayan: Kürşat Özmen
GÜNAH KEÇİSİ VELİ GÖÇER
Depremin hemen ardından binlerce deprem davası açıldı. Mahkemelerde yüzlerce müteahhit ve mimar suçlandı. Bu isimlerin bir kısmı haberlerin satıraralarında kamuoyuna yansıdı, bir kısmı ise sadece dava dilekçelerinde kaldı.
Bunların arasında bir kişi ise müteahhitlere duyulan tüm öfke ve kızgınlığın odağı haline geldi, linç edilmek istendi. Veli Göçer...
Veli Göçer, Çınarcık ve Kocadere'de çöken 10 sitede 166 kişinin ölümünden sorumlu tutuluyor. Depremin hemen ardından hedef haline gelince ortadan kayboldu. Mahkeme davayı tebliğ etmek için gazetelere ilan verdi. İstanbul'da yakalanıp, Yalova'ya götürüldü ve çıkarıldığı mahkemede tutuklanarak Bursa E Tipi Cezaevi'ne kondu. Dava Bursa'da başladı ancak güvenlik gerekçesiyle Konya'ya alındı. 197 gün tutuklu kaldı. Göçer kendisini sürekli 'ben satıcıyım, müteahhit değil' sözleriyle savunarak, inşaatlardan sorumlu olmadığını iddia etti. Hatta tutukluğu sürerken gazetelere ilan verererek 'ben sadece evleri pazarladım' dedi.....
Göçer, ''Tedbirsizlik ve meslekte tecrübesizlik sonucu birden çok kişinin ölümüne sebebiyet vermek'' suçundan 5 yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılanırken bir kaç hafta önce tutuklu kaldığı süre gözönüne alınarak tahliye edildi.
Depremde Veli Göçer gibi yüzlerce müteahhitin yaptığı bina yıkıldı. Malzemeden çalınan, koşullara uygun ve sağlam yapılmayan bu binalarda binlerce kişi can verdi. Hatta bazı müteahhitlik şirketleri depremde yıkılan binalarının kusurları tam araştırılmadan yeni yapılacak konutların yapımını üstlendi.
YA BELEDİYELERİN SORUMLULUĞU
Yaşanan felaketin tüm faturası 'günah keçisi Veli Göçer'in şahsında müteahhitlere kesildi. Tutuksuz yargılanan müteahhitler Yargıtay'dan 'zamanaşımı'yla ilgili çıkacak kararı bekliyor. Belki de hiç biri ceza almayacak.
Peki binlerce insanın ölümünde müteahhitlerin dışında kimsenin sorumluluğu yok mu? Müteahhitlerin yaptıkları inşaatları denetlemekle yükümlü belediyeler, üç kat imar izni olan yerde 8 kata izin veren, kötü zeminleri imara açan belediye başkanları, Bayındırlık ve İskan Bakanlığı görevlileri....
BAKANLIK VE BELEDİYELER DE SUÇLU
Avukat Ergin Cinmen, Anayasa'ya göre bir bölgenin iskana açılabilmesi için önce Bayındırlık tarafından tetkik edilmesi ve jeolojik haritasının çıkarılması gerektiğini hatırlatıyor.
Aralıklarla güncellenen deprem haritalarında birinci derece deprem bölgesi olarak saptanan alanların yerleşime açılamayacağını, bu alanların afet bölgesi ilan edilmek zorunda olduğuna dikkat çeken Cinmen bu nedenle Bayındırlık ve İskan Bakanlığı ile belediyelerin de suçlu olduğunu söylüyor.
"17 Ağustos'ta hasar gören yerlerin birinci dereceden deprem bölgesi olduğu tespit edildiği. Afet bölgesi ilan edilmese bile bu bölgelerin, belediye ve Bayındırlık Bakanlığı tarafından deprem bölgesi olduğu biliniyordu. Yerleşim izni verilmemeliydi. Ama verildi Bu durumda sadece mütaahhitler ve mimarlar suçlanamaz."
|
|
Onlar hakkında neredeyse hiç soruşturma açılmadı. Haklarında soruşturma açılmak istenenler için üstleri izin vermedi. Bu yüzden yapılan yüzlerce başvuru üst makamlar
tarafından reddedildi.
GÖSTERMELİK SUÇLULAR BULUNDU
İstanbul Barosu Başkan Yardımcısı Osman Ergin gerçek suçluların sorumluluktan kurtulmak için Veli Göçer gibi müteahhitleri suçladığı görüşünde. Deprem bölgelerini imara açanların da binaları yapanlar kadar suçlu olduğunu belirten Ergin, "Depremzeler merkezi ve yerel yönetimler hakkında dava açmalıydı. İdari Yargılama Kanunu'na göre idari işlem yapılabilirdi. Depremden beri devletin depremin hasarındaki sorumluğu hiç tartışılmadı. Aslında bunun tartışmaya açılması gerek. Merkezi idare hareketsiz kalarak sorumluluk üstlenmedi" diyor.
BİLİRKİŞİ RAPORLARI NE DİYOR?
Mimarlar Odası'nın danışman avukatı Avukat Tamer Solakoğlu da tek sorumlunun müteahhitler olmadığını bilirkişi raporlarının da bunu ispatladığını belirtiyor:
"Bilirkişi raporları gerçeği ortaya koyuyor. Hazırlanan raporlara göre mimarlar ve müteahhitler yüzde 20 oranında suçlu bulundu. Suçların geriye kalan yüzde 80'lik kısmında ise devlet, Bayındırlık ve belediyeler suçlu bulunmuştur."
Hatta Solakoğlu 'nun iddiasına göre devlet depremin ardından müteahhitleri kasten hedef gösterdi.
İLERİYE DÖNÜK BİR HUKUK MÜCADELESİ
Düzce'deki depremzedelerin Avukatı Ayşegül Şenol ise sadece müteahhitler hakkında dava açılmasının hata olduğu görüşünde. Şenol, mahkemede soruşturmaların genişletilmesini talep ettiklerini ancak bu talebin kabul edilmediğini anlatıyor.
En kötüsü de Şenol, verilen hukuk mücadelesinin bir yere varmayacağını düşünüyor:
"Ortada yanlış uygulamalar var. İşin aslı geçmişle hesaplaşma. Şu an kimse sorumluluk almıyor. Kendine göre herkes suçsuz. Peki zamanaşımı, af derken kimse suçlu bulunmadı diyelim, o zaman ortada suç da yok. Bu durumda aynı hataların tekrarlanmayacağını nasıl bileceğiz?"
Hukukçu Erbay Yücak da aynı görüşte. Erbay'a göre devam eden ceza davalarından tatmin edici bir sonuç alınamayacak. İdare Mahkemeleri'ne açılan tazminat davalarının kazanılması ise çok güç ve bu davalarda çıkacak kararlar emsal olacak.
Asıl önemli olan ise deprem hukukuna dair bir tartışma başlatmak ve bu anlamda ileriye dönük bir hukuk yaratmak. Yücak, bu hukuk mücadelesinin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne kadar uzayacak bir yol olduğunu belirtiyor.
|
|
 |
 |
 |
 |
|
|