|
|
Sinemayla yaşadık Askerler başlattı cumhuriyet geliştirdi Yüzyılın sanatı kabul edilen sinema ile diğer sanat dallarından farklı olarak fazla bir gecikme olmadan tanıştı Türk insanı. Birinci Dünya Savaşı sırasında askerler tarafından getirilen sinema daha sonra tiyatrocuların egemenliğinde girdi hayatımıza. Kitlelere ulaşan ilk filmleri Muhsin Ertuğrul çekti. 1923 ile 1939 arasında geçen bu döneme Tiyatrocular Dönemi denmesinin nedeni Ertuğrul'un tiyatrocu yönetmen olmasının yanında filmlerde rol alanların da tiyatro kökenli olmasıydı. Muhsin Ertuğrul, Kemal ve Şakir Seden Kardeşler'le birlikte ilk film stüdyosunu kurdu ve ‘‘Şişli Güzeli Mediha Hanım'ın Facia-i Katli’’ni çekti. Filmin başrollerini tiyatrolarda olduğu gibi yine gayri müslim oyuncular üstlendiler. Daha sonra Nur Baba romanından esinlenerek Boğaziçi Esrarı filme alındı. Cumhuriyet döneminin ilk filmi olarak kabul edilebilecek olan ise Ateşten Gömlek'tir. Muhsin Ertuğrul'un İhsan rolünü üstlendiği bu filmde ilk kez Türk kadın oyuncular da rol alacaktır. Bunlar, Bedia Muvahhit ve Neyyire Neyir'dir. İLK SESLİ TÜRK FİLMİ Türkiye'de ilk sesli Türk filmini yine Muhsin Ertuğrul çekti. 1931 yılında çevrilen İstanbul Sokaklarında adlı bu filmin rollerini Talat Artemel, Semiha Berksoy, Behzat Haki, Bedia Muvahhit, Hazım Körmükçü ve i. Galip Arcan gibi oyunular üstlenmişti. Bir Millet Uyanıyor'u filme alan Muhsin Ertuğrul daha sonra Söz Bir Allah Bir, Milyon Avcıları, Cici Berber, Leblebici Horhor Ağa gibi müzikal filmlere imza attı. İLK SANSÜR Muhsin Ertuğrul'un çektiği Aynaroz Kadısı adlı film büyük sansasyon yaratmış ve 1939 yılının bütçe görüşmeleri sırasında Meclis'te gündeme getirilerek halkın ar ve haya duygularını incittiği gerekçesi ile ‘‘Filmlerin ve Film Senaryolarının Kontrolüne Dair Nizamname’’ çıkartılmıştır. ARAP FİLMLERİ EGEMENLİĞİ İkinci Dünya Savaşı Yılları sinemanın Tiyatrocular döneminden sonra geçiş dönemi olarak anılır. Daha önce direkt olarak ithal edilen Avrupa ve Amerikan filmleri savaş nedeniyle Mısır üzerinden getirtilmeye başlanınca arada bir çok Mısır filmi de ülkemize gelmiş ve büyük ilgi görmüştü. Müzikal ağırlıklı filmlerin başlangıcı olan bu dönem 80'lerin arabesk filmlerine kadar etkisini sürdürdü. Geçiş dönemi olarak adlandırılan bu dönemde yine Muhsin Ertuğrul filmleriyle öne çıktı. Cahide Sonku'lu Şehvet Kurbanı, Ertuğrul'un en pöpüler filmi oldu. SİNEMACILAR DÖNEMİ Geçiş döneminden sonra sinema kökenli yönetmenlerin ve oyuncuların ağırlık kazandığı ve sinemacılar dönemi olarak anılan 1952-1963 arasında ilk öne çıkan isim Lütfi Akad'dır. Daha önce çektiği Vurun Kahpeye ile büyük bir başarı kazanan Lütfi Akad'ın dönemi başlatan filmi olarak Kanun Namına kabul edilir. Akad'ın bu dönemde yaptığı başlıca filmler İpsala Cinayeti, Öldüren Şehir, Beyaz Mendil, Meçhul Kadın, ak Altın, Meyhanecinin Kızı, Zümrüt, Yalnızlar Rıhtımı, ve Üç Tekerlekli Bisiklet'tir. Kızılırmak -karakoyun, Ana, Hudutların Kanunu ve Akad'ın daha sonra çektiği üçlemesi Gelin-Düğün-Diyet ise sinema tarihimizin klasikleri arasında yerini aldı. Bu dönemde Gecelerin Ötesi, Yılanların Öcü, Acı Hayat, Susuz Yaz, Suçlular Aramızda, Sevmek Zamanı gibi filmleriyle Metin Erksan; Hıçkırık, Kadın Severse, Karacaoğlan'ın Kara Sevdası, Alageyik gibi filmleriyle Atıf Yılmaz; Kanlarıyla Ödediler, Bir Avuç Toprak, Düşman Yolları Kesti, Namus Uğruna gibi filmleriyle Osman Seden; Ağaçlar Ayakta Ölür, Keşanlı Ali Destanı, Üç Arkadaş filmleriyle Memduh Ün ve Otobüs Yolcuları ile Ertem Göreç bu dönemin önemli isimleridir. YENİ SİNEMA Gerçekçi Türk sineması Akad'ın yolunda Yılmaz Güney ile son şeklini aldı. Vurdulu kırdılı filmlerin çirkin jönü olarak sinemaya