04 Aralık 2008
Cuma
      üyelik
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Avrupa Birliği
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon

HÜRRİYET EKLER
Bilim
e.yaşam
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Cumartesi
Cuma
Kelebek
Mobil Hürriyetim
Arşiv Arama
Bize Ulaşın
Reklam
Yılmaz: Özal Türkiye için ''milat''

ANAP Genel Başkanı, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mesut yakın siyasi tarihe bakıldığında Özal`ın Türkiye açısından ``milat`` niteliğinde bir konuma sahip olduğunu söyledi.

ANAP İstanbul İl Başkanlığı tarafından 8. Cumhurbaşkanı ve ANAP Kurucu Genel Başkanı Turgut Özal`ın 9. ölüm yıldönümü nedeniyle Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı`nda anma toplantısı düzenlendi.

Toplantıda bir konuşma yapan Yılmaz, ANAP`ın Kurucu Genel Başkanı eski Başbakan ve Cumhurbaşkanı Turgut Özal`ı rahmetle ve şükranla andıklarını söyledi.

Zamanın, büyük siyasetçileri, devlet adamlarını ve onların hizmetlerini en iyi şekilde yansıtan bir ``ayna`` olduğunu ifade eden Yılmaz, zamanın, güçlü çizgileri daha belirgin hale getirirken, zayıf çizgileri de tümüyle unutturduğunu söyledi. Yılmaz, bu çerçevede yakın siyasi tarihe bakıldığında Özal`ın Türkiye açısından ``milat`` niteliğinde bir konuma sahip olduğunu vurguladı.

Özal`ın temel siyasi yaklaşımının Türkiye`nin öncelikle dış dünyaya açılması olduğunu dile getiren Yılmaz, bunu sağlamanın yolununda, Türk insanının her bakımdan kendisini özgür hissetmesinden ve kendisine güvenmesinden geçtiğini anlattı.

Yılmaz, Türk insanının kendisini rahat ifade edebilmesi için yüzyılların birikimi olan ``içine kapanmış`` yapısını terk etmesi gerektiğini vurgulayarak, ``Bu yüzden Özal, ANAP`ın temel siyaset felsefesini inanç, ifade ve teşebbüs özgürlükleri üzerine kurmuştur. Çünkü bir insanın düşüncesini ifade edememesi dünyada başka hiçbir yaptırımla kıyaslanamayacak ağırlıkta bir mahkumiyettir`` dedi.

Yılmaz, ``milleti hazırolda tutmayı iktidarlarının alameti farikası`` olarak kabul edenlerin, merhum Turgut Özal ve ANAP`ın ``insanı herşeyin merkezine koymasını bir türlü hazmedemediklerini`` ifade ederek, ``Bu öfkenin okları bugün de ANAP`açevrilmiş durumdadır`` dedi.

DEVLET MİLLET YAKINLAŞMASI

Özal`ın bütün sıkıntılara katlanarak, Türk insanını bu mahkumiyetten kurtaracak ortamı oluşturmak için çok önemli adımlar atına işaret eden Yılmaz, şunları söyledi:

``Özal`ın sadece millet ve devlet arasındaki mesafeyi mümkün olduğu kadar yakınlaştırma politikasında elde ettiği başarı dahi Türkiye için başlı başına bir devrimdir. Türkiye`nin son 10 yılda geçirdiği onca badireye rağmen toplum ve devlet hayatındaki dengeleri bugüne kadar muhafaza edebilmiş olması, ANAP`ın Özal ile oluşturduğu devlet millet yakınlaşması sayesindedir.

Bugün de millet devlet yakınlaşmasının önemini, bazılarının kavramakta zorluk çektiklerini görüyoruz. Millet devlet yakınlaşmasının anlamı Türkiye`nin sahip olduğu potansiyeli harekete geçirmesi, tarihi misyonunu yerine getirmesi, etrafında örülen duvarları yıkması demektir.``

ANAP`A YÖNELİK ÖFKE

Mesut Yılmaz, ANAP`ın sağladığı bütünleşmenin Türkiye`yi içine kapanmaktan kurtararak dışarı yönelmesini sağladığını vurgulayarak, konuşmasını şöyle sürdürdü:

``Ülkemiz bakımından hayati öneme sahip olan bu gelişme rahmetli Özal`a ve ANAP`a pahalıya malolmuştur. Öteden beri kerameti kendisindesananlar, vatandaşa hizmet etmeyi, lütuf ve hatta lüks sayanlar, halkıhimayeye ve vesayete muhtaç görenler rahmetli Özal`a ve ANAP`a düşman kesilmişlerdir.

