KREMALI ÇORBASI

MALZEMELER

60 gr (4 çorba k.) margarin
60 gr (8 çorba k.) elenmiş un
1 1/2 litre (6 su bardağı) tavuk ya da et suyu
250-350 gr taze sebze (küçük parçalar halinde doğranmış)
1/2 çay k. tuz
taze çekilmiş karabiber
100 ml (2/5 su bardağı) krema
50-75 gr taze sebze ya da et (küçük parçalar halinde doğranmış)



CEVİZLİ KADINBUDU KÖFTE

MALZEMELER
1/5 su bardağı pirinç
2 yemek kaşığı Sana yağı
1 adet kuru soğan
500 gr kıyma
½ su bardağı iri çekilmiş ceviz
1 demet maydanoz
Tuz-karabiber
1 su bardağı ayçiçek yağı
1/2 su bardağı un
3 adet yumurta




PATLICANLI PİLAV

MALZEMELER
2 su bardağı pirinç
3 yemek kaşığı Sana Creme Bonjour
3 su bardağı et suyu
1/2 demet dereotu
Tuz, karabiber



ÇİKOLATALI İRMİK HELVASI

MALZEMELER
1 ½ su bardağı irmik
100 gr margarin
1 ½ su bardağı şeker
3 yemek kaşığı kakao
2 su bardağı sıcak su
½ su bardağı iri çekilmiş fındık

Sosu için: 1 paket siyah çikolata
½ çay bardağı süt
100 g. Sana yağı





Devamı için tıklayın


MURAT BARDAKÇI'NIN RAMAZAN ÇADIRI


OSMANLI'DA DEVLET ADAMLIĞININ İLK ŞARTI, UZUN BOYLU OLMAKTI

Osmanlı İmparatorluğu’nda görünüş son derece önemliydi; kısa boylular devlet görevine pek alınmazlardı ve devlet adamlarının giydikleri kıyafetler bile o kişiyi daha heybetli göstermeyi sağlayacak şekilde dikilirdi.

Tarih boyunca birçok kişiye, boyları kısa olduğu için devlette görev verilmemişti.

OSMANLI İmparatorluğu’nda memuriyet, aile mesleği gibiydi. Dairede çalışan memur, görevi oğluna devrederdi.

Memuriyete alınmak için önemli olan şartlardan biri, resmi yazışma usullerini iyi bilmekti. Ancak memur adayında zaman zaman bazı özelliklerin arandığı, meselá boyun uzun olmasının şart konulduğu da görülürdü.

Bu kuralı Osmanlı İmparatorluğu’nun 18. asırdaki en önemli sadrazamlarından olan Koca Ragıp Mehmed Paşa koymuş ve hem gayet yetenekli, hem de yakın bir arkadaşının oğlu olmasına rağmen Abdürrezzak Báhir Efendi’ye, boyu kısa olduğu için görev vermemişti.

Osmanlı bürokrasisinde görev yapan memurlara ‘kátip’ denirdi. İmparatorluğun ilk yıllarında medrese eğitiminden geçmiş ama kadı veya müderris kadrosu bulamamış gençler kátip olarak çalışırken, 16. yüzyılın ortalarından itibaren bürolar kendi elemanlarını kendileri yetiştirmeye başladılar ve devlet daireleri, aynı zamanda birer mektep háline geldi.

Sekiz on yaşlarındaki yetenekli çocuklar dairelere ‘şakird’, yani öğrenci olarak alınıyor ve kıdemli kátiplerinden birinin veya büro ámirinin yanına verilerek yazışma usullerini, yazı çeşitlerini ve hesap-kitap gibi konuları öğreniyorlardı.

Memurluk aile mesleği olduğu için memurların çocukları da babaları ile beraber küçük yaşlardan itibaren bürolara devam ederek bürokratik usullere alıştırılır, kadro temin edemezlerse kadrosuz olarak çalışırlardı. Ama babalarının ölmesi veya emekliye ayrılması durumunda boşalan kadro onların olurdu.

Bir kátibin birkaç oğlu birden babalarının bürosunda görev yapabilirdi.

Bu iş, bazı ailelerde asırlar boyu babadan oğula devam etti. Osmanlı bürokrasisindeki memurlarla bürokratların çoğu Türk’tü ve devşirmeler daha ziyade saray teşkilátında yer alırlardı.

