Bir düşünün.
Bir hayata kaç 25, kaç 50, kaç 75 yıl kutlaması girer?
Kaç kişi böylesine güzel bir olay için dalya diyebilir?
Şansa, sağlığa, alın yazısına bağlı.
Onuncu yılla başladık. 25, 50 derken şimdi 75'inci yıla geldik.
Türkiye bir haftadır bu coşkuyu kutluyor.
Hürriyet'e kutlama ilanı aktı.
Büyük şirketler, küçük firmalar, kobiler, dernekler, tek başına isimler, şirket çalışanları sıraya girdiler.
Çünkü herkes cumhuriyetin bu güzel gününe bir not düşürmek, bir tuğra basmak, bir imza atmak istiyordu.
Dağılmış, paramparça olmuş bir imparatorluktan çıktık.
Mahallelerine kadar girilmiş, bir mendil parçası kadar küçültülmüş bir vatan devraldık.
Oraya sığamazdık.
Sığmadık.
Yeni coğrafyamızı kanla, irfanla çizdik.
Toplu iğne üretemeyen bir ülkeden, en sofistike teknolojileri üreten bir ülkeye geldik.
Şimdi buraya da sığamıyoruz.
İleri, hep daha ileri gitme andımız bizi arkadan itiyor.
O yüzden 75'inci yıl gazetesinde sayfalara sığamıyoruz.
Çünkü çoğalıyoruz. Büyüyoruz.
Yüzüncü yılda tomar tomar olacağız.
Bu gazete, ‘‘Çıktık açık alınla 75 yılda her savaştan’’ diyen bir toplumun ilerleme azminin niyet mektubudur.
Bu güzel bir cumhuriyet hatırasıdır.
Biz, bu gazetede imzası olanlar ve olmayanlar bu cumhuriyeti hep ileri götüreceğimize ant içiyoruz.
Haydi... Dalya demek için önümüzde 25 yıl var...
Son çeyrekte de her savaştan açık alınla çıkacağız.
Yaşasın cumhuriyet, Yaşasın Türkiye...