KREMALI ÇORBASI

MALZEMELER

60 gr (4 çorba k.) margarin
60 gr (8 çorba k.) elenmiş un
1 1/2 litre (6 su bardağı) tavuk ya da et suyu
250-350 gr taze sebze (küçük parçalar halinde doğranmış)
1/2 çay k. tuz
taze çekilmiş karabiber
100 ml (2/5 su bardağı) krema
50-75 gr taze sebze ya da et (küçük parçalar halinde doğranmış)



CEVİZLİ KADINBUDU KÖFTE

MALZEMELER
1/5 su bardağı pirinç
2 yemek kaşığı Sana yağı
1 adet kuru soğan
500 gr kıyma
½ su bardağı iri çekilmiş ceviz
1 demet maydanoz
Tuz-karabiber
1 su bardağı ayçiçek yağı
1/2 su bardağı un
3 adet yumurta




PATLICANLI PİLAV

MALZEMELER
2 su bardağı pirinç
3 yemek kaşığı Sana Creme Bonjour
3 su bardağı et suyu
1/2 demet dereotu
Tuz, karabiber



ÇİKOLATALI İRMİK HELVASI

MALZEMELER
1 ½ su bardağı irmik
100 gr margarin
1 ½ su bardağı şeker
3 yemek kaşığı kakao
2 su bardağı sıcak su
½ su bardağı iri çekilmiş fındık

Sosu için: 1 paket siyah çikolata
½ çay bardağı süt
100 g. Sana yağı





Devamı için tıklayın


MURAT BARDAKÇI'NIN RAMAZAN ÇADIRI


SAVAŞI KAYBEDEN PADİŞAH CUMA NAMAZINDA YUHALANDI

Ataları gibi cihangir olma hevesine kapılan Sultan Üçüncü Mustafa, 1768’de Rusya’ya durup dururken savaş ilan etmiş, cephelerden hiç de hoş olmayan haberler gelmesine rağmen adının başına ‘gazi’ unvanını ilave etmişti.

Ayasofya Camii’nde 2 Şubat 1771’de kılınan cuma namazı sırasında Osmanlı tarihinde daha önce örneği görülmemiş bir olay yaşanmış, hutbede padişahtan ‘gazi’ diye bahsedilince bir Mevlevi dervişi ile halktan üç kişi ayağa kalkarak ‘Yalandır, gazi değildir’ diye bağırmıştı.

ÜÇÜNCÜ Mustafa, 1757’de Osmanlı tahtına geçtiği sırada, dedeleri gibi cihangir olmak arzusuyla yanıp tutuşuyordu ve 1768’de Rusya’ya bu yüzden savaş ilan etti.

Önceleri bazı başarılar elde edildi ise de, daha sonra art arda mağlubiyetler yaşandı ve halk savaşı hiç umulmadık bir yerde, camide protesto etti. Ayasofya Camii’nde 2 Şubat 1771’de kılınan cuma namazı sırasındaki hutbede Üçüncü Mustafa’dan ‘gazi’ diye bahsedilince bir Mevlevi dervişi ile halktan üç kişi ayağa kalkarak ‘Yalandır, gazi değildir’ diye bağırmıştı.

Osmanlı modernleşmesinin öncüsü Üçüncü Selim’in babası olan Üçüncü Mustafa, Osmanlı tarihinin en şanssız padişahlarındandı. 1757 ile 1774 yılları arasındaki 17 yıllık hükümdarlığı müddetince ataları gibi büyük zaferler kazanmak için yanıp tutuşmuştu.

Oğlunun adını Selim koyması bile, onun Osmanlı tarihinin en büyük padişahlarından olan Yavuz Sultan Selim gibi cihangir olması arzusundan geliyordu. Padişahın bir diğer merakı da, yapacağı her iş hakkında önceden müneccimlere danışmasıydı.

Üçüncü Mustafa’nın durup dururken bir savaşa girerek şan ve şöhret kazanma isteğini, Osmanlı tarihinin en büyük sadrazamlarından olan Ragıp Mehmed Paşa yıllarca engelledi.

Paşa’nın padişahın savaş merakı karşısında ‘Osmanlı İmparatorluğu uzaktan bir arslana benzer ama yakınına gelince dişlerinin ve tırnaklarının döküldüğü görülür’ demesi tarihlere de kaydedilmişti.

Ama, Ragıp Mehmed Paşa’nın ölümünden sonra padişahın çevresinde savaş isteklerini

frenleyecek kimse kalmamış ve Polonya meselesi, Üçüncü Mustafa’nın istediği savaş fırsatını ayağına getirmişti. Devletin ileri gelenleri 4 Ekim 1768’de padişahın huzurunda toplanıp Ruslara, Polonya’nın işlerine karışmaması konusunda ültimatom vermeyi kararlaştırdılar. Rus elçisi Obreskov ültimatomu aldıktan sonra oyalayıcı hareketlere girişince, 17 kişilik maiyeti ile birlikte tutuklanarak Yedikule’ye hapsedildi.

Elçinin tutuklanmasından sonra da, 1769’un ilkbaharında padişahın başkanlığında yapılan toplantıdan, Rusya’ya savaş açılması kararı çıktı.

Savaş ilanı, İstanbullular arasında büyük sevinç uyandırdı, zira herkes savaşın mutlaka kazanılacağına inanıyordu. Devrin önemli bürokratlarından olan Ahmed Resmi Efendi ise, sevinç gösterileri yapanların ‘Kızılelma’yı Boğdan’dan gelen alyanak elma zannedecek kadar cahil olduklarını’ yazacaktı.

İlk zamanlarda bazı başarılar kazanıldıysa da, daha sonraları art arda büyük mağlubiyetler geldi ve halkın sevincinin yerini homurdanmalar aldı.

Üçüncü Mustafa döneminin günlük olaylarını kaydeden Mehmed Hasib Efendi, ‘Ruzname’sinde halkın memnuniyetsizliğini çok sert bir şekilde dile getirdiğini yazıyor ve emsali pek yaşanmamış bir olay anlatılıyor:

‘Ayasofya Camii’nde 2 Şubat 1771 günü kılınan cuma namazı sırasındaki hutbede, Üçüncü Mustafa’dan ‘gazi’ diye bahsedilince bir Mevlevi dervişi ile halktan üç kişi ayağa fırlayarak ‘Yalandır, gazi değildir’ diye bağırdılar.

Camidekiler, sultanın böyle aleyhinde sözler edilmesi karşısında neye uğradıklarını anlayamadılar ama bu protestoyu yapanlara karşı da en ufak bir harekette bulunulmadı.’

Saray, Ayasofya’da yaşanan bu hadiseyi hiçbir zaman unutmadı ve Üçüncü Mustafa’dan sonra tahta geçen padişahlar ‘gazi’ unvanını kullanmadan önce bu olayı hatırlayarak uzun müddet düşündüler.

Mesela Birinci Abdülhamid, 1787 ile 1792 yılları arasında Rusya ile yapılan savaş sırasında Osmanlı ordusunun önceleri başarılar kazanmış olmasına rağmen ‘gazi’ unvanını hemen almadı ve bu unvanı çok daha sonraları kullanmaya başladı.


(27 EKİM 2004 / HÜRRİYET)


 

Avusturya ile 1739’da imzalanan barış anlaşmasından sonra yapılan sınır ölçümleri sırasında Avusturyalı bir general, Türk heyetinde bulunan...














Ana Sayfa | Son Dakika | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım

© Copyright 2009 Hürriyet