KREMALI ÇORBASI

MALZEMELER

60 gr (4 çorba k.) margarin
60 gr (8 çorba k.) elenmiş un
1 1/2 litre (6 su bardağı) tavuk ya da et suyu
250-350 gr taze sebze (küçük parçalar halinde doğranmış)
1/2 çay k. tuz
taze çekilmiş karabiber
100 ml (2/5 su bardağı) krema
50-75 gr taze sebze ya da et (küçük parçalar halinde doğranmış)



CEVİZLİ KADINBUDU KÖFTE

MALZEMELER
1/5 su bardağı pirinç
2 yemek kaşığı Sana yağı
1 adet kuru soğan
500 gr kıyma
½ su bardağı iri çekilmiş ceviz
1 demet maydanoz
Tuz-karabiber
1 su bardağı ayçiçek yağı
1/2 su bardağı un
3 adet yumurta




PATLICANLI PİLAV

MALZEMELER
2 su bardağı pirinç
3 yemek kaşığı Sana Creme Bonjour
3 su bardağı et suyu
1/2 demet dereotu
Tuz, karabiber



ÇİKOLATALI İRMİK HELVASI

MALZEMELER
1 ½ su bardağı irmik
100 gr margarin
1 ½ su bardağı şeker
3 yemek kaşığı kakao
2 su bardağı sıcak su
½ su bardağı iri çekilmiş fındık

Sosu için: 1 paket siyah çikolata
½ çay bardağı süt
100 g. Sana yağı





Devamı için tıklayın


MURAT BARDAKÇI'NIN RAMAZAN ÇADIRI


PADİŞAH SARIĞI YASAKLAYINCA HALK GRİPTEN YATAĞA DÜŞTÜ

Osmanlı İmparatorluğu’nun ilk dönemlerinde giyim serbestisine sahip olan gayrimüslimlere, Müslümanlar ile ayırdedilebilmeleri için 16. yüzyılın ikinci yarısından itibaren kısıtlamalar getirildi, öncelikle de sarık sarmaları yasaklandı ve şapka takmaları emredildi.

Avrupa modeli şapkalar kullanmaya başlayan binlerce gayrimüslim başlarını üşütüp ardarda yatağa düşünce iş saraya aksetti, hatta padişaha rüşvet bile teklif edildi ama yasak kalkmadı.

Osmanlı İmparatorluğu’nda 15. yüzyılın ikinci yarısına kadar istedikleri gibi giyinebilen gayrimüslimler, bu hürriyetlerini Fatih döneminden itibaren yavaş yavaş kaybetmeye başladılar.

Müslüman olmayan halka kıyafet konusundaki en büyük yaptırım, 16. yüzyılın sonlarında Üçüncü Murad döneminde yapıldı ve padişahın hocasının baskısıyla gayrimüslimlerin, Müslümanlar’ın giydiği kıyafetleri giymeleri yasaklandı. Bu yasaklar arasında gayrimüslimlerin sarık sarmamaları ve sadece şapka giymeleri gibi bir hüküm de vardı.

Bu emre uyarak şapka giymeye başlayan gayrimüslimler üşüttüler ve baş ve göz ağrısı ile nezle gibi hastalıklara yakalandılar.

Anadolu Beylikleri zamanında gayrimüslimlerin kılık kıyafetlerine karışılmazdı ve Osmanlılar’ın ilk dönemlerinde de aynı uygulama devam etti.

Kanuni Sultan Süleyman’ın oğlu İkinci Selim döneminde, ekonomik sıkıntılardan dolayı giyim konusunda gayrimüslimler üzerindeki baskılar başladı.

1 Ağustos 1568 tarihli fermanda Hıristiyanlar’ın ve Yahudiler’in pahalı elbiseler giymemeleri söyleniyor, 15 Ağustos 1568’de çıkan bir başka fermanda ise gayrimüslimlerin Müslümanlar gibi giyinmeye çalışmalarının kumaş ve ayakkabı fiyatlarını artırdığı ileri sürülerek Müslüman olmayanlara daha kalitesiz ürünleri kullanmaları emrediliyordu.

Üçüncü Murad’ın 16. yüzyılın sonlarındaki saltanatında, devletin giyim konusundaki baskısı iyice arttı ve gayrimüslimler devletin emriyle kendi kimliklerini belli edecek şekilde giyinmeye başladılar.

4 Eylül 1577 tarihli fermanla Müslüman olmayanların ipek kullanmaları ve elbiselerine ipek işlemeler yaptırmaları bile yasaklandı.

Gayrimüslimler, o dönemlerde Müslümanlar gibi sarık sararlardı ancak bu sarıkların renkleri dinlerine göre değişirdi. Yahudilerin sarıkları sarı, Ermeniler’in alaca, diğer Hıristiyanlarınki ise mavi olurdu.

İmparatorluğa geçici olarak gelen Avrupalı Hıristiyanlar ise siyah renkli şapka kullanırlardı. Ancak, Üçüncü Murad’ın hocası olan Vakurzade, 1592’de gayrimüslimlerin kıyafetlerinin Allah’ın emrettiği ölçülere uymadığını ileri sürerek yeni bir düzenleme yaptırdı.

Vakurzade, Üçüncü Murad’a ‘Káfirlerin renk renk sarık sarmalarının tülbendin değerini artırdığını ve Müslümanlar’ı zarara soktuğunu’ söylemiş ve bu işin yasaklanması için padişahtan izin istemişti. Bir kıyafet düzenlemesi yaptı ve ilk işi Yahudiler ile Hıristiyanlar’ın sarık kullanmalarını yasaklamak oldu.

Gayrimüslimler, bunun üzerine sarıklarını çıkartarak diğer Avrupalılar gibi renk renk şapkalar kullanmaya başladılar, ancak şapkaya bir türlü alışamadıkları gibi üstelik hasta da oldular.

16. yüzyılın büyük tarihçisi Gelibolulu Mustafa Ali, sarık sarmaları yasaklanan gayrimüslimlerin şapka kullanmaya başlamalarından sonra göz ve baş ağrısı ile nezleye yakalandıklarını yazar.

Hastalanan gayrimüslimler bir yolunu bularak Üçüncü Murad’a ulaşıp rahatsızlıklarını söylediler ve üstelik 40 bin altın tutarında rüşvet de teklif ettiler ama hükümdarın hocası Vakurzade işin peşini bırakmadı ve Üçüncü Murad’ı tekrar ikna ederek gayrimüslimlerin şapka giymeleri mecburiyeti devam etti.


(23 EKİM 2004 / HÜRRİYET)


 

Avusturya ile 1739’da imzalanan barış anlaşmasından sonra yapılan sınır ölçümleri sırasında Avusturyalı bir general, Türk heyetinde bulunan...














Ana Sayfa | Son Dakika | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım

© Copyright 2010 Hürriyet