Milleti hazırolda tutmayı iktidarlarının alameti farikası olarak kabul edenler, Özal`ın ve ANAP`ın insanı herşeyin merkezine koymasını bir türlü hazmedememişlerdir. Bu öfkenin okları bugün de ANAP`a çevrilmiş durumdadır.

Aradan geçen bunca zamana rağmen, ANAP`a yönelik öfke hiç dinmemiştir, her fırsatta, ANAP`a ve Özal`a yönelik olumsuz atıflarda bulunulmaktadır.``

Yılmaz, milletten birisi olmanın Özal`ın en çok keyif aldığı özelliği olduğunu dile getirerek, siyasi hayatta, halkıyla bu kadar bütünleşen pek az lider örneği bulunduğunu kaydetti.

TÜRKİYE`NİN, AT`YE ÜYELİĞİ

Türkiye`nin Avrupa Topluluğu`na tam üyeliğinin, ANAP`ın kurduğu 1983 yılındaki ilk hükümetin programında olduğunu dile getiren Yılmaz,Özal`ın, Türkiye`yi Avrupa Topluluğu`nun ``asli üyesi`` haline getirmeyi amaçladığını da söyledi.

Yılmaz, Özal`ın başa geldiği dönemde Türkiye-Avrupa Topluluğu arasındaki ilişkilerin, askeri yönetim döneminde oluşan tahribatlardankurtulabilmiş olmadığını da anlatarak, Avrupa Topluluğu`nun ise Türkiye ile ilişkilerini canlandırmak için ekonomik reformlardan, Anayasa değişiklikleri ve insan haklarına kadar birçok konuyu gündeme getirdiğini hatırlattı.

ANAP`ın, 1984 yılındaki mahalli seçimlerdeki başarısının, Avrupa açısından 1983 seçimleriyle ilgili meşruiyet sorununu ortadan kaldırdığını kaydeden Yılmaz, Türkiye`nin böylece Avrupa Topluluğu yolunda ilerleyecek bir yol açmayı başardığını dile getirdi.

Yılmaz, bu dönemde gerek Avrupa Parlamentosu`nun, gerekse Komisyonu`nun demokratikleşme ve insan hakları konusundaki itirazlarının var olduğunu belirterek, Özal`ın ısrarlı takibi sonucu 1986 yılında ilk defa Ortaklık Konseyi`nin toplandığını anlattı.

Türkiye`nin, 14 Nisan 1987`de tam üyelik başvurusunu yaptığını hatırlatan Yılmaz, Özal`ın bu başvuruya AT`nin cevabını tahmin edebildiğini, ancak bu başvurunun Türkiye`yi içinde bulunduğu sıkışıklıktan kurtarma amacını güttüğünü ifade etti.

Yılmaz, Özal`ın tam üyelik başvurusu sırasında AT`nin demokrasi veinsan hakları konusundaki tüm kuralları kabul ettiğini anımsatarak, Ocak 1987`de Avrupa İnsan Hakları Komisyonu`na bireysel başvuru haklarının kabulünün, Türkiye`nin tam üyelik konusundaki siyasi iradesinin göstergesi olduğunu söyledi.

TCK`nın 141, 142 ve 163. maddelerinin kaldırılmasının da Avrupa standartlarına ulaşmada önemli bir adım olduğunu anlatan Yılmaz, 1989 yılında Avrupa Komisyonu`nun Türkiye`ye ilişkin verdiği rapora da dikkati çekti.

ÖZAL`IN VASİYETİ

Özal`ın, bu raporda Türkiye`ye yönelik olumlu unsurları ön plana çıkardığını kaydeden Yılmaz, ``Türkiye`nin, Avrupa Topluluğu`nun olumsuz raporundan tam 10 yıl sonra aday üyelik sürecine girmesi, Özal`ın bu yapıcı yaklaşımı sayesindedir`` diye konuştu.

Türkiye`den tam üyelik müzarekelerine başlanması için talep edilen konulara bakıldığında, hepsinin Özal`ın başlattığı ancak yarım kalan konular olduğunu da ifade eden Yılmaz, şöyle devam etti:

``ANAP, Özal`ın, Türkiye`nin AB ile ilgili vasiyetini yerine getirmek için bütün gücüyle mücadele etmeye devam edecektir. Bu mücadele hedefine ulaşırsa ki, buna hiç şüphe yoktur. O zaman Özal`ın yattığı yerde huzura kavuşacağına inanıyorum.``

Türkiye`nin dört bir yanında Özal`ın anıldığını dile getiren Yılmaz, ``Ne mutlu Özal`a, arkasında her zaman büyüyen bir sevgi seli bırakmıştır. Ruhu şad olsun`` diyerek konuşmasını tamamladı.


Ana Sayfa | Son Dakika | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım

© Copyright 2008 Hürriyet