|
|
|
Yo Yo Ma: Bach'tan Esinlenmeler Müzik ile sinema arasındaki ilişkiye özel bir önem veren ve programlarında bu ilişkiyi betimleyen ve yorumlayan filmlere bölüm ayırmayı gelenekselleştiren Festival, bu yıl da bu ilkesini sürdürüyor. Bu yılki müzik sinema ilişkisini klasik müzik üzerinde odaklayan Festival, Kanada'dan yarım düzine yönetmenin Japon çelist Yo-Yo Ma'nın Bach yorumlarına görsel karşılık arayan konulu ve deneysel kısa filmlerini sinemaseverlerin ve müzikseverlerin ilgisine sunuyor. Paris'te doğan ve henüz 5 yaşındayken geldiği New York'da harika çocuk olarak müzik yaşantısına başlayan Yo-Yo Ma, yaklaşık 35 yıl boyunca ruhunda ve kalbinde taşıdığı rüyasını bu görkemli projeyle nihayet gerçekleştirdi. Sanatçıya göre, batı uygarlığının en büyük yaratılarından biri olan ve müziğin temel gücünün en önemli kanıtlarından saydığı Johann Sebastian Bach'ın çello için yazdığı altı suiti seslendirmek yaşamının ve kariyerinin temel hedefiydi. Kanada televizyonunun özellikle sanat programlarında yetkinleşen Rhombus Medya şirketinin büyük desteği ve yardımıyla bu rüya gerçeğe dönüştü. Kanada'nın en yetenekli altı genç sinemacısını bir araya getiren bu dev proje, her sanatçıya fonda Bach'ın müziğiyle, dansın, dramanın, mimarinin, bahçe dizaynının, buz dansının ve Kabuki tiyatrosunun dünyalarını keşfetme imkanı sundu. Yönetmenliğini belgesel sinemadan gelen Kevın McMaho'nun yaptığı ve 'Müzik Bahçesi' adını taşıyan ilk suit-film, ünlü dizaynır Julie Moir Messervy'nin yardımıyla yaratılan bir bahçenin hikayesini anlatıyor. Festival seyircisinin 'Glenn Gould Üzerine 32 Kısa Film' adlı unutulmaz filmiyle tanıdıkları Quebec'li François Girard'ın 'Carcer'nin Sesi' ise, Bach'ın ikinci çello suitini, İtalyan mimar Giovanni Battista Piranesi'nin tamamlanmamış küçük bir kilise üzerine yaptığı çizimleri dijital teknolojinin animasyonlarıyla birleştiriyor. Müziğin büyülü yorumuna yakışır görkemli bir fantezi çıkıyor ortaya. Barbara Willis Sweete, geçen yıl İstanbul Müzik Festivali'nde İstanbulluları büyüleyen koreograf Mark Morris'in yardımıyla, Bach'ın üçüncü çello suitinin çağrıştırdıklarını insan bedenlerinin hareketlerine yansıtıyor. İnsanla müziğin ritmlerini bütünleyen 'Merdivenlerden Düşerken'in her basamağında Yo-Yo Ma da yer alıyor. Günümüzün en seçkin yönetmenlerinden biri olan Atom Egoyan'ın seçimi ise sanatçıya özgü dokunaklı ve alaycı bir dramadan yana. Dördüncü çello suiti, Yo-Yo Ma'nın ve oyuncu Lori Singer'in yer aldıkları, birbirine koşut gelişen iki öykünün anlatıldığı 'Sarabent' müziği sinemayla buluşturuyor. Niv Fichman, beşinci çello suitini, Japon Kabuki tiyatrosunun büyük oyuncusu Tamasaburo Bando'nun sanatıyla birleştiriyor. 'Umut Mücadelesi' dillerin ve kültürel engellerin duvarlarını yıkan iki büyük sanatın, müziğin ve tiyatronun mutlu birlikteliğine sahne oluyor. Ma'nın ölüm döşeğindeki babası için seslendirdiği suiti, Bando'nun hiç bir Batı formuyla açıklanamayan gösterisiyle bütünleyen bu beşinci bölüm, aynı köklerden gelen iki sanatçının kattığı duyarlılıkla ayrı bir doruk oluşturuyor. Geçen sene Festival'de 'Gece İnerken' adlı filmini izlediğimiz ünlü kadın yönetmen Patricia Rozema'nın, Yo-Yo Ma'nın yorumundan dinlediğimiz son Bach suitini, buz dansının iki efsanevi ismiyle, ülkemizde de tanınan ve sevilen Jayne Torvill ve Christopher Dean'nin performanslarıyla buluşturan 'Altı Jest'i, bu benzersiz maratona son noktayı koyacak. Bach'ın 1720'de bestelediği bu suitleri, çağdaş dünyanın atmosferinde, büyük bir yorumcunun parmaklarından, birbirinden yetenekli sinemacıların gözlerinden diğer sanatların disiplinleriyle buluşturan ve birleştiren bu görkemli ve benzersiz çalışma tüm sanat severler için kaçırılmayacak bir şöleni müjdelemektedir. |
|||
| ||||