Büro ámirlerine ‘hácegán’, yani ‘hocalar’ denirdi.

Meslekte ilerlemenin ve mesleki bilgiyi kısa yoldan elde etmenin yolu, bir hocanın yanında yetişmekti ve hocalar işlerinde usta olmalarının yanısıra, mutlak itaat bekleyen, sert kişilerdi.

O devirde devlet adamlarının kendilerinin getirdikleri memurları sonuna kadar himaye etmeleri de memurun yükselmesinde son derece önemliydi.

18. yüzyılın ikinci yarısında yaşayan ve hem kabiliyetli olan, hem de bir sadrazama yakınlığı bulunan Abdürrezzak Báhir Efendi’nin yükselmesi ise, hiç akla gelmeyecek bir engele takılmıştı: Boy engeline.

Abdürrezzak Báhir Efendi, 1730’da İstanbul’da doğmuştu. Babası Tavukçu Hacı Mustafa Efendi, Osmanlı İmparatorluğu’nda elçilik ve ‘reisülküttaplık’, yani dışişleri bakanlığı gibi önemli görevlerde bulunmuş bir bürokrattı.

Küçük Abdürrezzak, dönemin en önemli bürolarından olan sadaret mektupçuluğunda yıllarca memur olarak çalıştı. 1752’de ‘hácegánlığa’, yani bürokratlığa yükseldi ve çeşitli bürolarda görev yaptı.

Oldukça kabiliyetli, bilgili, ayrıca babası vasıtasıyla Sadrazam Koca Ragıp Mehmed Paşa ile de yakın olduğu için, üst düzey bir memuriyete tayin edilmesi bekleniyordu. Ama, Abdürrezzak Efendi’nin yükselmesi ilginç bir engele, boy engeline takıldı.

Dönemin resmi tarihçisi Ahmed Vásıf Efendi, ‘Mehásinü’l-Asár ve Hakaikü’l-Ahbár’ isimli eserinde, Abdürrezzak Báhir Efendi’nin başına gelenleri şöyle anlatacaktı:

‘...Zamanın başbakanlık müsteşarı olan Káşif Mehmed Efendi, bir gün Koca Ragıp Paşa’ya ‘Abdürrezzak Báhir Efendi liyakatli bir gençtir. Babası da zaten dostunuzdu. Kendisini tezkirecilik vazifesiyle taltif buyursanız, kadirşinaslık ve hukuka riayet etmiş olursunuz’ dedi.

Ama, sadrazam kethüdasına ilginç bir vevap verdi: ‘Babasıyla hakikaten dostluğumuz vardı. Abdürrezzak Efendi’nin de liyakatli olduğu málumumdur. Ancak insana mevki ve makam için boy-pos lazımdır.

Öyle bodur ve kısa boylu bir çelebiyi, heybet isteyen göreve getirirsek, huzurumuza çıkanlara maskara oluruz’.

Osmanlı İmparatorluğu’nda görünüş son derece önemliydi ve devlet adamlarının giydikleri kıyafetler bile o kişiyi daha heybetli göstermeyi sağlayacak şekilde dikilirdi.

Abdürrezzak Efendi için teklif edilen ‘tezkirecilik’, dışişleri bakanlığına giden yolda önemli bir memuriyetti ve Paşa, dostunun oğlunu boyunun kısa olması yüzünden tezkireci yapmamıştı.

Abdürrezzak Báhir Efendi, Koca Ragıp Paşa döneminde başka bir memuriyete tayin edilmedi ve devlet kademelerinde ancak paşanın ölümünden sonra yükselebildi. 1765’ten itibaren birçok dairelerde çalıştıktan sonra 1772’de ve 1778’de iki defa dışişleri bakanı oldu, 1779’da Aydın valiliğine tayin edildi, daha sonra Urfa valiliği yaptı ve 1780’de vefat etti.

Devrinin yazarları Abdürrezzak Báhir Efendi’den bahsederken ‘akıllı, güzel huylu, yazısı düzgün bir zattı ama boyu kısa idi’ diye yazdılar.


(16 EKİM 2004 / HÜRRİYET)


 

Avusturya ile 1739’da imzalanan barış anlaşmasından sonra yapılan sınır ölçümleri sırasında Avusturyalı bir general, Türk heyetinde bulunan...














Ana Sayfa | Son Dakika | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım

© Copyright 2009 Hürriyet