|
|
 |
 |
|
|
 |
 |
 |
|
KURAN HER DÖNEMDE YENİDEN YORUMLANSIN
Diyanet İşleri Başkanı Prof. Ali Bardakoğlu'nun Hürriyet'e önemli açıklamalarda bulunduğu mülakatın ikinci bölümü.
İHTİYAÇLARI KARŞILAMALI
Tarih boyunca Kuran’ın çeşitli dillere çevirisi ve tefsiri yapılmıştır. Meal ve tefsirler yapıldıkları dönemin bilgi birikimini yansıtmaları sebebiyle Kuran-ı Kerim’in her dönemde insanların ihtiyaçlarına cevap verebilmesi için çağın yeni bilgilerine göre yeniden yorumlanması gerekir.
O bakımdan Kuran-ı Kerim’in tefsiri her çağda o çağın ihtiyaçlarına göre yenilenir ve değişir. Böyle olunca da Kuran-ı Kerim’in yorumunda son söz söylenemez ve bir kimsenin söylediği söz, bir kimsenin veya bir gurubun yazdığı tefsir Kuran-ı Kerim’in son sözü, son yorumu değildir.
AYET YORUMLARI ESKİDİ
Kuran-ı Kerim’deki pek çok ayetin modern hayatın gerekleri ile bağdaşmadığı şeklindeki değerlendirmeler yanlıştır ve konuya yüzeysel bir yaklaşımın sonucudur. Ancak Kuran’daki bazı ayetlerin geçmiş dönemlerde yapılan yorumunun eskidiği ve günümüz toplumlarının şart ve ihtiyaçlarıyla bağdaşmadığı ise bir gerçektir.
Bu nedenle de Kuran’ın her dönemde o dönemin bilgi birikimiyle yeniden yorumlanması bir ihtiyaçtır ve öteden beri İslam bilginlerince önerilen/savunulan bir husustur.
KADINA ÖNCELİK GEREK
Kuran’da inanma ve vazifeler bakımından kadın ve erkek arasında bir ayırım bulunmamaktadır. İnsanın sırf insan olması özelliği ile hak sahibi ve değerli olması İslam’ın temel ilkelerinden biridir. Kadın-erkek eşitliği de, bu temel ilkenin gereğidir.
Hatta günümüzde kadın haklarını önceleyen ve destekleyen bir anlayışın ve hizmet politikasının benimsenmesi gerekir.
DİYANET'İN ALEVİLERE HATASI VARSA DÜZELMELİ
Diyanet İşleri Başkanlığı bir devlet kuruluşudur, bir kamu kuruluşudur, Diyanet İşleri Başkanlığı bir sünni kuruluş değildir. Yani Başkanlığımızın sünni politikayı izleme ve sürdürme ve Alevilere karşı tavır alma gibi bir görevi veya eğilimi olamaz. Kaldı ki Aleviliğin zıddı Sünnilik değildir, Aleviliğin zıddı Emeviliktir. O da tarihte kalmış bir mücadeleyi hatırlatır bize.
Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde bir görevlimizin dini söyleminde Alevileri kuşatmayan bir yaklaşım bu güne kadar olmuş ise biz bunu düzeltmeliyiz. Yani Diyanetin din anlayışını herkesi kuşatan bir yelpazeye kavuşturmalıyız.
Camiye gelen-gelmeyen, dini ritüellerini yapan-yapmayan herkesi muhatap almalıyız. Çünkü biz günümüz din anlatımında artık ritüel merkezli bir dindarlık değil, ahlak merkezli bir dindarlık, etkili ve anlamlı bir dindarlık üzerinde duruyoruz.
Böyle olunca, camiye gelen-gelmeyen herkesi kuşatan, dine karşı yaklaşımı, ibadetlere devamlılığı ne olursa olsun herkesi ferahlatan, aydınlatan, bilgilendiren bir İslam anlayışını, anlatımını öne çıkarıyoruz.
KARDEŞLERİMİZ Aleviler müslüman kardeşlerimizdir. Alevilik İslam kültür tarihinin içinde mevcut olan ve benzerleri de bulunan bir tarikat veya kültürel eğilimdir. Alevilik İslam içinde kalan, kültürel öğelerin daha belirgin olduğu alt bir yorum ve anlayıştır. Mezhep saymak, tarihten akıp gelen bilimsel ölçütleri kullanırsak, zordur.
Şia mezheptir ama Alevilik daha çok bizim Anadolu coğrafyasına ait bir kültürel eğilimdir. Ancak, önemle belirteyim, laik ve demokratik yapı içinde insanları vatandaşlık esasına göre ele almalı, tarikat ve mezheplerine göre ayrıştırmaktan mutlaka kaçınmalıyız.
Diyanet’in bir kamu kurumu olarak Alevi kardeşlerimizi de kuşatan bir din anlatımı, din tanıtımı yapması gerekir. Zaten öyle de yapıyoruz.
7 Ekim 2004 / Süleyman DEMİRKAN / Hürriyet
|
 |
|
 |
|
|
|