14 Şubat 2000,
Çarşamba
 Ana Sayfa
 Sondakika
 Haber İndeksi
 Türkiye
 Ekonomi
 Dünya
 Spor
 Yaşam
 Dizi
 Yazarlar
 Hürriyet İstanbul
 Hürriyet Ege
 Hürriyet Akdeniz
 Kelebek
 Cumartesi
 Pazar
 İnsan Kaynakları
 Özel Ekler
 
 
 Piyasanet
 Teknonet
 Astronet
 Eğlence
 Şehir Rehberi
 Gezi
 Hava Durumu
 Televizyon
 Bulmaca
 Seri İlanlar
 Anketler
 Gündem Dosyaları
 
 GENÇ HÜRRİYETİM
 Haber
 Müzik-Eğlence
 Tüh, ne yapsam
 Genç Kalemler
 Üniversite Rehberi
 
 AGORA
 Agora'da Bugün
 Türk Basın Özetleri
 
 Arşiv+Arama
 Yardım
 E-mail

HALİS SERBES: Çünkü kuşlar insana hiç ihanet etmez

Dostum,

‘‘Sevgi’’ deyince, hemen aklına bizim Sevgi gelmesin.

Hani o hepimizi yaşama bağlayan, ta yüreğimizden duyduğumuz sevgi var ya. Sana ondan bahsedeceğim.

Hani kimi ‘‘aşk’’ der ya, ondan.

O olmasa herhalde yaşayamazdık.

İnsana, doğaya, hayvanlara, yaşama sevgi olmasaydı, hayat bu kadar güzel olabilir miydi?

Ben hayvanları, doğayı, dolayısı ile insanları seviyorum.

Her insanın yaşamında hatalar olabilir.

Ben de, sen de yapmadık mı?

Bir anlık öfke, kızgınlıkla insanları kırmadık mı?

Hepimiz hata yapabiliriz.

Bir tane hatasız kul gösterebilir misin?

Önemli olan hataları görüp, onarmaya çalışmak değil mi?

Ben doğayı seviyorum. Ağaçları, binbir çeşit kuşları, hayvanları ile.

Bilirsin, kalabalık şehir yaşamında çoğu zaman bunalıyorumdum. ‘‘Halis al başını git ormanlara’’ dediğim çok oluyordu. Sadece kuş cıvıltılarının olduğu, yeşil ormanları, derenin sularının hışırtısını sadece sevdiğim, yiğit, mert, delikanlı insanlarla paylaşmak isterdim. Hatırladın mı? Uzun süre bunu gerçekleştiremedim. Şehrin gürültülü, pis havalı, namert yaşamına mahkum kalıyor, sevdiğime bir türlü kavuşamıyordum.

Kavuşamadıkça insanda, özlem de büyüyor, sevgi de.

Hatırlar mısın? Köpeğim vardı. Adı Sultan. Atım vardı, Timba, kedim Tekir. Ya Babacık'ı hatırlıyor musun? Dünya tatlısı. Ben eve girdim mi başlardı, ‘‘Babacık, babacık’’ demeye. Uçar omzuma konar. Öpüşürdük. Günün tüm stresi, yorgunluğunu onlarla bir araya geldiğimde atardım. Doğa sevgimi onlarla giderirdim.

Şimdi onlar da mutlu, ben de. Kozan'da bir ev aldım. Göl kıyısında, çevresi ormanlık. Tek başına, koskoca ormanda. Tıpkı benim gibi. Çevresinde tek bir ev bile yok.

Her hafta perşembe günü soluğu orada alıyorum. Pazartesi gününe kadar doğayla, sevdiğimle baş başa kalıyorum. Sabah kuşların cıvıltısı ile uyanıp, göl kıyısında geziyorum. Derin derin ormanın o tertemiz soluğunu ciğerime çekiyorum. Kentin dumanlı havasına nispet yaparcasına.

Evim göl kıyısında. Hemen sal yaptırdım. 20 kişilik. Öğlenden sonra, ya salımla göle açılıyorum ya da ormanda piknik yapıyorum. Saldaysam mangalı yakıyorum, gölün ortasında dostlarıma ziyafet çekiyorum.

Ormandaysam, her yerde kuşlar, yabani hayvanlar önüme çıkıyor. Ürkek tavşanlar, bazen korku ile kaçan bir tilki. Ama avlanmıyorum. Avlanana da izin vermiyorum.

Orada av yasak, orman kesmek yasak. Bu kuralı da ben koydum. Kimse o bölgede ne bir ağaca, ne bir canlıya zarar verebilir. Bütün köylü bunu bildiği için saygı duyar avlanmaz, ağaç kesmez.

Biliyorsun, şehir yaşamını hiç sevmedim. Namertliği ile, para düşkünlüğü ile. Kır en güzeli. Benim sevgilim ormanlar, kuşlar, hayvanlar. Çünkü onlar hiç bir zaman insana ihanet etmez. Hep sevgi verir. Bir de çevremdeki çok yakın dostlarım. Sevgiyi doyasıya onlarla paylaşıyorum. Paylaşılmadıktan sonra sevginin değeri kalmaz ki.

Şarkıcı Bergen’i öldüren koca

Türkiye Halis Serbes'i, eşi şarkıcı Bergen'in yüzüne kezzap döktürüp yaktırmasıyla, hapisten çıktıktan sonra da öldürmesiyle tanıdı. Emlakçılık, tekstil işi yapan Halis Serbes, Bergen ile Adana'da gazinoda tanışmıştı. ‘‘Yanlış yaptı’’ diye eşinin yüzüne kezzap döktürüp yaktıran Serbes, daha sonra da öldürdü. Serbes halen Adana'da bir giyim mağazası işletiyor. Yaptığı hiçbir şeyden pişman olmadığını söylüyor; eşi için ‘‘Hak etti’’ deyimini kullanıyor. 1993'te yeniden evlenen Serbes'in dört çocuğu var.

(Fotoğraf: Murat DOĞUKANLI)

Geri
Copyright 2001   Hurriyetim