Kasım 22 2009
Pazar
    mesaj grupları     yardım     üyelik     site haritası
Hazırlayan: Tahir Özışık

DEPREM SÖZLÜĞÜ

DEPREM: Yerkabuğu içindeki kırılmalarla ani olarak ortaya çıkan titreşimler, dalgalar halinde yayılarak geçtikleri ortamları ve yeryüzeyini sarsar. Diğer bir ifadeyle iki tektonik levhanın biribirlerine göre aniden hareketleri sonrasında odaktan yeryüzüne "cisim dalgaları" denilen iki çeşit dalga dairesel olarak yayılarak yeryüzünde yıkıcı titreşimlere neden olur.


P ve S DALGALARI: Kayaçlarda ve toprakta, 6 km/sn. suda ise 2 km/sn hızla hareket eden "P" dalgaları yani "Primer Dalgalar", yeryüzüne ilk ulaşan dalgalardır ve yıkıcı etkileri yoktur. Bu dalgaları katıların içinde yaklaşık saniyede 3 km. hızla hareket eden "S" dalgaları izler. Hızlarının düşük olması, salınım frekanslarının düşük ve hareket genliklerinin daha büyük olmasıyla ilşkilidir. Bu durum S dalgalarını P dalgalarına oranla daha tehlikeli ve yıkıcı yapar.


TEKTONİK DEPREM: Depremler oluş nedenlerine göre degişik türlerde olabilir. Levhaların hareketi sonucu meydana gelen depremler genellikle "tektohik" depremler olarak nitelendirilir ve bu depremler çoğunlukla levha sınırlarında olusurlar. Yeryüzünde olan depremlerin %90'ı bu gruba girer. Türkiye'de olan depremler de büyük çoğunlukla tektonik depremlerdir.

VOLKANİK DEPREM: Bir diğer deprem türü olan "volkanik" depremler ise, volkanların faaliyete geçmesi sonucu oluşurlar. Yerin derinliklerinde ergimiş maddenin yeryüzüne çıkışı sırasındaki fiziksel ve kimyasal olaylar sonucunda oluşan gazların yapmış oldukları patlamalarla meydana gelir. Bu tür depremler, yanardağlarla ilgili olduklarından yereldir ve çok büyük kayıplara neden olmaz. Japonya ve İtalya'da oluşan depremlerin bir kısmı bu gruba girmektedir. Türkiye'de aktif yanardağ olmadığı için bu tip depremler olmamaktadır.

ÇÖKÜNTÜ DEPREMİ: Bir başka tip deprem de "çöküntü" depremlerdir. Bunlar yer altındaki boşlukların (mağara), kömür ocaklarında galerilerin, tuzlu arazilerdeki boşluklarda tavan blokunun çökmesi ile oluşurlar. Hissedilme alanları yerel olup enerjileri azdır, fazla yıkıma neden olmazlar. Büyük heyelanlar ve gökten düşen meteorların da küçük sarsıntılara neden olduğu bilinmektedir.



MERKEZ ÜSSÜ (HİPOSANTR): Odak noktası yerin içinde depremin enerjisinin ortaya çıktığı noktadır. Bu noktaya odak noktası veya iç merkez de denir. Gerçekte, enerjinin ortaya çıktığı bir nokta olmayıp bir alandır, fakat pratik uygulamalarda nokta olarak kabul edilmektedir.

TSUNAMİ: Odağı deniz dibinde olan derin depremlerden sonra, oluşan dev dalgara verilen addır. Bazen kıyılarda büyük hasarlara neden oldukları bilinmektedir. Deniz depremlerinin çok görüldüğü Japonya'da 1896 yılında meydana gelen deprem sonrasında oluşan tsunami nedeniyle 30 bin kişi hayatını kaybetmiştir.

ARTÇI DEPREM (AFTERSHOCK): Ana depremin meydana gelmesinden sonra, ana şoku izleyen daha küçük sarsıntılar dizisidir. Ne kadar süre ile devam edecekleri konusunda ise kesin bir şey söylemek mümkün değildir; 1 ay da olabilir 2 yıl da...

ÖNCÜ DEPREM: Ana depremden önce meydana gelen küçük şoklardır. Bunun bir öncü deprem olduğunu belirlemek ise bugünkü tekniklerle neredeyse imkansızdır. Meydana gelen sarsıntının öncü deprem olduğunu, malesef meydana gelen ana deprem ile öğrenebiliyoruz.

DEPREM SÜRESİ: Depremlerin sürelerinin uzun ya da kısa olması, şiddetine de bağlı olarak hasarın büyük ya da az olmasını belirleyen bir faktördür. Süresi uzun ve şiddetli depremler daha büyük hasara neden olurlar.


MAGNİTÜD (BÜYÜKLÜK) : Magnitüd depremin kaynağında açığa çıkan enerjiyi ifade eder. Deprem sonrasında verilen değerler de bu enerjinin bir ölçüsüdür. Şiddet ise depremin yapılar ve insanlar üzerindeki etkilerini ifade eder. Depremin magnitüdü, belli bir zaman diliminde kaydedilen sismogram üzerindeki deprem dalgalarının genliğinin logaritması olarak tanımlanır.

ŞİDDET: Depremin yer yüzeyindeki etkileri, depremin şiddeti olarak tanımlanır. Şiddetin ölçüsü, depremin yapılar ve insanlar üzerindeki etkileri ve toplam hasar gibi çeşitli kıstaslar göz önüne alınarak yapılır. Şiddeti tanımlamak için birden çok ölçek geliştirilmiştir. Bunlardan en yaygın kullanılanı 'Değiştirilmiş Mercalli Şiddet Ölçeği'dir (Modified Mercalli (MM) Intensity Scale). Bu ölçek, Romen rakamları ile belirlenen 12 düzeyden oluşur. Hiçbir matematiksel temeli olmayıp bütünü ile gözlemsel bilgilere dayanır.

SİSMOLOJİ:
Depremin nasıl oluştuğunu, deprem dalgalarının ne şekilde yayıldıklarını, ölçü aletleri ve yöntemlerini, kayıtların değerlendirilmesini ve deprem ile ilgili diğer konuları inceleyen bilim dalının adıdır.

RİCHTER ÖLÇEĞİ: Richter Ölçeği bir alet değildir; depremin magnitüdünü (büyüklüğünü) tanımlayan matematiksel bir formüldür.

FAY: Yerkabuğunu oluşturan kayaçların bir yüzey boyunca kırılması ve oluşan iki parçanın birbirine göre göreceli olarak yer değiştirmesidir.

KUZEY ANADOLU FAY HATTI:
Doğuda Karlıova ile batıda Mudurnu Vadisi arasında doğu-batı doğrultusunda bir yay şeklinde uzanır. Dünya'nın en aktif ve en önemli kırık hatları arasında yer alan Kuzey Anadolu fay zonunun uzunluğu yaklaşık bin 200 km dir; genişliği ise 100 m ile 10 km arasında değişir.

SIVI ETKİSİ (LİQUEFACTİON): Kum-kil gibi gevşek malzemeden oluşan katmanların deprem sırasında sıvıların çalkalanmasına benzer bir özellik göstermesidir.




Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım