|
|
 |
 |
|
|
 |
 |
 |
|
| MURAT BARDAKÇI'NIN RAMAZAN ÇADIRI |
SAVAŞI KAYBEDEN PADİŞAH CUMA NAMAZINDA YUHALANDI
Ataları gibi cihangir olma hevesine kapılan Sultan Üçüncü Mustafa, 1768’de Rusya’ya durup dururken savaş ilan etmiş, cephelerden hiç de hoş olmayan haberler gelmesine rağmen adının başına ‘gazi’ unvanını ilave etmişti.
Ayasofya Camii’nde 2 Şubat 1771’de kılınan cuma namazı sırasında Osmanlı tarihinde daha önce örneği görülmemiş bir olay yaşanmış, hutbede padişahtan ‘gazi’ diye bahsedilince bir Mevlevi dervişi ile halktan üç kişi ayağa kalkarak ‘Yalandır, gazi değildir’ diye bağırmıştı.
ÜÇÜNCÜ Mustafa, 1757’de Osmanlı tahtına geçtiği sırada, dedeleri gibi cihangir olmak arzusuyla yanıp tutuşuyordu ve 1768’de Rusya’ya bu yüzden savaş ilan etti.
Önceleri bazı başarılar elde edildi ise de, daha sonra art arda mağlubiyetler yaşandı ve halk savaşı hiç umulmadık bir yerde, camide protesto etti. Ayasofya Camii’nde 2 Şubat 1771’de kılınan cuma namazı sırasındaki hutbede Üçüncü Mustafa’dan ‘gazi’ diye bahsedilince bir Mevlevi dervişi ile halktan üç kişi ayağa kalkarak ‘Yalandır, gazi değildir’ diye bağırmıştı.
Osmanlı modernleşmesinin öncüsü Üçüncü Selim’in babası olan Üçüncü Mustafa, Osmanlı tarihinin en şanssız padişahlarındandı. 1757 ile 1774 yılları arasındaki 17 yıllık hükümdarlığı müddetince ataları gibi büyük zaferler kazanmak için yanıp tutuşmuştu.
Oğlunun adını Selim koyması bile, onun Osmanlı tarihinin en büyük padişahlarından olan Yavuz Sultan Selim gibi cihangir olması arzusundan geliyordu. Padişahın bir diğer merakı da, yapacağı her iş hakkında önceden müneccimlere danışmasıydı.
Üçüncü Mustafa’nın durup dururken bir savaşa girerek şan ve şöhret kazanma isteğini, Osmanlı tarihinin en büyük sadrazamlarından olan Ragıp Mehmed Paşa yıllarca engelledi.
Paşa’nın padişahın savaş merakı karşısında ‘Osmanlı İmparatorluğu uzaktan bir arslana benzer ama yakınına gelince dişlerinin ve tırnaklarının döküldüğü görülür’ demesi tarihlere de kaydedilmişti.
Ama, Ragıp Mehmed Paşa’nın ölümünden sonra padişahın çevresinde savaş isteklerini
frenleyecek kimse kalmamış ve Polonya meselesi, Üçüncü Mustafa’nın istediği savaş fırsatını ayağına getirmişti. Devletin ileri gelenleri 4 Ekim 1768’de padişahın huzurunda toplanıp Ruslara, Polonya’nın işlerine karışmaması konusunda ültimatom vermeyi kararlaştırdılar. Rus elçisi Obreskov ültimatomu aldıktan sonra oyalayıcı hareketlere girişince, 17 kişilik maiyeti ile birlikte tutuklanarak Yedikule’ye hapsedildi.
Elçinin tutuklanmasından sonra da, 1769’un ilkbaharında padişahın başkanlığında yapılan toplantıdan, Rusya’ya savaş açılması kararı çıktı.
Savaş ilanı, İstanbullular arasında büyük sevinç uyandırdı, zira herkes savaşın mutlaka kazanılacağına inanıyordu. Devrin önemli bürokratlarından olan Ahmed Resmi Efendi ise, sevinç gösterileri yapanların ‘Kızılelma’yı Boğdan’dan gelen alyanak elma zannedecek kadar cahil olduklarını’ yazacaktı.
İlk zamanlarda bazı başarılar kazanıldıysa da, daha sonraları art arda büyük mağlubiyetler geldi ve halkın sevincinin yerini homurdanmalar aldı.
Üçüncü Mustafa döneminin günlük olaylarını kaydeden Mehmed Hasib Efendi, ‘Ruzname’sinde halkın memnuniyetsizliğini çok sert bir şekilde dile getirdiğini yazıyor ve emsali pek yaşanmamış bir olay anlatılıyor:
‘Ayasofya Camii’nde 2 Şubat 1771 günü kılınan cuma namazı sırasındaki hutbede, Üçüncü Mustafa’dan ‘gazi’ diye bahsedilince bir Mevlevi dervişi ile halktan üç kişi ayağa fırlayarak ‘Yalandır, gazi değildir’ diye bağırdılar.
Camidekiler, sultanın böyle aleyhinde sözler edilmesi karşısında neye uğradıklarını anlayamadılar ama bu protestoyu yapanlara karşı da en ufak bir harekette bulunulmadı.’
Saray, Ayasofya’da yaşanan bu hadiseyi hiçbir zaman unutmadı ve Üçüncü Mustafa’dan sonra tahta geçen padişahlar ‘gazi’ unvanını kullanmadan önce bu olayı hatırlayarak uzun müddet düşündüler.
Mesela Birinci Abdülhamid, 1787 ile 1792 yılları arasında Rusya ile yapılan savaş sırasında Osmanlı ordusunun önceleri başarılar kazanmış olmasına rağmen ‘gazi’ unvanını hemen almadı ve bu unvanı çok daha sonraları kullanmaya başladı.
(27 EKİM 2004 / HÜRRİYET)
|
 |
|
 |
|
|
|