|
Ecevit'in gazetecilik serüveninden
Bülent Ecevit'in ilk imzalı yazısı 4 Mart 1951'de Ulus gazetesinde yayınlandı. Ecevit "Ferdiyetçilik ve Liberalizm" başlıklı bu yazıda liberalizmin bireycilik anlayışını eleştiriyordu.
Bülent Ecevit'in 12 Ağustos 1951 tarihli Pazar Postası'nda yayınlanan yazısı "İnkılaplar ve Dış Siyaset" başlığını taşıyordu. Ecevit bu yazıda Türkiye'nin NATO'ya girişiyle ilgili tartışmaları irdeliyordu. NATO'ya girmekten yanaydı. NATO'yu sadece askeri bir pakt olarak değil Batıyla aramızdaki uygarlık ve kültür farkını ortadan kaldıracak bir araç olarak da görüyordu.
" Bugün Batılı aydınlarla aramızdaki medeniyet ve kültür ayrılığını süratle kapatmaktayız diyebilir miyiz? Dersek bize sormazlar mı "halka mal olmamış inkılaplardan vazgeçmeyi göze aldığınızı kendi devlet adamlarınız söylüyorlar ya vazgeçilecek bu halka mal olmamış inkılaplar aramızda kurulmakta olan köprünün başlıca desteklerindense.. Ezanınız Türkçe okunurken Arapça'ya çevirmek bize mi yaklaşmaktır, Şark'a mı...
(...)
Böyle de bizi Atlantik Paktı'na almazlar mı. Alırlar elbette. Ama paktın gayesine iştirak ettirmek için değil vasıtalığında kullanmak için yani harcanacak top tüfek gibi alırlar."
Aslında o dönemde paktta askeri işbirliği çoktan başlamış, Türkiye Kore'ye asker göndermişti bile. Gazeteler "Kızıllar ricat ediyor" haberleriyle çalkalanıyor, sinemalarda "Mehmetçik Kore"de filmleri gösteriliyordu.
Bülent Ecevit, yakın arkadaşı Çetin Altan ile birlikte Ciddiyet adlı mizah ağırlıklı bir sayfa hazırlıyordu. Babası Fahri Bey, Ecevit'e yazdığı mektupta Ciddiyet ile ilgili görüşlerini şöyle açıklıyordu: " Senin Ciddiyet'e bayıldım. Elbet pek iyi etmişsin. Mizah, alay, hiciv, humoristique (nükteli) ironique (alaycı) yazılan ve satirique (yergili), sarcastique (acı alaylı) nükte ve cinaslar zekayı kılağılar (biler demektir malum ya..)"
Ciddiyet'e bayılan sadece Fahri Bey değildi. Mizah sayfası okurlar tarafından da beğeniliyordu. Hatta zor beğenen bir yazar olan Nurullah Ataç bile büyük bölümü Bülent Ecevit'in elinden çıkan Ciddiyet'i sevmişti.
Babasının tavsiyelerine uymuş olmasından mı yoksa kendi üslubu mu öyle gelişti bilinmez ama Bülent Ecevit (ih kili yazılarındaki dili Bedii Faik'in pazar yazılarındaki bıçak ve yumuşak üslubu çağrıştırıyordu.
Ulus'ta yazdığı Londra gözlemleri okuyucuyu içine çeken, sarıveren üslubun en güzel örnekleriydi. Bülent Ecevit "Öyle keman, öyle güzel saksofon dinlendiği olur ki sokaklarda derken içten duygularını yansıtıyordu yazısında.
"Londra'nın en iyi lokantaları Soho'da bulunur. İşte o gece öyle bir Soho lokantasından çıkmış, kapısında taksi bekliyorduk. Bir de baktık karşı kaldırımda çizgi çizgi kazaklı boynu kırmızı eşarplı, başında yana eğik kasket, pazuları şişmiş bir İtalyan gitar çalıp İtalyanca şarkılar söylüyor.
Bir kısmımızın uykusu gelmişti, taksiye binip gittiler ama Mümtaz Faik Fenik, Agah Bartu. İngiltere'yle bizimle beraber giden İstanbul Konsolosluğu'ndan Mr Knock bir de ben oradan ayrılamadık. Taksiyi savıp uzun uzun İtalyan şarkıcıyı dinledik. Derken şarkıcı, uzaktan gözlediği bu zaferinden memnun yanımıza yaklaştı, baktım hepsi ceplerinden avuçlarına ne kadar para gelmişse saymadan, büyülenmiş gibi adama atıyorlar. "
| |
|