|
|
|
Edebiyattan Beyazperdeye
Edebiyat ve sinema, hem birbirilerine delicesine aşık,
hem de ölesiye bir nefret ve ihanetle farklı yollarda yürüyen ama çok sık buluşmayı da ihmal etmeyen iki sevgili gibidirler. Bu iki sevgilinin gözde buluşma mekanlarından biri olan Festival, bu yıl da bu tutkulu ilişkiye yakışır sekiz film sunacak.
Günümüzün bir yazarının kaleminden çıkmasına rağmen, yine yüzyıl başında geçen bir olayı anlatan diğer bir film ise günümüz Macar sinemasının yükselen isimlerinden Janos Szasz'ın eliyle perdelerimize yansıyacak. Yine bir uyarlama olan önceki çalışması 'Woyzeck'i yine daha önceki bir Festival'de izlediğimiz Szasz, Geza Csath'ın kısa bir öyküsünü yazarla birlikte senaryolaştırarak edebiyatla olan bağlarına yeni ve son derece etkileyici bir düğüm daha atıyor: 'Witman Kardeşler'. Film, 1910'da Macaristan'ın küçük bir taşra kasabasında dul kalan annelerini, genç bir fahişe ile birlikte olmak için acımasızca öldüren yeni yetmeliğin eşiğindeki iki çocuğun hikayesini anlatıyor. Bu tüyler ürpertici film, dramdan gerilime, masumiyetten suça, cinayetten deliliğe kayan öykü çizgisiyle, karanlık ve kasvetli hikayelerin anlatıcısı olan yönetmenine küçük bir başyapıt yaratma imkanı veriyor. Yine Macar sinemasından gelen ve genç bir yönetmenin, Attila Janisch'in imzasını taşıyan 'Uzun Alacakaranlık', günümüz Amerikan edebiyatının önde gelen öykücülerinden Shirley Jackson'ın 'Otobüs' adlı küçük bir hikayesinden yola çıkıyor. Yaşlı bir kadının gerçekle düş, bugünle geçmiş, korkuyla mutluluk arasındaki kaygan zeminde çıktığı garip bir yolculuğu görselleştiren bu sıradışı film, aynı zamanda bizlere Macar sinemasının yaşayan en büyük oyuncularından biri olan Mari Töröcsik'ı izleme şansını da verecek.
Arjantin'li deneyimli sinemacı Oscar Barney Finn'in 'Çalınmış Anlar'ı, sanatçının kendi yazdığı bir öyküden yola çıkıyor. Ünlü İspanyol oyuncu Assumpta Serna'nın görkemli bir kompozisyon yarattığı bu dönem filmi, uzak bir kasabada, aşkın, tutkunun ve sinemanın esiri olan bir kadının yaşamına ayna tutuyor.
İki Çinli yönetmenin, Yan Cui ve QiChang'ın ortak çalışması olan ve Kanada'daki Çin toplumunun günlük yaşantısına ve özellikle de gönül ilişkilerine acı tatlı bir bakış getiren 'Çin Çikolatası', genç bir yazarın, Luo Niao'nun metnini perdeye taşıyor. Türk okurlarının da yapıtlarını tanıdığı ve çok sevdiği çağdaş İngiliz yazar Julian Barnes'ın ülkemizde de yayınlanan ünlü romanı 'Seni Sevmiyorum'un serbest vezin bir uyarlamasıda yer alıyor bu bölümde. Genç Fransız kadın yönetmen Marion Vernoux'nun, mekanı Fransa'ya taşımasına rağmen iki erkek bir kadın arasında yaşanan bir aşk üçgenini anlatan öykü, güzelliğini ve etkileyiciliğini olduğu gibi koruyor. |
|||
| ||||