giren Yılmaz Güney daha sonra yönetmen ve oyuncu olarak imza attığı filmlerle Çirkin Kral'lığa yükseldi. Seyyit Han'la yönetmenliğe geçen ve belli bir dönemi başlatan Güney Ağıt, Acı, Umutsuzlar gibi filmleriyle kendi dönemini başlatmış oldu. Daha sonra çektiği Arkadaş'la kendi sinema dilinde bir adım daha atan Yılmaz Güney hapishane yıllarında Şerif Gören'le yaptığı Yol'la Altın Palmiye'yi paylaştı. Zeki Ökten ve Şerif Gören sinemada Güney dilinin sürdürücüleri oldular. Erden Kral, Ali Özgentürk açılan bu yolda ilerleyen yönetmenler oldu. Bu yıllarda toplumcu çizginin dışında üslup arayışlarına giren yönetmenlerden biri de Ömer Kavur'du. Bu dönem filmlerinin en temel özelliği toplumsal-siyasl-ekonomik bir tabana oturmasıydı. Ele alınan çevre de genellikle Doğu ve Güney Doğu Anadoli ile o yörenin ezilen insanlarıydı. SİNEMANIN DÖNÜŞÜ 1980'li yıllardan sonra eski kuşak ve genç yönetmenler ciddi filmler yapmaya devam ettiler. Bir dönem öce adını duyuran Ömer Kavur asıl önemli filmlerini 1980'den sonra ortaya koydu. Kırık Bir Aşk Hikayesi, Ah Güzel İstanbul, Göl, Amansız Yol, Anayurt Oteli, Gece Yolculuğu ve Gizli Yüz gibi filmlerini bu dönemde çekti. Erden Kral, Hakkaride Bir Mevsim, Ayna, Dilan, Av Zamanı ve Mavi Sürgün'ü bu dönemde çekti. Yavuz Özkan, Tunç Başaran, İrfan Tözüm, Yavuz Turgul, Başar Sabun, Sinan Çetin gibi yönetmenler bu dönemde çektikleri filmlerle sinemanın yeniden canlanmasını sağladılar. Gerçekçi sinemanın kurucusu Türk sinemasında kendinden sonra gelecek kuşakları etkileyen en önemli yönetmenlerden biri Ömer Lütfi Akad. Sinemamının yapım koşulları içinde çalışarak özgün bir dil geliştirmeyi başardı. Filmlerinde daha çok toplumsal sorunlara değinen Ömer Lütfi Akad'ın üçlemesi, Gelin, (1973), Düğün (1973) ve Diyet (1973) sinema tarihinde özel bir yere sahip. Akad her üç filminde de köyden kente göç sorununu çarpıcı bir sinema diliyle işliyordu. Hababam Sınıfı Rıfat Ilgaz'ın ünlü eseri Hababam Sınıfı, Türk sinema tarihinde komedi türünün unutulmaz filmlerininden biri olarak kabul edilebilir. Usta yönetmen Ertem Eğilmez, ilk kez 1975'te sinemaya uyarladığı Hababam Sınıfı'nın kazandığı başarı üzerine bir çok devam filmi çekti. Hababım Sınıfı Uyanıyor, Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı, Hababam Sınıfı Tatilde, Hababam Sınıfı Güle Güle adlı bu filmler, hala ilgiyle izleniyor. Hababam Sınıfı; Münir Özkul'dan, Adile Naşit'e, Kemal Sunal'dan, İlyas Salman'a, Halit Akçatepe'den, Metin Akpınar- Zeki Alasya ikilisine, Şener Şen'den Tarık Akan'a kadar bir çok ünlü sanatçıdan oluşan kadrosuyla da sinema tarihinde önemli bir yer tutuyor. Arabesk’in vazgeçilmez çekiciliği Ünlü yönetmen Lütfi Akad'ın 1971 yılında Orhan Gencebay'la yaptığı Batsın Bu Dünya adlı film arabesk filmlerinin başlatıcısı oldu. Daha sonra Gencebay'ın değişik yönetmenlerle yaptığı Dertler Benim Olsun, Batsın Bu Dünya, Hatasız Kul Olamaz, Ben Topraktan Bir Canım, Kır Gönlünün Zincirini gibi filmleri geniş izleyici kitlesine ulaştı. Onu, Ferdi Tayfur, İbrahim Tatlıses, Müslüm Gürses, Neşe karaböcek gibi sanatçılar takip ettiler. 80'lerin sonlarına kadar süren bir dönem arabesk melodram filmlerinin egemenliğinde geçti. Seks filmleri dönemi Seks filmlerinin sayı olarak büyük tırmanışa geçtiği yıl 1979'dur. Bu yılda 4'ü porno olmak üzere toplam 131 adet seks filmi çekildi. Tiyatro çıkışlı bir çok oyuncunun rol aldığı bu filmlerin ilk kadın oyuncuları Mine Mutlu, Arzu Okay ve Zerrin Egeliler'di. Aventür seks filmlerinin dışında oynayan ilk porno yıldızları da Zerrin Doğan ve Dilber Ay'dı. 1974'te başlayıp 1980'lerin başlarına kadar süren seks filmleri furyası seyircinin sinemadan uzaklaşmasına da neden oldu. |