KREMALI ÇORBASI

MALZEMELER

60 gr (4 çorba k.) margarin
60 gr (8 çorba k.) elenmiş un
1 1/2 litre (6 su bardağı) tavuk ya da et suyu
250-350 gr taze sebze (küçük parçalar halinde doğranmış)
1/2 çay k. tuz
taze çekilmiş karabiber
100 ml (2/5 su bardağı) krema
50-75 gr taze sebze ya da et (küçük parçalar halinde doğranmış)



CEVİZLİ KADINBUDU KÖFTE

MALZEMELER
1/5 su bardağı pirinç
2 yemek kaşığı Sana yağı
1 adet kuru soğan
500 gr kıyma
½ su bardağı iri çekilmiş ceviz
1 demet maydanoz
Tuz-karabiber
1 su bardağı ayçiçek yağı
1/2 su bardağı un
3 adet yumurta




PATLICANLI PİLAV

MALZEMELER
2 su bardağı pirinç
3 yemek kaşığı Sana Creme Bonjour
3 su bardağı et suyu
1/2 demet dereotu
Tuz, karabiber



ÇİKOLATALI İRMİK HELVASI

MALZEMELER
1 ½ su bardağı irmik
100 gr margarin
1 ½ su bardağı şeker
3 yemek kaşığı kakao
2 su bardağı sıcak su
½ su bardağı iri çekilmiş fındık

Sosu için: 1 paket siyah çikolata
½ çay bardağı süt
100 g. Sana yağı





Devamı için tıklayın


MURAT BARDAKÇI'NIN RAMAZAN ÇADIRI


DONANMA İÇİN ADAM KAÇIRMAK RESMİ DEVLET POLİTİKAMIZDI

Bir zamanlar Anadolu’dan İstanbul’a göç edenlerin Sülün Osman gibi dolandırıcılara herşeylerini kaptırdıkları olur ama Osmanlı zamanının Sülün Osmanlar’ı çok daha farklı çalışır, ağlarına düşürdükleri saf delikanlıları zincire vurup kürekçi olarak donanmaya satarlardı.

Donanmanın kürek gücüne muhtaç olduğu o dönemlerde yaşanan böyle facialar, ancak yelkenli gemilerin kullanılmasıyla son bulabildi.

BİR zamanlar Anadolu’dan İstanbul’a göç edenlerin dolandırıcılara ellerinde ne var ne yok kaptırdıkları olur, Sülün Osman gibileri Galata Köprüsü’nü yahut Dolmabahçe’deki saat kulesini saf kişilere satarak paralarını çarparlardı.

Osmanlı döneminde Anadolu’dan İstanbul’a iş aramak için gelen saf delikanlılar ise sadece paralarını değil, hürriyetlerini de kaybederlerdi. Tuzağa düşürülen delikanlılar, donanmaya kürekçi olarak alınır ve uzun seneler köle gibi kürek çekerlerdi.

Donanma, kürekle hareket eden kadırgalardan oluşur ve daha çok Akdeniz’de faaliyet gösterirdi. Sefere çıkılacağı zaman 40 bin civarında kürekçiye ihtiyaç duyulur ve bu ihtiyaç değişik kaynaklardan temin edilirdi.

Meselá, halktan bazı kişiler savaş vergisi olarak kürekçi yapılırdı. Meyhaneci, bozacı, hamal ve kayıkçı gibi esnaf donanmaya her yıl belli sayıda kürekçi göndermek mecburiyetinde idi.

Kendi isteği ile ve maaş karşılığında kürek çekenler de olur, devletin elinde bulunan Hıristiyan esirler de, donanmanın kürekçi ihtiyacını karşılamak için kullanılır, ihtiyaç olursa esircilerden başka esirler de satın alınırdı.

Osmanlı donanmasının kürekçi ihtiyacını karşıladığı son yer, hapishanelerdi. 19. yüzyıldan önce hırsızlık, yankesicilik ve kalpazanlık gibi suçları işleyenler, suçlarının ağırlığına göre birkaç yıllık kürek çekme cezasına çarptırılırlardı.

Donanma sefere çıkmadan önce kürekçi sayısı yetmez ise, bu defa İstanbul’da bulunan dilenciler ve bekárlar toplanır ve bu arada Anadolu’dan gelen saf delikanlılar da tuzağa düşürülüp zorla kürekçi yapılırdı.

O dönemde Anadolu’dan gelen saf delikanlıları çarpan dolandırıcılar delikanlıların paralarını değil, hürriyetlerini gaspederlerdi.

Tuzağa düşürülen bu delikanlılar, donanmaya kürekçi olarak alınır ve senelerce kürek çekmek zorunda kalırlardı.

Tarihçi Naima’nın eserinde yazılanlara göre, İstanbul’a Anadolu’dan ve imparatorluğun diğer bölgelerinden gelmiş olan genç işsizleri tuzağa düşürmek işini ‘Mukdim’ denilen kişiler yapardı. Mukdimler işsiz gence samimi bir tavırla yaklaşıp, dostluk gösterirler, ‘Gel bakalım, sana baba çorbası içirelim’ diyerek delikanlıyı ya evlerine yahut bir kebapçı dükkánına götürürlerdi.

Daha sonra hemen hepsi ipten ve kazıktan kurtulmuş olan adamlarına işaret ederek saf gencin ellerini kollarını bağlatır ve esir zindanına kapattırırlardı.

Yüzlerce genç bu şekilde ne olduğunu anlamadan zincire vurulmuş ve donanmanın hareketine az bir zaman kala gemilere götürülmüşlerdi. Naima’nın yazdığına göre, mukdimlere buldukları kürekçiler karşılığında gayet iyi para ödenirdi.

Gençlerin bağırıp çağırmaları ve ağlayıp sızlamaları fayda etmezdi. Donanma seferden dönene kadar kürek çekerler, aylar sonra İstanbul’a dönüldüğünde ellerine birkaç kuruş verilerek serbest bırakılırlar ama girişilen savaşlar sırasına bazıları hayatlarını kaybetmiş olurdu.

Cahil gençlerin çektikleri bu büyük çile, Osmanlı donanmasının 17. yüzyıldan sonra yelkenlilere dönüşmesiyle son bulabildi.


(04 KASIM 2004 / HÜRRİYET)


 

Avusturya ile 1739’da imzalanan barış anlaşmasından sonra yapılan sınır ölçümleri sırasında Avusturyalı bir general, Türk heyetinde bulunan...














Ana Sayfa | Son Dakika | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım

© Copyright 2009 Hürriyet